• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Gezi hoş bir anı mı?

     

    Evet, Gezi Direnişi’nin üçüncü yıldönümündeyiz. Özellikle sosyal medyada bir kaç gündür ağırlıklı olarak Gezi Direnişi’nden söz ediliyor. Ama bunlar daha çok hatırlama/hatırlatma babında yapılan değinmeler. Direnişi analiz eden, geleceğe taşınacak çıkarsamalarda bulunan eleştirel irdelemeler hayli az.

    Gezi Direnişi sönümlendikten kısa bir süre sonra bir anıya dönüştü. İçinden İstanbul’un ilçelerine yayılan forumlar çıkarsa da, Birleşik Haziran Hareketi gibi bir oluşuma esin kaynağı olsa da Gezi Direnişi çok çabuk bir nostalji oldu.

    Bugün Gezi Direnişi en çok masumiyeti ile hatırlanıyor. Sahiden de her ne kadar hükümet medyası Gezi’yi komplo teorileriyle açıklamaya kalkışsa ve toplumun bir kesimini bu yönde manipule etse de, direniş sürerken kimi gruplar Gezi üzerinden hükümete bir komplo yapmaya ve çözüm sürecini baltalamaya çalışmış olsa da, Gezi Direnişi masum kaldı, masumdu.

    Ancak tam da bu masumiyet onun en büyük zaafından kaynaklanıyordu. Örgütsüz ve kendiliğinden bir hareket olmasından. Gezi Direnişi’nin heterojen kitlelerine önderlik edecek bir örgütsel yapının olmaması ya da o sırada oluşup inisiyatifi ele alamaması, Gezi’nin masumiyetini sağlamış olsa da bir yandan da onun kolay sönümlenmesine ve dağılmasına yol açtı.

    Ama zaten Gezi Direnişi kendiliğinden bir hareketti. Bu onun bir yandan iktidar ve devlet taarafından kolayca çözümlenememesine yol açarken, diğer yandan da kolayca çözülmesine, dağılmasına sebep oldu.

    Sonrasında Kürt hareketi de Gezi ruhu ile Kobane ruhunu birleştirme çabasına girişti, bu yönde sloganlar ürettti.

    Fakat Gezi çevresi, özellikle de Haziran hareketi sonrasında devletin çok ağır darbeleriyle karşı karşıya kalan Kürtler’le dayanışma içine girmekte acele etmedi, hatta bundan imtina etti.

    Bırakınız dayanışmayı maalesef Barış Bloku’nun oluşumunda da Geziciler pek fazla etkin olmadılar.

    Oysa Gezi’nin belli bir aşamasında Batı’da özellikle gençler Kürtleri anladıklarını söylüyorlardı.

    Fakat örgütsüzlük bu bilincin geleceğe taşınmasına engel oldu.

    Bugün Gezi Direnişi yeniden tartışılırken o masumiyetin hatırlanması güzel.

    Fakat bununla ancak bir Gezi nostaljisi elde edilir, Gezi bir nostalji olarak kalır.

    Türkiye’nin demokratikleşmesine yoğun bir katkı sağlayamaz, sağladığı katkı da hızla zayıflar.

    Ama Gezi Direnişi’nden Türkiye toplumuna bir şey kazandırılacaksa bugün bunun yolu barış için Kürt halkıyla dayanışmadan geçiyor.

    Böylelikle Gezi Direnişi’nin kazanımları kalıcı olur, gelişir ve Gezi Direnişi bir nostalji olmaktan çıkıp Türkiye toplumunun demokratikleşmesinin en önemli tarihi dönemeçlerinden biri olarak işaretlenir.

     

     


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları