• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Hedef alınan kim?

    Bir süredir Cumhurbaşkanı ve Başbakan’ın konuşmalarını dinlerken kendimi nasıl hissettiğimi buradan anlatmam zor. Ama şunu söyleyebilirim, bir dışlanmışlık hissi içindeyim, bu ülkenin bir yurttaşı olarak umursanmadığımı da hissediyorum.
    Çünkü her ne kadar Cumhurbaşkanı ve Başbakan’ın konuşmaları sadece Kürt kentlerindeki direnişçileri hedef alıyormuş gibi tasarlanmış olsa da, aslında bütün Kürtler’e yönelik bir tehdit olduğu aşikar. “Kürtler” dediğim de bu ülkenin yurttaşları, bu toprakların kadim halkı.
    Şöyle açıklayayım: Bu savaş 30 seneden fazladır devam ediyor. Kürt Siyasal Hareketi değil yenilmek, teslim olmak, tam tersine büyük bir kitleselliğe ulaştı. Kürt Siyasal Hareketi’nin parlamenter geleneğinin bugünkü partisi Türkiye’nin üçüncü büyük partisi olmuş durumda. Milyonlarca taraftarıyla iki seçim art arda barajı darmadağın etti. Üst düzey askerler emekli oldukça, bu hareketi askeri konseptle yenmenin mümkün olmadığını açıklıyorlar gazetelerde, televizyonlarda. Devlet de, hükümetler de bu meselenin birkaç militan olmadığını biliyor. Yani “hendek”, “terörist” denilirken aslında büyük bir halk hedef tahtasına oturtulmuş oluyor. Kürtler, bir kez daha terbiye edilmek mi isteniyor?
    Peki, bu sırada bu ülkeye yazık olmuyor mu?
    Bir ülkenin kentlerinde eğer okullar kapanıyor, hastaneler çalışamaz hale geliyorsa, öğretmenler, doktorlar geri çağrılıyorsa, artık orası bu ülkenin bir parçası mıdır? Devlet, hükümet bundan payına düşeni almaz mı? Ülke, ülke midir hâlâ?
    Kürtler hâlâ “barış” diyorsa onlara kulak vermek gerekir.
    Bugün ‘terörist”, “asi”, “bölücü” denilip hedef gösterilenler belki de bu ülkede “bir arada yaşamı” hâlâ savunan son kesimdir.
    Tam da böylesi kritik bir dönemde Başbakan, “HDP’li milletvekillerine Meclis çatısı altında ders vermeyi” düşünmek yerine, bu tehditlerden çözüm masasına dönmenin ve parlamentoyu işlevsel hale getirmenin yollarını aramalıdır.


    22.12.2015


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları