• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Gelin; Diyarbekir’i dünyanın en büyük açık hava müzesi yapalım
    Gelin; Diyarbekir’i dünyanın en büyük açık hava müzesi yapalım
    6 Nisan 2016 13:42
    Font1 Font2 Font3 Font4
    Bu Haberi Yazdır

    Ey hükümet, ey Bakanlar Kurulu Üyeleri, ey milletvekilleri, ey Büyükşehir Belediyesi, ne olursunuz en azından bu konuda “rant”ı düşünmeyelim.
    Ey Türkiye’yi, dolayısı ile insanlığın var oluşu ile inşa olan ve on iki bin yıllık geçmişi avuçlarımızın içindeki çizgiler kadar açık ve seçik bilinen kadim şehir Diyarbekir’i sevenler, Diyarbekir’in Sur İçini yeniden inşa edeceğiz diyenler; gelin Diyarbekir’i Fransız Arkeolog Albeert Luis Gabriel’in dediği gibi, Dünyanın En Büyük Açık Hava Müzesi yapalım.
    Nasıl mı? dediğinizi duyar gibiyim.
    Kaç zamandır kafamda. Bugün yazmak nasip oldu.

    Ey devletin resmi yöneticileri, ey yerel yönetimlerin yöneticileri, ey tüm sivil toplum örgütleri yönetici ve üyeleri, ey Diyarbekir’i seviyorum diyen, içerde ve dışarıda yaşayan Amidli hemşerilerim gelin elele verelim, bu hayali gerçekleştirelim. Türkiye kurtulsun. Diyarbekir dünya olsun…
    Haydi canlar birlik olalım, el verelim, bel verelim, Sur içini inanç turizminin, tarih turizminin başkenti yapalım.
    Nasıl mı?
    Tabi ben mimar ya da mühendis değilim. Şehir planlamacı değilim. Ben Diyarbekir sevdalısı, çocukluğunu, gençliğini tüm öğrenimini bu kadim şehirde yapmış; bana verdiklerini, yarınlara ışık tutsun diye ona geri vermeye çalışan bir gazeteciyim. Bu işleri çok iyi bilmem. Ancak bu işin ilki, olarak düşüncelerimi söylemek isterim.
    Şöyle ki:
    Sur içinde bulunan 350’ yi aşkın tarihi eseri gözden geçirelim. Onaralım….
    Yatırları, peygamber ve sahabe mezarlarını gözler önüne çıkaralım. Camileri, mescitleri; kiliseleri sinagogları, din turizmine açalım. Hanları, hamamları, kervansarayları, müzeleri ve Diyarbekir’in tarihi evlerini onaralım. Yani tarihi değeri olan her şeyi, ama her şeyi ayrı tutarak geri kalan yapıları yıkalım. Sur içini şu an bulunduğu keşmekeşlikten kurtaralım.
    Yıkılmış, tarihten silinmeye yüz tutmuş, Diyarbekirle birlikte anılan tarihi hanları, hamamları… aslına uygun onaralım, gerekirse yeniden yapalım.
    Eski Diyarbekirde kentsel dönüşümü, Amed’imin lehine çevirelim.
    O kötü yapıların yerine ne yapacağız peki diye sorulan sesleri duyar gibiyim.
    Kolayı var.
    İlk işimiz sur içinde bulunan, tarihi değeri olmayan, Diyarbekir’in imajına hiç mi hiç uymayan tüm yapıları yıkalım. Yalnızca tarih kalsın orta yerde.
    Boş kalan yerlere:
    1. Minia Amid yaparız.
    2. Eski cezaevini aslına uygun bir şekilde buraya inşa ederiz.
    3. Énzeleyi rehabilite ederek, büyük bir balıklı göl haline getirip turizme açarız,
    4. Her bir burcu ayrı bir müze yaparız.
    5. Sembolik bir direkxane yapılabilir,
    6. Her burcunda Mezopotamya’ya egemen olmuş uygarlıkların çok belirgin izleri, ayrıca kitabeler,motifler, belirgin armalar vardır. Bunlar; dillendirilerek, seslendirilerek, görüntülendirilerek, turistlerin beğenisine sunulabilir.
    7. Burçlarda sanat galerileri açılabilir. Konservatuar öğrencilerinin kullanımına verilebilir,
    8. Diğer yanda sur içinin belirli yerlerine Diyarbekir türküleri çalan ses düzeni konabilir,
    9. Festivaller için yer ayrılır orada karpuz ve benzeri festivaller yapılır. Diger zamanlarda ise park olarak kullanılabilir,
    10.Küçük esnaf çarşıları yaparız:
    A. Gümüşçüler,
    B. Bakır işlemeciliği
    C. İpekçiler,
    D. Kürsücüler,
    E. Puşicilik
    F. Testicilik,
    G. Dökümcülük,
    H. Ağaç işlemeciliği,
    İ. Çinicilik,
    J. Kilim ve heybe dokumacılığı,
    K. Mum sanatı,
    L. Minder el sanatları…
    11.Turistlerini yorulduklarında dinlenebilecekleri çay bahçeleri, parklar,
    12.Turistlerin acıktıklarında yemek yiyebilecekleri, yerel yemekler yapan restoranlar,
    13.Diyarbekirimi, Amid’imi anlatan Diyarbekir’e özgü hediyelik eşya yapan ve satan küçük dükkanlar,
    14.Her burcun tarihini, özelliğini anlatan görsel ve duysal programlar hazırlanır ve o burçların yanına ve de Minia Amid’in içine konur.
    15.Diyarbekir’in tarihini anlatan, sinevizyon gösterileri hazırlanır, belirli zamanlarda seyirciye sunulur.
    16.Tabi Küçük Küpeli, Büyük Küpeli, Merheli, Dıngılhava havuzlarını modern hale getirip bilhassa turistlerin kullanımına açalım.
    17.Sur içinde belli yerlere Diyarbekir kadayıfı yapan ve de gezenlere sunan pastaneler yapılır.
    18.Diyarbekir’in meşhur meyan kökü şerbeti çağdaş içim yerleri oluşturularak halkın hizmetine sunulur.
    Tabi bütün buralar, şeffaf, herkesin görebileceği camdan ya da benzeri bir maddeden yapılmalı ki gelen turistler yapılanı canlı bir şekilde seyredebilmeliler, görebilmeliler…
    19.Tarihi yerlerini tarihsel gelişim ve oluşumları giriş kapılarının önüne konan sesli ve görsel aletlerle hizmete sunulur.
    20.Tabi unutmayalım sur içi ulaşımını paytonla yapalım.
    Daha bu naçizane benim ilk etapta aklıma gelenler. Mimarlar, mühendisler, şehir planlamacıları… daha iyisini, daha bilimsel olanını; daha tarihsel, daha kentsel, turizme daha elverişli görüşler ortaya koyacaklar. Bu görüşler ve öneriler ışığında dünyada tek olabilecek bir açık hava müzesi yapalım Sur İçini.
    Kentsel dönüşüm olayını tarihi bir kararla Diyarbekir’in lehine çevirelim.
    Sakın olmaz demeyin. Olur. İmanıma, dinime hem de bal gibi olur.
    Ben hazırım.
    Ya Sizler?…”
    Dostça kalın…

    “Diyarbekir 5 Nolu Cezaevi, MÜZEYE dönüştürülsün.”
    “SUR İÇİ; DÜNYANIN EN BÜYÜK AÇIK HAVA MÜZESİ OLSUN.”
    “SURİÇİ ESNAFINA ELVERELİM.
    AİLELERİMİZLE ALIŞ-VERİŞ İÇİN SUR İLÇESİNE GİDELİM.”

     

    AMED’İME

    Kırklar Dağı ağlıyor,

    Dicle Nehri’nin cigeri yanıyor.

    Bugünlerde Seman Köşkü yas tutmuş,

    Hevsel’de dut ağaçlarının gözü yaşlı.

     

     

    Mardin Kapı Mezarlığında ağlayanlar;

    Analar, babalar, bacılar, kardaşlar,

    Kendi ölülerine mi ağlıyor, sanıyorsun.

    Degil brako vallahi degil.

    Onlar benim gibi, Amed’ime ağlıyor.

     


    Yorumlar



    İlgili Haberler