• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Hayat bir dildir ve dilin düşündürdükleri

     

    “Hiç bir şey eyleme geçen cehalet kadar korkutucu olamaz!” 2 Temmuz 19993’te Madımak Otel’inde savunmasız insanları diri diri yakanları devlet seyretti. Açıkça göz yumdu. Toplanan primat yaratıklar çocukları omuzlarında “yak ula yak” diye bağırırken ve sonra da “alkışla ula alkışla “diye kinlerini kustular.

    Allah adına ölüm çığlıkları atarak cennetin anahtarını mı aldılar peki?

    Kin ve nefret kindarlığı tetikledi.  Yaratılan ‘düşmanı’ ortadan kaldırmayı bir varlık sebebi olarak tanımlayıp masum insanları öldürmeyi katli vacip olarak kabullendiler.

    Kızılbaşları/Alevileri katliamlarla, asimilasyonla ve sindirmeyle yok etmek isteyenler cumhuriyet öncesi de vardı, cumhuriyet sonrası da oldu.

    Kızılbaşlarla ilgili vahşet, aşağılama ve yalan Osmanlı’dan beri var olageldi.

    Kızılbaş/Alevilere inkârdan, asimilasyondan, gözyaşından, acıdan ve sürgünden başka ne uygulandı cumhuriyet boyunca?

    Kemalist iktidar döneminde Ankara’da ‘mum söndü’ adlı tiyatro oyunuyla (1931/32) iğrenç şekilde bilinçler çarpıtılmak istendi. Oyun yazarı Musahipzade Celal, hem Milli Edebiyatın hem de cumhuriyetin önemli bir tiyatro yazarıdır. Cumhuriyet kültürünün yazarları ve romancılarından Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Ömer Seyfettin, Hüseyin Rahmi Gürpınar, Reşat Nuri Gültekin vb gibiler Kızılbaşların/Alevilerinin “Mum söndü” yaptıklarını yazdılar.

    Bunlar bugüne kadar sorgulandı mı?

    Sosyolojik olarak toplum ayrımcılıkla zehirlendi. Bu kirlenme ve zehirlenme hala günümüzde sorunu olmaya devam etmektedir. Sünni İslam’ın ayrıcalıklı bir din olduğu fikri Sünniliğin temel görüşü oldu. Ve çok acıdır ki, 1924 Anayasa’sında Sünni İslam’ı tek din olarak resmileştiren, Diyanet İşleri Başkanlığı’nı kuran Atatürk hala bazı Alevilerin toz kondurmadığı bir lider.

    Cumhuriyetin başlangıcında ve sonrasında Kızılbaşların/Alevilerin adının hiç bir yerde geçmemesi ve cemevlerinin yasaklanması da bir o kadar acı…

    Kızılbaş/Aleviler laiklik adı altında sürdürülen asimilasyonu sorgulayamadıkları müddetçe aydınlanma sürecini ne başlatabilir ne de yaşayabilirler.

    Soralım şimdi, cumhuriyet Alevilerin hangi yarasına merhem oldu?

    Cem evleri yasallaştı mı? Kızılbaşların/Alevilerin hakları tanındı mı? Anayasa’da eşit yurttaşlık hakkı verildi mi? Adı ‘laik’ ve ‘cumhuriyet’ olan bir ülkede neden resmi olarak tek dinden bahsedildi hep?

    Kızılbaş/Alevilerin varlığı anayasada hiçbir zaman güvence altına alınmadı. Neden?

    Unutmayın, her toplum layık olduğu iktidar tarafından yönlendirilir ve yönetilir. Laiklik istiyorsak, Laikliğe layık olduğunuzu göstereceğiz. Eğer demokrasi diyorsak, demokrasiye sahip çıkacağız. Demokrasiye layık olduğumuzu göstereceğiz. Sokakta, işte, evde, okulda, sırada, okuyarak, yazarak, konuşarak, yürüyerek tek başınıza kalsak bile demokratik yollarla direneceğiz.

    Başka türlü özgürlük yok.


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları