• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Görüşmenin ardından

    Türkiye çok farklı, maalesef sorunlu, gergin ve riskli bir dönemden geçiyor. Birbiri ardına normalde bir ülkeyi iççatışmanın kıyısına da değil artık, tam ortalık yerine taşıması gereken olaylar neyse ki bir şekilde atlatılıyor. Şimdilik. Gerçekleşse ülkeyi kana bulayacak, senelerce telafi edilemeyecek sosyal, siyasal ve ekonomik bir yıkıma yol açacak 15 Temmuz darbe girişimi sonrası öylesine bir gözaltı ve tutuklama furyası başlatıldı ki hükümet tarafından Cumhurbaşkanı Erdoğan bile sonunda “at izi it izine karıştı” demek zorunda kaldı. Cumhurbaşkanı, FETÖ soruşturma ve operasyonlarına işaret ediyordu.

    Peki Kürt Siyasal Hareketi’ne ve sosyalistlere, barış yanlılarına yönelik gözaltı ve tutuklama operasyonlarına ne demeli? Yüzlerce barış akademisyeni, binlerce Kürt ve sendikalı öğretmen, barış adına Kürtler’in yanında duran aydınlar, Kürt gazeteciler hiç de gerekmezken işten atılıyor, gözaltına alınıyor, tutuklanıyor. Edebiyatçılar da artık yargının hedefinde. Bunun Türkiye sosyal hayatında yol açacağı yıkımı kestiremiyorlar mı? Yarın barış yeniden gündeme geldiğinde bu insanlara nasıl cevap verilecek?

    Bu öyle bir çatışma süreci ki, bütün ülkeyi ağır biçimde etkiliyor. Toplum şiddeti, ölümleri kanıksar oldu. Bu bir ülke için en tehlikeli şeydir. Halk kendince bir adalet arayışına girdi mi, bunu durdurmak zordur. Bu darbe girişimine benzemez. Maalesef bazı politikacıların söylemleri halk kesimlerinin birbirlerine düşmanlığını körüklüyor. Popülist söylemler çok önemli riskler de içerir, siyasetçinin sorumluluğu kışkırtmak değil uzlaştırmaktır.

    Haftasonu Sinop’ta yaşanan olaylar sizi de korkutmadı mı? Halkların karşı karşıya gelmesi geçiştirilecek bir durum değildir. Neden her bu türden ‘kız kavgası’ diye geçiştirilen olayda hep etnik bir taraf da oluyor? Bunları düşünmek lazım.

    Bir toplumun hiç bir kesiminin demokrasi ve onun kurumlarından umudu kesmesine yol açmamak lazım, çünkü demokrasi ve kurumları bir gün herkese gerekir. Gerçekleşse, demokratik seçimlerin yapılmasına asla müsaade etmeyecek bir askeri darbe girişimini atlatmış bir hükümet, nasıl olur da bir halk kesiminin ezici çoğunluğunun sandıkta seçtiği belediyelere kayyum atar? Bunun olası etkileri nasıl düşünülmez? Ülkem için üzülüyor ve kaygılanıyorum.

    Bu yüzden de geçen pazar günü kardeşi Mehmet Öcalan, 18 aylık bir tecritin ardından İmralı’ya Abdullah Öcalan ile görüşmeye gittiğinde çok heyecanlandım.  Pazartesi günü görüşme içeriğine ilişkin açıklamanın yapılacağı saat 14’ü zor bekledim. Barış diledim.

    Abdullah Öcalan’ın mesajları netti. Müzakere sürecine geri dönüşün önünü açmayı hedeflediği mesajlarından anlaşıldığı kadarıyla bu kanlı süreçten çıkmak için yollar mevcut, projeler hazır. Hükümetin kimi yetkilileri “çözüm mözüm yok” dese de kamuoyunun önünde, ben bunun bir halkla ilişkiler söylemi olduğuna inanmak istiyorum.  Kimsenin günde 30 insanın ölümüne razı olamayacağını düşünüyorum.

    Ve tekrarlıyorum: ‘Barış hemen şimdi’.


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları