• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Göç, Psikoloji, Kamulaştırma

    Sur’da yasak kısmi olarak devam ediyor. Gündem ise kamulaştırma. Yasak boyunca 5 bin aile göç etmek zorunda kaldı. Onbinlerce kişi evlerinden, işyerlerinden oldular. Sadece yıkılan evler ve işyerleri değildi. Çatışmalı süreç, ciddi anlamda psikolojik sorunlara da yol açıyor. Asıl tahribat ise bu. Geçtiğimiz gün psikolog Mahmut Pakdemir ile sohbet ettik. Şunları söyledi; “iki tür travma var. İnsan ve doğa eliyle oluşturulmuş. Bu göç dediğimiz ruhsal travma insan eliyle oluşturulmuş ayağı. Bununla beraber bir sürü ihlal, evlerin yıkılması ve buna binaen yaşanan ruhsal travma var bu kişilerde. Bir çoğunda gece uyuyamama, özellikle çocukları için endişelenme. Gelecekte ne olacağıyla ilgili bir umutsuzluk, karamsarlık. Hayal kuramama, umut bağlayamama geceleğe dair ve hayattan bir şey bekleyememe. Artık nereye gideceklerini bilememe.” Pakdemir özellikle ruhsal travmanın Van depremi sonucundan daha ağır olduğuna da dikkat çekiyor. Bu sürecin insanlarda derin izler bırakacağını da sözlerine ekliyor.

    “Çocuklarımızın psikolojisi bozuldu”

    Sur’dan göç edenlerin yaşadıkları da psikolog Pakdemir’i doğrular nitelikte. Göç eden Ferhat Alçı;

    “Bomba seslerinden kurşun seslerinden çocukların psikolojisi bozuldu. Yasağın altıncı gününde oradan çıkmak zorunda kaldık. Eşyalarımız, kıyafetlerimiz, hepsi kaldı. Sadece üstümüzdeki eşyalarımızla mahalleden çıktık. 5 nüfusumuz var 3’ü çocuk. Yaklaşık 3 aydır sağda solda kalıyoruz. Ev, eşya, kıyafet yok” diyor.

    Yıkılan evlerin molozları ise Dicle Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi’nin olduğu yerdeki boş alana dökülüyor. Evleri yıkılanlar gidip eşyalarını orada arıyor. Kızının çeyizini arayan bir anne örneği her şeyi gözler önüne seriyor aslındı. Sur’dakilerin anıları molozların arasında kaybolup gitti. Oraya gidenler gözyaşlarına hakim olamıyor. Çünkü mesele sadece bir yatak, bir döşek değildi. Evleri ve geçmişleri de yıkılmıştı. Şimdi o alanında etrafında güvenlik bariyerleri konuldu.

    “Diğer ilçelerde de benzer durum var”

    Sadece Sur’da mı yaşanıyor bu? Hayır. Sokağa çıkma yasağının uygulandığı il ve ilçelerden göç etmek zorunda kalanlar aynı durumda. Özellikle çocuklar çok etkileniyor. Ve bir bütün olarak çatışmalar, yasaklar insanlarda ciddi travmalara da yol açtı ve açmaya da devam ediyor. Şırnak merkez, Nusaybin, Yüksekova ve Silopi’de yasaklar bir ayını geride bıraktı. Çatışmaların devam ettiği anlarda sayıca çok insan göç etmek zorunda kaldı. Hepsinde aynı psikoloji. Geçtiğimiz günlerde Cizre’de bir çocuk, evlerinin enkazında çıkardığı gitar ile şarkı söyleme görüntüleri haberlerimize de yansıdı. Gitar kırıktı ancak çocuk hala şarkı söylüyor.

    “Sur’da eski hareketlilik yok”

    5 ay sonra ilk kez Sur’a gittim. Hayat kaldığı yerden devam etmiyor. 5 mahallenin etrafı güvenlik bariyerleri ile çevrilmiş. Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi’nin vurulduğu dört ayaklı minarenin önünde de yoğun güvenlik önlemi var. Gazi Caddesi’nde eski hareketlilik ve canlılık yok. Bir daha kendi eskisi gibi olacak mı, bilinmez. Herkesin çok ciddi etkilendiği açık. Psikolog Pakdemir’in belirttiği gibi; “Bundan sonra ne olacak?” sorusuna umutlu yanıt veren yok. Diyarbakır suskun. Bir yandan da yasak kapsamına girmeyen yerlerde ise hummalı bir çalışma var. Böyle bir çalışma olduğunda gürültünün ayukka çıkması gerekiyor ama öyle değil.

    “Kamulaştırmaya karşı hukuk mücadelesi”

    Diyarbakır’ın bir de gündeminde kamulaştırma var. Kamulaştırma kararının iptali için davalar açılıyor. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, İnsan Hakları Derneği ve Mezopotamya Hukukçular Derneği’nin kamulaştırma kararının iptali için hukuki mücadele başlattı. Eski Sur Belediyesi binasında kurulan hukuk bürosuna başvurular ise yoğun. Şimdiye kadar bine yakın kişi başvurdu, kamulaştırma kararının iptali için. Başvuraların son tarihi ise 21 Nisan.

     


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları