• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    “Halkımızla birlikte olmaya çalışıyoruz”
    “Halkımızla birlikte olmaya çalışıyoruz”
    6 Ağustos 2016 00:30
    Font1 Font2 Font3 Font4
    Bu Haberi Yazdır

    HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, Türkiye’nin genç kuşak politikacılarından biri. Ancak HDP içindeki kariyeri ve duruşu ile tavrındaki direngenlik on kasa sürede ilgiyle takip edilen bir politikacı haline getirdi. Meclis kürsüsünde de sokaklarda da aynı tavizsiz, karalı söylemini sürdürüyor Figen Yüksekdağ.

    Figen Yüksekdağ ile buluşup kendisine HDP’nin bu süreçteki önceliklerini sordum:

     

    HDP askeri darbe ve OHAL arasında üçünü yolu nasıl örecek?

    AKP bir darbe teşebbüsü ile yeni tanışmış olabilir ancak biz son 1,5 senedir bizzat AKP ve Saray tarafından bu ülkeye dayatılan bir sivil darbe ile de mücadele ediyoruz. Biz ister askeri, ister sivil olsun darbelerin ne manaya geldiğini çok iyi biliyoruz. Tarihimiz darbeler ve etkileriyle mücadele üzerine kuruludur. Bu anlamda OHAL’i de, yaşanan son askeri darbe girişimine karşı alınan bir önlem olmanın ötesinde sivil darbe sürecinin de bir devamı, bir aşaması olarak okuyoruz. Yaşadıklarımız da bunu doğruluyor. OHAL ile birlikte siyasi soykırım operasyonları yeniden başladı, işkenceli gözaltılar ve keyfi toplantı yasakları geri geldi. Muhalif mahallelere sistemli saldırılar yaşadık, yaşıyoruz. Diğer taraftan, bir birlik beraberlik histerisi estirilmeye çalışılıyor ama bu birliğe, mutabakatlara HDP davet dahi edilmiyor. Sözü edilen demokrasi şölenine Kürdün, Alevinin, işçi-emekçi ve sol-sosyalist kesimin davetli olmadığı çok açık. Biz şuna dikkat çekiyoruz: Bu darbeleri üreten, zemin hazırlayan temel dinamik zaten faşizan akla ve ittifaklara dayalı tekçi-dayatmacı devlet mekanizmalarıdır. Böyle bir yapı kurarsanız onu yeni iktidar savaşlarına açık hale getirmeniz kaçınılmaz olur. Dolayısıyla darbelerle mücadele “gelecekte yeni darbeciler doğuracak” tekçi-kirli ittifaklar ve güvenlikçi-dayatmacı politikalarla değil, temel hak ve hürriyetleri merkeze alan gerçek demokrasiyi ve çoğulculuğu geliştirerek yapılabilir. İşte “Ne darbeler, ne OHAL” derken, tüm mitinglerimizde, beyanatlarımızda, temaslarımızda bunu anlatmaya çalışıyoruz.

    Kürt halkı ve HDP Türkiye’nin demokratikleşmesinde nasıl bir rol oynuyor?

    Çok açık ifade edeyim, HDP bu ülkenin demokratikleşmesi için yegane şanstır, zira diğer partilerin birbirinden öyle çok da büyük bir farkı yoktur. Hatta tek muhalefet partisi vardır, o da HDP! Bunu neden böyle söylüyoruz? Bir kere demokrasi, birbirine benzeyen bir çoğunluk yaratma ve 4 senede bir onların rızalarını almak değil, farklılıkların ve emeğin temel hak ve özgürlüklerini anayasal ve fiili güvence altına almaktır. HDP bunu söyleyen, bunun için mücadele eden gerçekten de tek partidir. Öte yandan, bazıları ne kadar zahirde mevcut anti-demokratik uygulamalara karşı olduklarını dile getirseler de, direnen, sonuç alan ve bunun bedelini ödeyen maalesef sadece HDP’dir. “Bu yasa tasarısı korkunç ama yine de evet” demekle, askerin ve polisin saldırılarına karşı geri adım atmakla muhalefet yürütülmüyor maalesef. Zaten 7 Haziran sürecinden sonra AKP-Saray’ın ezilenlerin siyasetine karşı topyekün bir savaş başlatmasının sebebi de HDP’nin bu umut veren, çoğulcu, özgürlükçü ve direngen-mücadeleci karakteridir. Dolayısıyla rolümüzü şöyle tariflemek gerçekten abartı olmaz: Türkiye’nin demokratikleşmesinin seyri HDP’nin hareket ve özgürlük alanının genişleyip daralmasına bağlıdır. HDP’nin olmadığı, pasifize edildiği bir iklimden demokrasi çıkmaz, çıkamaz.

    2016-07-31 15-25-10 (2)

    HDP’nin bu süreçteki öncelikleri nelerdir?

    Parti olarak bunu çeşitli düzey ve platformlarda dile getiriyoruz. Öncelikle katılımcı bir süreçle demokratik ve özgürlükçü bir yeni anayasanın oluşturulması gerektiğini söylüyor ve buna odaklanıyoruz. Yine bununla bağlantılı olarak son 1.5 senedir Kürt illerinde devam eden abluklaların ve şu an ülke sathına yayılmış anti-demokratik OHAL’e hemen bir son verilmesi için mücadele ediyoruz. Zira darbe mekaniği dediğimiz şeye son vermek için gereken en önemli adımlardır bunlar. Ayrıca insanlığın en temel kazanımlarından birini geri götürecek olan idamı geri getirme tartışmalarına son verilmesi gerektiğini söylüyoruz. Ayrıca biliyorsunuz, darbe girişimi ertesi adeta bir av başlatıldı kamuda. Takip edebildiğimiz kadarıyla 60 binden fazla kişi görevden alındı, gözaltına alındı, tutuklandı. Bu sayı her geçen gün de artıyor. Bizler hükümeti bu süreci muhaliflerin tasfiyesi için bir fırsat olarak görmekten vazgeçmeye çağırıyoruz. Ve elbetteki Kürt Sorununa kalıcı barış için adım atılması gerektiğini yineliyoruz. Bunun yolu da Sayın Öcalan üzerinde uygulanan tecrit politikalarının sona erdirilmesinden geçiyor. Şunun farkındayız: Püskürtülen darbe girişiminin ardından darbe karşıtlığı ve demokrasi şöleni söylemi ile başlayan, ancak özünde millici bir histeri ile örgütlenen toplantılarla sokaklar ve alanlar muhalefete kapatılmaya çalışılıyor. Bir nevi üst siyasetteki HDP karşıtı mobilizasyon sokaklarda da gerçekleştirilmeye çalışılıyor. Biz de bu dönemde mümkün olduğu kadar çok miting ve halk buluşması tertiplemeye, ne askeri, ne sivil darbe, ne de OHAL demeye ve kitlemizle birlikte demokrasinin gerçek arenası olan sokaklarda olmaya çalışıyoruz. Fiili önceliğimiz budur.

    Mitingleriniz görkemli geçiyor. Halkların HDP’den talepleri nelerdir?

    Bu ülke halklarına dayatılan ayrımcılık ve buna karşı yürütülen mücadeleye gerçekleşen saldırılarla insanlarda kararsızlık ve tedirginlik iklimi yaratmaya çalıştılar. Siyasi öncüler olarak biz tam da bunu aşmak için devamlı sokaklarda, alanlarda, meydanlardayız. Bir eş genel başkan olarak ayın 2-3 günü Ankara’ya gelebiliyorum, o da toplantılar için! Halkımızla birlikte olmaya çalışıyoruz. Ve açık söyleyeyim, hep aynı nidayı duyuyoruz: Vekilim/Başkanım, biz sonuna kadar sizinleyiz! Evet, kadınlar, işçiler, Aleviler, Kürtler ve tüm ezilenler sadece ve sadece eşit yurttaşlık ve sosyal adalet talep ediyorlar ve  bu talepten bir adım dahi geri atmamaya kararlılar. Bizden de hep bir adım daha fazla ileri gitmemizi istiyorlar. Zaten biz de haklılığımızdan ve bu güce olan inancımızdan destek alıyoruz. Eğer bugün HDP bir hamle yapıyorsa herkes bilsin ki onu  buna sevk eden şey ezilenlerin, Türkiye halklarının verdiği bu cesaret ve taleplerinin meşruiyetidir.

    2016-07-31 15-25-50 (2)

    HDP, yeni anayasa çalışmalarında yer alacak mı ve teklifleri ne olacak?

    HDP’nin yeni anayasa çalışmalarında olmaması düşünülemez. Bu bizim en temel mücadele hattımız zira. Bu konuda en son Demokratik Cumhuriyetin İnşası Komisyonu Kurulması Hk. Kanun Teklifi verdik 28 Temmuz’da. Yeni anayasa çalışmalarımız da halihazırda devam ediyor. Katılım konusunda en ufak bir tereddütümüz yok. Ancak HDP karşısında oluşan milli mutabakat cephesinin buna ne kadar olumlu yaklaşacağı konusunda geçmiş deneyimlerimize dayanan çok ciddi şüphelerimiz var. Neticede her an tutuklanabilecek olan vekilleriz! Anayasal herhangi bir güvencemiz yokken anayasa yapımına eşit katılımımızın sağlanacağına çok ihtimal vermiyoruz. Ancak dediğim gibi, tüm varlığımızla demokratik bir anayasa için mücadele ettik, etmeye de devam edeceğiz.

    Savcılıklar HDP’li vekilleri ifadeye çağırıyor. OHAL sürecinde bu davetlere karşı nasıl bir tavır alacaksınız?

    Bu davetlere karşı olan tavrımızı OHAL’den önce belirlemiştik zaten. Bununla alakalı bir bildiri de yayınlamıştık. Bizi sadece bizi seçen halkımız yargılayabilir dedik ve ifade davetlerine icabet etmeyeceğimizi açık bir biçimde söyledik. Gelip zorla götürmek istiyorlarsa buyursunlar, ancak hiçbir şekilde ifade vermeye gitmeyeceğiz. OHAL koşullarında da değişen bir şey olmayacak.

    HDP’nin ne gibi genişleme perspektifleri var?

    Daha önceden de bir ihtiyaçtı ancak şu an iyice yakıcı hale geldi: Demokrasi Cephesi. Evet, bu zamana kadar etkin bir cephe örebildiğimiz söylenemez. Ama artık böyle bir cepheyi hızlıca ve etkin bir şekilde örmemiz gerekiyor, hele ki karşımızda motor gibi “tek”leyen bir milliyetçi histeri bloğu oluşmaya başlamışken… Bu, sadece bizim değil, tüm emek ve demokrasi güçlerinin ortak sorumluluğu. Biz bunun için neredeyse koşulsuz bir şekilde çalışmalara katılıyor, görüşmelerimizi sürdürüyoruz. Bu konuda kafamız gerçekten çok açık.

     

     


    Yorumlar



    İlgili Haberler