• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Giden Yalnız HDP Olmaz

    Cemaatin etkin olduğu zamanlarda Ahmet Şık, “dokunan yanar” dediği için hapse atılmıştı. Gün geldi devran döndü, AKP yüzünü Cemaat’e döndü, onları yakmaya başladı. Bu kez sıra AKP’nin yakmasında. Ancak AKP’nin farkı var. O, bırakın dokunanı, hissedeni bile yakıyor. Cemaat yakarken, kendi gücü ile ağırlıkla da bürokrasi, basın ve yargıdaki kadroları aracılığıyla yakıyordu. AKP cepheyi geniş tuttu. Bu nedenle önce Cemaat’e el attı, kadrolarını ya etkisizleştirdi ya da güce tapanlarını tespit edip yanına çekerek, “güç benim” dedi. AKP bununla yetindi mi? Karşısındaki ‘rakip’ güçlüydü. Onca günahı olan bir yapının dişli bir ‘rakibi’ etkisizleştirmek için tek başına hareket etmesi sonuç alıcı olmayabilirdi. Hele Cemaati de karşısına almışken, yeni argümanlara sarılmalı, yeni ittifak odakları bulmalıydı.

    AKP için yeni argümanlar ve ittifak odakları bulmak çok zor olmadı. İslami sosla Cumhuriyet’in kurucu kodlarına dönmek her şeyi çözdü.

    Önce Ergenekon’u, Balyoz’u, Sarıkız’ı, Ayışığı’nı falan Cemaat’e yükledi. Bu ulusalcıları rahatlatan ve iktidarın yanına çeken etkili bir manevraydı. Bu arada Kürt hareketinin etkisini kırmak, önünü kesmek için asker ile bir uzlaşı sağlandı. AKP’nin bu ustaca manevralarının sonucu olan ittifak ve uzlaşılara, 7 Haziran seçimlerinden sonra HDP’ye düşmanlığı esas politika olarak belirleyen MHP ile HDP’nin varlığını ve güçlenmesini kendisi açısından risk gören CHP de katıldılar.

    Peki, engel neydi?

    Gücü elinde tutuyor. Cemaat’i bitiriyor. Eskinin tüm suçlularını yanına çekip alana sürebiliyor. HDP dışındaki Meclis muhalefeti yanında.

    Çok açık, engel olan HDP!..

    AKP’nin kirli işlerini canhıraş bir uğraşıyla açığa çıkarmak için uğraşan HDP’ye bu kadar yüklenilmesi boşuna değil. Olabilir, eleştirebiliriz, eksik görebiliriz ama şunu da biliriz; HDP’nin eksikleri olsa bile kimse ona kirliliğin suç ortağı oldu, diyemez.

    Bugünlerde Anayasa Komisyonu’nda yaşanan tiyatronun nedeni de budur. HDP’liler Komisyon’da sonuna kadar engelleyici oldular, saldırıya uğradılar, linç edilmek istendiler. Nihayetinde iş oylamalara gelince geri çekilip sahneyi şen ortaklara bıraktılar. Peşinden gördük ki maddeler patır patır AKP, CHP ve MHP’nin oy birliği ile geçiyor. Demek ki yalnız Cumhurbaşkanı’nın değil, CHP ve MHP’nin de acelesi varmış.

    HDP, 7 Haziran’daki gücünü korumasa da 59 milletvekili ile 1 Kasım’da parlamentoya girmeyi başarmıştı. Üstelik ne o kirli ittifaka dahil oluyor, ne de kirli hesapların içinde yer alıyordu. Daha da önemisi, başından beri ısrarla CHP’yi o kirli güruhtan koparıp demokrasi mücadelesine çekmeye çalışıyordu.

    Olmadı, büyük ittifak buna yol vermedi. CHP’nin de kulağından çekip HDP’nin yok edilmesi için düğmeye bastı. CHP içinde namuslu insanların olması, AKP’nin suçuna ortak olmayacağız diyen Eren Erdem ve Mahmut Tanal gibi isimlerin bulunması bu gerçeği değiştirmiyor. CHP’nin ana gövdesi kirli ittifakın içinde ve hepsinin ortaklaştığı nokta, 1924 Anayasası’na dönüş yapmak. Nasıl yapacaklar bilinmez ama 1924’ten bu yana hayallerini süsleyen “müreffeh toplum” rüyasını yeniden görmeye başladılar.

    Farkına varmadıkları şu. Tüm bunlar aslında AKP’yi, özellikle de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı güçlendiriyor. Erdoğan’ı durduracak son barikat olan HDP’de gittikten sonra bu kez CHP’nin hedefe konacağından kimse şüphe duymasın. MHP zaten AKP’nin Yozgat şubesi olmuş durumda. CHP, koalisyona dahil olduğunun, AKP’nin İzmir şubesi olmaya koşar adım gittiğinin farkında bile değil. Güçlenen, iktidarını pekiştiren, içindeki ayrıksılara bile tahammül edemeyen, kendi atadığı Başbakan’a bile güvenmeyip yetkilerini elinden alan bir güç, istediklerini elde ettiğinde CHP’nin gözünün yaşına mı bakar?

    Artık ülkeye yazık olacak demenin bir anlamı da yok. Çünkü bu ülkeyi en çok sevdiğini iddia edenler, bu ülkeye en büyük tuzağı kurup en son darbeyi vurmaya hazırlanıyorlar.

    Gidenin yalnız HDP, zarar görenin yalnız Kürtler olmayacağının farkında bile değiller…


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları