• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Hatun Ana

    Anneler sevilmez mi, herkes annesini çok sever ama Aysel Tuğluk’la yüz yüze konuşmalarımızdan biliyorum ki, o annesine özellikle çok bağlıydı, çok düşkündü. O yüzden Hatun Ana’nın ölüm haberini alınca fena sarsıldım. Son nefesini verirken annesinin yanında değil de, düzmece bir iddianame ile cezaevinde olmak nasıl büyük bir acı olmuştur Aysel Tuğluk için diye düşündüm.

    Ama ertesi gün, cenazede insanlık düşmanı faşist güruhun saldırısı ve linç girişimi, bunu takip eden olaylar, kamuoyunda patlak veren tartışma, yaralanan kamu vicdanı, Hatun Ana’nın defnini toplumsal bir vakaya dönüştürdü.

    Son birkaç yılda yeniden tazelenen ayrıştırıcı ve kışkırtıcı siyasi söylemler, hak mücadelesi veren Kürtler’in hedef gösterilmesi ve kriminalize edilmesi sonucu ülkedeki yarılmanın nereye kadar geldiği, ne kadar derinleştiği ve devlet ve hükümetin savaş konseptinin insanları nasıl insanlıktan çıkarabildiğini Hatun Ana’nın cenazesine yapılan saldırıda gördük.

    Bir annenin vasiyeti üzerine gömüldüğü yerden çıkarılması için mezarlıkta yakınlarına saldırmak, tehdit etmek ve cenaze konulduğu mezardan çıkarılana kadar beklemek neye işaret eder?

    Aleviler’e ve Kürtler’e olan düşmanlıklarını geçmişten gelen Ermeni soykırımcılığı ile birleştirip kendisinden başka herkesin ölümünü isteyen ama öldüğünde de ölüsünden rahatsızlık duyacak kadar kötüleşebilen bu insanlar kim?

    Bu insanları cezasızlıkla ve sırt sıvazlamalarla cesaretlendiren, karakola düştüklerinde desteğe koşan mülki amirler, politikacılar bu ülkeye ne yaptıklarının farkında mı acaba ya da bunu mu istiyorlar zaten?

    Hatun Ana saldırgan güruhun diretmesi sonucu mezarından çıkarıldı ve Dersim’e, kendi toprağına götürülüp defnedildi.

    Annesinin son nefesinde yanında olamayan Aysel Tuğluk, annesinin vasiyetini de yerine getirememenin acısını ekledi acısına.

    Bu vahim olayın duyulmasının ardından sosyal medyada en çok vurgulanan şeylerden biri önemli bir gerçeğe işaret ediyordu: “Ölülerimiz bile yan yana toprağa verilemeyecekse, kardeşlik, birlikte yaşam nasıl sürdürülebilir ki” deniyordu mealen birçok protesto mesajında.

    Türkiye’de öyle uzun bir süre devletin içine yuvalanmış odaklar faşist çetelere destek verdi ki, biz Hrant Dink’in katiline jandarma karakolunda bayraklı poster çekildiğinde şaşırmamıştık.

    Hatun Ana’ın cenazesine saldıranlardan birinin Bakan’la fotoğrafını görünce de şaşırmadık. AKP Genel Başkan Yardımcısı olayların müsebbibinin HDP olduğunu iddia edince de şaşırmadık. Şaşırmıyoruz ama bütün bunların ülkeyi ne hale getirdiğini de bıkmadan usanmadan söylüyoruz.

    Aysel Tuğluk, cezaevinden bir gazeteciye gönderdiği mesajda olayın ardından toplumun gösterdiği duyarlılıktan umutlandığını söylüyordu.

    Evet, biz böyleyiz, en acılı anlarımızda bile küçük de olsa bir barış umuduna sarılıyoruz.

    Toplumda barış yanlısı vicdanlı insanların sayısı elbette az değil.

    Ders çıkarması gerekenler siyasiler, iktidar sahipleri.

    Bu ülkenin ne hale geldiğini bu olayda olsun görsünler artık.

     


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları