• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    GÖÇMENLERİN İHTİYACI OLAN DİYALOG KANALLARIDIR..

     

    Yaşadığımız çağda ne yazık ki göçmenler birlikte yaşadığı topluma karşı hoşgörüsüz, saygısız ve önyargılı bakış ile yaşamını sürdürüyorlar.

    Avusturya-Viyana’da haziran ayında İbrahim C. adlı Viyana doğumlu 21 yaşında Türk asıllı Avusturya vatandaşı, IŞİD’in militanı diye gözaltına alındı. İbrahim C. Babasından habersiz aldığı arabada, iddiaya göre GEEFLOW adlı Osmanlı rap grubunu dinlerken yüksek sesle devamlı “Allahu Ekber” sloganı atmış. Bir Avusturyalı da “Benim üzerime arabayı sürdü“ diye şikâyette bulunmuş. İbrahim C. bunun üzerine gözaltına alınmış.

    Bu trajik öyküde herkes kendinden bir şeyler bulacaktır. Avrupa’da yaşayan muhafazakâr aileler yaşadıkları ülkelerin insanlarına “gavur” demekten bir türlü vazgeçemediler. Camilerde ve milliyetçi derneklerde, hoşgörüsüz bir kültürle eğitildiler. Türkiye’den davet edilen ilahiyatçılar “Bunlar gavur! Bunlarda namus, ahlak yoktur. Bunların kültürü sabah erkenden işe gitmek, işten sonra alkol içmektir. Bunların kiliseleri bile yarasa evleridir,“ diye propaganda yaptı maalesef.

    Oysa Türkiye’den getirilen emekçiler, ekmek parası kazanmak; köyünde bir tarla almak ya da bir ev yapmak için gelmişlerdi. Birkaç yıl çalıştıktan sonra beş-on bin kazanıp dönmek istiyorlardı. Fakat 50 yıl oldu ne giden vardı; ne de yaşadığı toplumla iletişim halinde olan… Kendi içlerine kapalı “getto” bir yaşama sarıldılar.

    Avusturya devleti de dil ve uyum konusunda “misafir işçilere” yardımcı olmadı. Geldikleri günün ertesi günü işe başlatıldı bu gurbetçiler. Kimileri dayanamayıp döndü, kimileri psikolojik tedavi gördü, kimileri hastalıktan öldü. Kimileri işsiz kaldı, dönemediler bile; perişan oldular.

    Göçmen işçiler arasında kimileri ise dili merak edip yeni yaşamlarına yön verdiler. Farklı bir kültürü öğrendiler. Uyum içinde yaşamanın, ortaklaşmanın, yan yana olmanın, sendikalaşmanın, dayanışmanın ne olduğunu gördüler.

    Her türlü ırkçı, ayrımcı ve kinci propagandasının etkisinde kalanlar kendi çocuklarına da bu kindarlığı aşılamışlardı. Bedenleri burada, kafaları Türkiye’nin siyasal gelişmelerdeydi. O siyasal yönlendirmenin etkisi altında, yabancı düşmanlığına karşı kendi ırkçılıklarını sergiliyorlardı. Tahammülsüz ve saygısızca, sokaklarda bağırmayı, tramvaylarda, metrolarda küfür etmeyi, şiddeti, saldırganlığı yaşamın bir parçası olarak görenler hep var oldu. Avrupa’da yaşayan Türkler arasında namus cinayetleri, sokak kavgaları, soygunlar, uyuşturucu ticareti yaşamın bir parçası haline geldi.

    “Oğlum IŞİD teröristi değildir” başlıklı Yeni Vatan Gazetesi’nde yayımlanan röportajda, gözaltına alınan İbrahim C.’nin babası oğlu için bakın ne diyor; “Arkadaş çevresinin etkisiyle, askerden döndükten sonra birkaç kez bağımlılık yapan esrar gibi uyuşturucu madde kullandı. Biz aile olarak bu konuda gerekli uyarıları her zaman yaparak önlem almaya çalıştık. (…) Biz muhafazakâr, Sünni, Konya asıllı bir aileyiz. Bizim oğlumuzun hiç bir terör örgütü ile bağlantısı kesinlikle olmamıştır, olamaz. Bu iddiaların hepsi asılsızdır ve bazı medyanın uydurmasıdır.”

    Baba cami çevresini, dernekleri yanlarında göremediğini ve onlara kırıldığını şöyle ifade ediyor. “Bir diğer hayal kırıklığımız ise Avusturya’da faaliyet gösteren Türk dernekleridir. Bizi basın dışında hiç bir Türk Derneği ne bir geçmiş olsun demek için ne de mağduriyetimizde bize yardımcı olmak için aramamıştır.” (Yeni Vatan Gazetesi Haziran 2016 sayı 179)

    Evet, Viyana’da gelişen bu olayın sosyolojik-psikolojik boyutuyla yüzleşmeliyiz. Farklılıkların güzel ve insani yanlarını almayı bilmeliyiz. Uyuşturucu kullanan çocuklarımızı gizlemeden sosyologlardan ve psikologlardan destek almalıyız. Birlikte yaşadığımız topluma karşı kini ve nefreti geliştirenleri eleştirmeliyiz. Yaşadığımız toplumla diyalog ve iletişim halinde olmalıyız. Her şeyden önce insan olarak kendimizle yüzleşmeliyiz… Her şeyin ölçütü insanlıktır çünkü. İşte bu ölçüyle insanı, doğayı ve tüm canlıları sevmeliyiz, derim…

    Kötünün ırkı her yerde, kötü her yerde kötüdür…


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları