• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ MÜ, İSTİSMAR MI?  
    İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ MÜ, İSTİSMAR MI?  
    27 Eylül 2017 08:57
    Font1 Font2 Font3 Font4
    Bu Haberi Yazdır

    20. yüzyılın İran’ın da, toplumda erkeklere göre ikinci plana atılan İranlı kadınların eğitim gibi birçok temel haklarının kısıtlı olduğu herkes tarafından bilinir. 1925’te, kadınların sadece 3’ü okuma-yazma bilmekteydi. Kadınların eğitim imkânlarının az olmasının, kadınların bu konuda engellenmesinin önemli bir sebebi dönemin din görevlilerinin kadınların eğitimine dair görüşleri. Bu dönemde din görevlileri arasında hâkim iki görüş mevcuttu. “Birinci görüşe göre kadınların çoğu eğitim alacak bir beyin kapasitesine sahip değildir. İkinci görüşe göre ise kadınların eğitimi İslam’a aykırıdır. Kadın okullarının açılmasına ulemadan gelen tepkilere örnek olarak tutucu bir din adamı olan Şeyh Fazlullah Nuri yeni kadın okullarının açılmasına karşı çıkmış. Bu tür okulların açılmasının nihayetinde milletin ‘namus’unun gitmesi anlamına gelecek olan kadınların örtüsüz olması ile sonuçlanacağını söylemiş. Şeyh Fazlullah Nuri’nin sözleri, İlahiyatçı İhsan Şenocak’ı hatırlatıyor. Geçen hafta, camiide verdiği vaazda “kızların pantolon giymesinin”, “kaşlarını aldırmasının”, “üniversiteye gitmesinin günah olduğunu” söyledi. Demokrasi gereği isteyen istediği düşünceyi yayabilir ve kimse de buna karışamaz. Fakat bunu içinde bulunduğumuz durumun içine oturtunca, öyle renksiz bir yaklaşım mümkün olmuyor. Din saiklerine göre bu konuşmayı yaptığını unutalım. Modern kesimde, flört şiddeti olarak kendini gösteren kıyafete karışma kadını kontrol aracına dönüşüyor. Erkek buyurganlığının, bir ifadesi olarak yapılan bu açıklama toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve eril tahakkümü körüklüyor. Eski Avrupa Birliği Bakanı Egemen Bağış, kıyafetin bir ifade özgürlüğü olduğunu, insan kendilerinin diledikleri gibi ifade edebilmelerinin önünün açılması gerektiğini savunuyordu. Ne başörtülü bir vatandaşımız mini etekli bir vatandaşımızın karışılmaması gerektiğinden bahseden Bağış, her kesimin kendisini ülkenin eşit vatandaşı olarak hissedilmesinin önemini vurguluyordu. Nerden nereye… Yargının, siyasetin, bürokrasinin erkeği koruyup kolladığı, kadın cinayetlerinin cezasız kaldığı, tecavüzcülerin cezalarının “kıyafet” bahanesiyle hiçe dönüştürüldüğü bir ülkede böylesine vaazlar vermek, suça azmettirmek ve teşvik etmekten başka birşey ifade edebilir mi? İfade özgürlüğü, ifade özgürlüğü kanunlarına yaslanılarak, tanınan hak ve özgürlükleri ortadan kaldırılmayacak tarzda kullanılmalı. Ayrıca, kılık kıyafet sebebiyle, kimsenin öğrenim hakkı elinden alınamaz. Bu tamamıyla özgürlük sorunu. Dini, siyasi amaçları için istismar edenlerin tutumlarının bir örneği. ” Kızlarınız pantolon giyerken yüreğiniz parçalanmıyor mu ? diyen Şenocak, acaba ENSAR ve KAİMDER evlerinde gerçekleşen 45 öğrenciye tecavüz edilirken içiniz parçalandı ve böyle vaazlar verdiniz mi? Adıyaman Besni’de SÜLEYMANCILAR’a ait olduğu bilinen yurtta defalarca yaşanan cinsel istismar olayına böyle duyarlı davrandınız mı, Hayır. Zatınız, amacında samimi, gerçekci, inandırıcı, inanan değil. Pantolon giyerek okula giden bir kıza vaaz verecek kadar yüreğiniz parçalanıyor ama tarikat yurtlarında tecavüze uğrayan çocuklara yüreğiniz parçalanmıyorsa, algınızdan vicdanınızdan şüphe etmelisiniz. Kadını esareti altına almaya çalışan bu bağnaz zihniyetin iktidar olması durumunda, kadınları ve akabinde bütün toplumu bekleyen tehlikenin görülmesi gerekiyor. Diyanet’i temsil makamında olan bir kimse böyle konuşuyorsa, izahı nedir?


    Yorumlar



    İlgili Haberler