Hep eksik… hep çoğalan acı…

İnsan okuduğu romanlarda biraz da kendini arar. Suç ve Ceza’nın Raskolnikov’u iyicil duyguların neden olduğu pişmanlıklarınızı anımsatır size. Kendinizi hayatın dışına itilmiş, gereksiz bir et yığını gibi hissettiğinizde Oblomov’sunuzdur biraz… Çağa, çağın insanına,  boğazını sıkan umutsuzluğa isyan saati çaldığında İnce Memed’i, Tatar Ramazan’ı düşünmek rahatlatıcıdır.  Aşka inancınızı yitirdiğinizde Serenad’ın Wagner’ini anımsamak ağır, ne bileyim Eylül’ün … Okumaya devam et Hep eksik… hep çoğalan acı…