• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    HASSASİYETLER ve ÖZEN
    HASSASİYETLER ve ÖZEN
    3 Ağustos 2016 12:03
    Font1 Font2 Font3 Font4
    Bu Haberi Yazdır

     

    Hassasiyetlere özen göstermek…

    Bunu yaparken; işimize gelen ya da hoşumuza giden hassasiyetlere karşı özen gösterip diğer tarafın hassasiyetlerini göz ardı edersek ya da hiçe sayarsak, barışı tahsis etmemiz olası olmaz. Böyle davranmakla, karşı koymaya isyan etmeye zemin hazırlamış oluruz.

    Adı üzerinde hassasiyet…

    Sözcük anlamı: Bir uyarıma karşılık, alınabilen tepkinin uyarıma oranı ile ölçülen nitelik.

    Ayrıca hassasiyetleri gruplara ayırmak olasıdır.

    1. Kişi hassasiyeti,
    2. Aile hassasiyeti,
    3. Toplum hassasiyet,

    Ç. Etnik hassasiyet.

    Tabi bunu çoğalta da biliriz.

    Bu arada şunu belirtmekte yarar var; hükümetlerin hassasiyetleri olmaz. Çünkü hükümetler, kendilerine temsil gücü verenler için vardırlar.

    Hükümetler hassasiyetlerini ön plana alırlarsa, ülkesinde yaşayan tüm dil, din, mezhep ve etnik farklılıkları karşısına almış olur. İşte kavga o zaman başlar. Bu nedenle diyoruz ki, hükümetlerin böyle bir lüksü olmamalıdır.

    Rönesans ve reform yaşamış çoğu ileri ülkeler bu sorunu aşmışlar. Bünyelerinde bir yığın gerek mezhep, gerek etnik farklılıklar bulunduran; bilhassa Kuzey Avrupa ülkelerinde, çağdaş uygarlık seviyesine ulaşmış diğer ülkelerde barışı tahsis etmek sorun olmaktan çıkmıştır.

    Ama bu sorunu henüz aşamamış ülkelerde kavga kaçınılmaz olmuş. Bu nedenle de hükümetler ayakta durabilmek için, militarizme yatırım yapmış, polisiye önlemler için yığınca paralar harcamıştır. Halkına, düşünceye, inançlara, etnik farklılıklara karşı güvensiz, sevimsiz bir hal almışlardır. İşte Mısır, işte Suriye… Bu örnekleri çoğaltmak olasıdır.

    Çözüm hassasiyetlere özen göstermek, saygılı olmak, içine sindirmek, hoşgörü göstermektir. Çözüm bütün bu sayılanları göz ardı etmemektir. Kabullenmeyi gurur meselesi olarak görmemektir. Çözüm kaymamaklar ilçelerde, valiler illerde, hükümetler ülkelerinde yukarıda sayılanları içine sindirirlerse oraya barış gelir, huzur gelir. Militarizme ve polisiye önlemlere harcanan paralar ekonomiye döner. Kalkınma kaçınılmaz olur. İnsanlar istediklerini yer içerler… Mutlu olurlar.

    Aksi olursa…

    Aksi olursa; kavgasız gün olmaz. Ekonomi düzelmez. Kalkınma olmaz. İnsanlar ne bulduysa onu yerler. İnsanların yüzü gülmez, mutsuz olurlar. Hal böyle olunca da barış tahsis edilemez.

    Çünkü bir gün bir tarafın hassasiyetlerinin üzerine gidersiniz, o taraf üzülür, kahreder; içi isyanla dolar. Diğer taraf ise korkar ses çıkarmaktan, pusar. Bir başka gün diğer tarafın hassasiyetlerini hiçe sayarsınız, bu kez de o taraf gücü size yetmeyince, içine atar. Kini her geçen gün çığ gibi artar. Diğer taraf ya gücü yetmediği için pusar, ya da “Bana yapıldığında o susmuştu” der. Bu durum ilk bakışta hassasiyetlere karşı duyarsız olanları kazançlı gösterse de doğru değildir.

    Gün gelir tarafların kininin önüne geçilmez olur. O zaman da iş işten geçmiş olur.

    Örnek mi?

    İşte Ortadoğu, işte Kuzey Afrika ülkeleri…

    Dostça kalın…

    “Diyarbekir 5 No.lu Cezaevi, MÜZEYE dönüştürülsün.”

     

    “SUR İÇİ; DÜNYANIN EN BÜYÜK AÇIK HAVA MÜZESİ OLSUN.”


    Yorumlar



    İlgili Haberler