• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Hadi Yoldaş, iş çok

    Geçen sene bu zamanlarda Halkın Nabzı, yeniden döşemeye başladığımız, İshak’ın deyimiyle ‘yazıhane’mizin bir masasında önce bir A4 kâğıda kurşun kalemle çiziktirilmiş bir birinci sayfa planı, sonra da ona çabucak zımbalanacak iç sayfa taslaklarıydı. Sonra kısa bir tatile çıktık. Tatile çıkacağımız gün yazıhanenin kalan yeni mobilyaları ve eşyaları da geldi. Onları öylece bırakıp gittik, taslağı da öylece bıraktık masada, demlenmeye, ama tatil boyunca da aklımız fikrimiz İstanbul’daydı yine. Bir an önce dönmekte.

    Döndüğümüzde ilk iş hemen gelip mobilyaların henüz yerlerine yerleşmediği ama yine de yazıhanemiz olan mekânımızın sevincini yaşadık, sonra da hızla yerleştirip eşyaları, ‘yazıhane’yi sahiden de yazıhaneye döndürdük. Yazıhanesine. İki bilgisayarda öyle bir üretime başlamıştık ki, yazı eviydi artık burası. Bir kere girilmişti bir yola, eğlene tartışa yürüyorduk. Dostlukevi.

    Bu hazırlık döneminde ikimizdik, İshak ve ben. Şimdi bakıyorum da kimler gelmiş kimler geçmiş gazetemizin sayfalarından, yazıdan ve yazıhaneden.
    Başlangıçta iki kişiydik dedim ya, çevremizdekilerin pek umrunda değildi ne yaptığımız. Bakıp geçiyorlardı. Hem yaygın yerel gazete imajının hem de mütemadiyen krizde olan Türkiye ülkesel gazeteciliğine ilişkin yüzeysel fikirlerinin etkisiyle belki de geçici bir heves olarak gördü çevremizdeki birçok kişi çabamızı.
    Fehim ve Halil, bir de Uğur yanımızda durdu daha başından.
    İshak, genel yayın yönetmenliğinin bütün sorumluluğunu üstlenmiş, taşıyordu. Tarzı, insan ilişkilerindeki becerisi ve yöneticilik deneyimi ile çok uygundu bu konuma. Benim bohem tarafımı bilirsiniz. Hem içerik hem üretim sürecine dair belirleyici kararları İshak alıyor, sonra ikimiz dört elle sarılıyorduk işe. İki sıkı arkadaş, birbirini, ne kadarı mümkünse bu hayatta, bu kadar iyi tanıyan iki insan, sanki bu süreçte daha da tanıdık birbirimizi. Birbirimizdeki gizil ve yeni potansiyelleri keşfettik.
    Ömür de böyledir ya. Rakamlar önemlidir. 35 yaş için şiir yazılır mesela. 50’de sanki yavaşlar ömürler. 70’de iş bitsin istenir insanda. Öyle olmaz hâlbuki. Yaşama sevinci öyle kolay sönmez. Sönmesin de zaten.
    Gazetelerde ise rakamlar arttıkça, güven, kalıcılık güveni, böylesi bir özgüven de artar. Arttı bizde de. Bizim gazetede de.
    50 hafta. Önce Maltepe’nin Nabzı, 8’inci sayıdan itibaren Halkın Nabzı.
    Size bu 50 haftanın görünen cephesinin ardındaki, tevazuya sığınsam da, evet, kahramanlığı, fedakârlığı ve yorgunluğu anlatmak istemiyorum. Anlatmaya başlasam boğazıma bir yumru sıkışır, gözümden yaş gelir. Çabalarımıza, koşuşturmalarımıza yazıhane komşularımız tanıktır. Yine de her yeni sayıya sevinç ve enerji ile başlayabildik. Oluyor işte. Bu ülkenin medya düzeni bizi yıkamıyor.
    Biz kıymetini biliyoruz yaptığımız işin. Kurumsallaşmanın getirdiği kolaylıkları hisseder olduk artık yavaş yavaş. Siz de kıymetini bilin lütfen bu gazetenin.
    Özgür medyaya hepimizin ihtiyacı var.
    Hadi Yoldaş, gel, iş başı yapalım biz. Yol uzun. İş çok.

     

    (Bu yazı Halkın Nabzı’nın 50. sayısı için yazılmış ve Temmuz 2014’te yayımlanmıştır. Gazetemizin ilk sayısı 7 Ağustos 2013’te yayımlanmıştı. Bu hafta bu yazımı bir kez daha yayımlıyorum.)

     


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları