Tüm dünya uluslararası öğretmen örgütlerinin katkılarıyla, 1966’da UNESCO ve ILO (Dünya Çalışma Örgütü) tarafından alınan Öğretmenlerin Statüsüne İlişkin Tavsiye Kararı ile 5 Ekim’i Dünya Öğretmenler Günü olarak kabul etmiş ve Türkiye de bu sözleşmeyi onaylamıştı. Sözleşmede öğretmenlerin konumlarını güçlendirmek, haklarını geliştirmek ve korumak amaçlanırken mesleğe girişten emekliliğe, mesleki ve özel tüm konular da düzenlenmiştir. 5 Ekim sadece kutlanan bir gün değil, tüm eğitim ve bilim emekçilerinin uluslararası alanda birlik, dayanışma ve örgütlü mücadelenin simgesi olan evrensel bir gündür. Ama Türkiye’de darbeden bir yıl sonra Mustafa Kemal’in, Millet Mektepleri’nin Başöğretmenliğini kabulü olan 24 Kasım (1928), Öğretmenler Günü olarak tercih edilmiş, böylece Kemalizm’i bilince çıkarırken bu günden de yararlanmıştır.
Türkiye, kabul edip imzaladığı tüm sözleşmelerde olduğu gibi bu sözleşmede de yükümlülüklerini yerine getirmemiş, aksine eğitim ve bilim emekçilerinin sorunları çözülmek bir yana daha da artmış ve içinden çıkılmayacak bir şekilde karmaşıklaşmıştır. Doğaldır ki laik, bilimsel ve anadilinde eğitimi savunan, demokrasiye, temel hak ve özgürlüklere sahip çıkan eğitim ve bilim emekçileri sistemin hedefi olmaktadırlar. Hiçbir dönemde bugünki kadar yoğun ve kapsamlı öğretmen kıyımı yaşanmamıştır. Avrupa ortalamasına göre iki yüz saat fazla çalışan Türkiye’deki öğretmenler, daha az maaş aldıkları gibi bir de tüm demokratik haklardan uzak, darbe döneminden kalan yasalar, hatta yasa bile olmayan KHK’ler ile baskı altında çalışmaktadırlar.
12 Eylül darbecileri 3700 öğretmeni ihraç emişken, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası bu sayı 30 binlere ulaşmıştır. Kamuda ve eğitimde yaşanan ihraçlar ve açığa alma uygulamaları ile bir milyonu aşkın öğrencinin eğitim hakkı da fiilen engellenmektedir. Bu çabalar sistemin ihtiyaç duyduğu sorgulamayan, düşünmeyen tek tip köleler yaratma amacına hizmet etmektedir.
Tüm bu olumsuz koşullara rağmen emek, demokrasi, hak, özgürlük ve barış talebinden vazgeçmeyen eğitimciler örgütlü mücadelelerini sürdürmekte, 5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü’nü üyesi oldukları Eğitim Enternasyonali’ne üye diğer ülkelerle eş zamanlı kutlamaktadırlar. Uluslararası öğretmen örgütlerinin katkılarıyla kazanılmış bir hak olan 5 Ekim’i, Dünya Öğretmenler Günü olarak kabul etmek ve kutlamak tüm komünist, sosyalist hatta sadece devrimciler için bile bir görev olmaktadır. Kitle kuyrukçuluğuna düşmeden, yanlış anlaşılmaktan korkmadan duruşumuza yakışan tavrı sergilemeliyiz. Tıpkı 8 Mart’ın Dünya Emekçi Kadınlar Günü, 1 Mayıs’ın İşçi ve Emekçiler Bayramı olarak kutlanması gibi Dünya Öğretmenler Günü’nü de kendi gününde, 5 Ekim’de kutlamalıyız.
Neslihan Havva Köymen







