• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Gülen-Erdoğan işbirliğinden darbeye

     

    Artı Gerçek’te Yavuz Baydar’ın kaleme aldığı yazı/haberde Avrupa Birliği’nin istihbarat birimi olan EUINTCEN’in raporunun şimdiye kadar açıklanmayan bölümleri de yayınlandı. Baydar, bu raporun şimdiye kadar niçin kısmen yayınlandığını şöyle aktarıyor:

    EUINTCEN’in raporu 17 Ocak’ta, yani hazırlandıktan beş ay sonra basına sızdı. İngiltere’nin Times gazetesi içerikle ilgili çok kısıtlı bilgilere yer verdi. Daha sonra EUObserver sitesi de Times haberine atıfta bulundu; aynı alıntıları kullanarak. Daha sonra, sonbaharda AB yetkilisi Johannes Hahn’ın açıklamalarına bakılınca yine anlaşıldı ki, Hahn ‘AKP darbeye önceden hazırlıklı idi’ şeklinde raporda yer alan ifadeleri kelime kelime tekrar etmişti. Rapor neden bu kadar dar bir içerikle yayınlanmıştı? Gerisinde ne vardı? Bunun sebebini geçenlerde öğrendim: ‘Çok gizli’ kayıtlı metin, çok az sayıda ‘VIP’ kişiye iletilmişti. Raporu sızdıran kaynaklar ancak kendi işaret ettikleri kısımların yayınlanmasını uygun buluyorlardı, aksi halde güvenlik tedbirleri sızdıranın kimliğini kolayca bulabilirdi.

    Önemli bir bölümü özellikle HDP ve diğer AKP-Gülen muhalifi kesimler tarafından Türkiye’de kanaat olarak defalarca dile getirilen bu raporun önemi, esasen AB gibi uluslararası bir kurumun istihbarat birimi tarafından kaleme alınmış olmasından kaynaklanmakta. Bu yönüyle ilerde Erdoğan’ı zorlayacak olan belki de bu rapor olacak…

    Erdoğan ve Gülen Cemaati’nin Kürtlere yönelik uygulamaları açısından önemli eksikler barındıran raporun dikkat çekici diğer bölümlerine bakmayı sürdürelim:

    Raporda  “Gülenistler, Kemalistler ile AKP muhalifleri ve ‘fırsatçılar’dan oluşan bir subaylar grubunun darbenin arkasında olması muhtemeldir” deniliyor ve Gülen’in darbeden bilgisinin olmadığı kanaatine yer veriliyor.

    Aynı raporda bir diğer belirleme de Gülen Hareketi’nin kitle gücü ile devletteki gücünün oransal karşılaştırması. Gülen’in popülerliğini oransal olarak yüzde 8-10 civarında tanımlayan EUINTCEN, yargı, eğitim sektörü ve emniyet içindeki Gülen yanlılarının belirlenenden çok daha yüksek oranda olabileceğinin altını çiziyor. Bunun nedenini ise şöyle açıklanıyor:

    Gülen ve Erdoğan arasında 1990’ların sonlarında başlayıp 2009’daki ilk sürtüşmelere kadar devam eden ilişki ve işbirliği, samimiyet ve işlevselliğe dayanıyordu. AKP yönetiminin 2003 ile 2010 arasındaki ilk yarısında Gülen Hareketi, Erdoğan ve AKP’nin stratejik ortağı idi. (Gülen Hareketi) AKP ile beraber Ordu içindeki Kemalist unsurlara, güvenlik güçlerine ve adli yapıya karşı (Ergenekon ve Balyoz davaları) kapsamlı tasfiye hareketinde yer almıştı. Bu kurumlardaki kadro açıkları, müteakiben, Gülen Hareketi ile bağlantılı kişiler tarafından doldurulmuş, Gülen Hareketi’nin gücünü artırmıştı.

    Aslında yukarıdaki belirlemenin sonuçlarına birçoğumuz yakından tanık olduk. Çünkü Kürtler, sosyalistler halen bile Gülen Hareketi’nin sözü edilen dönemdeki yargı uzantılarının hazırladığı iddianamelerle yargılanıp ceza almaya, hayatları karartılmaya devam ediyor. Erdoğan, ağırlıkla 2014’ten sonra kılıcını Gülen Hareketi’ne de çevirdi ancak iş Kürtler ve sosyalistler olunca geçmişte Gülen Hareketi’nin yaptıklarının tek birine karşı çıkmadı; hepsini katmerleyerek sürdürdü.

    Raporun önemli bölümlerinden biri de 15 Temmuz Darbe Girişimi’ne yönelik belirlemelerden oluşuyor. Bu belirlemelerde özetle, Gülen Hareketi’nin tek başına böyle bir darbe yapmasının mümkün olmadığı bilgisine yer verilerek Gülen Hareketi’nin ordu içinde denildiği kadar güçlü örgütlenmeler oluşturamadığına dikkat çekiliyor:

    Türkiye yönetimi, 15-16 Temmuz darbe girişiminin arkasında İmam Fethullah Gülen ve hareketinin olduğu konusunda mutlak kanaat birliği içindedir. Ancak, elde edilen istihbari bilgilere göre, Gülen’in eski müttefiki Erdoğan ile kadrosuna karşı gerçekten de bu adımları atma kabiliyeti ve kapasitesine sahip olduğu, muhtemel görünmemektedir.

    Raporun sonuç bölümünde AKP’nin bu süreçten güçlenerek çıkabileceği olasılığına da dikkat çekilmekte:

    Türkiye’deki darbe girişiminin geleceğe dönük çok sonuçları olacaktır, ancak iktidar partisi bunu kendi menfaatleri doğrultusunda sunacak ve bu yönde muameleye tabi tutacaktır. AKP darbe girişiminden fayda elde etmeye çalışacaktır; olasıdır ki bundan daha da güçlenerek çıkacaktır.

    İşin rapor bölümü bir yana her şey bize bir kez daha gösteriyor ki bu süreci tersine çevirmenin, Erdoğan’ın bu süreçten güçlenerek çıkmasını önlemenin bir yolu da referandumdan Hayır sonucunun çıkmasını sağlamaktır.

    Hulasa, rapor bize Gülen-Erdoğan ittifakından güç biriktiren ve bugün tekçi hegemonya oluşturmaya doğru hızla giden Erdoğan ve yandaşlarına niçin Hayır denilmesi gerektiğini de anlatmakta…


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları