• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    İkirciksiz hayır neden önemli?

    Toplumun bir kesiminde referandumda verilecek hayır veya evetin anlamsızlığı üzerine zihinlerdeki soru işaretleri varlığını koruyor. Özellikle Erdoğan sonrası iktidar alternatiflerine bakarak evet veya hayırın bir anlam ifade etmediğini savunanlar çoğunlukta. Türkiye’de statükoculuğun güçlü bir şekilde varlığını sürdürdüğünü söyleyen bu kesimler, HDP’yi iktidar alternatifleri arasında değerlendiremediklerinden olsa gerek AKP yerine gelecek herhangi bir hükümetin toplum yararına adımlar atacağına inanmıyor.

    Referandumda hayır vereceklerin tek düze olmaması da bu kesimlerin kafasındaki soru işaretlerinden biri. Örneğin MHP’nin muhalif kanadı bunca milliyetçi söyleme karşı Erdoğan’ı hala “Kürtçülükle” suçlayıp referandumda evet tercihinin bölünmeyi getireceğini söyleyebiliyor.

    CHP’li bazı hayırcıların, özellikle de ulusalcı CHP’lilerin tutumu da umutsuzluğu büyüten etkenlerden biri. Evet ile hayır arasında fark olmadığını söyleyenler, AKP sonrası iktidara gelmesi muhtemel CHP’deki bu aklın Türkiye’nin demokratikeşmesine hizmet etmeyeceğini, aksine Kürt düşmanlığını sürdürmek başta olmak üzere toplumun farklı kesimlerine dönük baskıcı politikaları devam ettireceğini söylüyor. Bu bakış açısını besleyen argümanlar da var. Nihayetinde CHP’nin eleştirilen bu aklı bugün Erdoğan’ın dilinden düşürmediği “tek millet, tek devlet, tek bayrak” politikasının mimarıdır. Bakmayın, AKP ve CHP’deki bu aklın savunucuları “utandıkarı” için artık rahatlıkla “tek dil” diyemiyorlar. Ancak iktidarlarını fiilen dili tekleştirecek yaklaşımlar üzerinden sürdürmekten de imtina etmiyorlar.

    Durum bu. Verdiğimiz bu ve daha başka örnekler, evet veya hayırın farklı bir sonuca yol açmayacağını, anlamsız olduğunu söyleyenleri, bunlardan da özellikle de yurtsever Kürtler ile sol/sosyalist bakış açısına sahip olanları besliyor.

    Ancak bir de şuradan bakalım; cidden hayır ile evet arasında fark yok mu? Bunlar arasında tercihte bulunmak anlamsız mı?

    Bir kez şunu aklımızdan çıkarmayalım; Türkiye’deki tüm hükümet krizleri esasen Kürt sorununun çözümsüzlüğünden çıkmıştır. Hükümetler çözüm üretemeyince, daha doğrusu Türkiye’ye Kürtlerin de kendilerini yönetebilecekleri yeni bir kod yazamayınca kriz başgöstermiş ve nihayetinde o hükümet gitmiştir.

    Erdoğan’ın iktidara gelmesi, uzun süre toplumun geniş bir kesiminden destek alması aslında farklı bir bakış açısının savunuculuğunu yapmasındandır. O, Cumhuriyet’in kurucu aklının dışında bir akılla, hatta başlangıçta sosyal demokratların kullanması gereken argümanlarla iktidarını yürüttü. Bugün Batı ile kanlı bıçaklı olan AKP’nin başlangıçta yüzünü Batı’ya dönmesinin nedeni budur. AKP’nin gelip dayandığı nokta biat geleneği üzerinden yürütülecek Sünni İslam devleti anlayışı olmasaydı, pekala toplumun diğer kesimleriyle de uzlaşarak farklılıkları buluşturup Türkiye’nin herkesin kendini özgürce ifade edebileceği kodlarını yeniden yazmak mümkün olabilirdi.

    Nedenlerini uzun uzadıya yazmaya gerek yok. Ancak Erdoğan bunu yapmak yerine fırsatı buluncu kendi kodlarına dndü ve nihayetinde milliyetçi İslamcı bir bakış açısı ile iktidarını zor ve baskı yöntemleriyle sürdürmeyi yeğledi. AKP esasen bu tercihi öne çıkardığı için 7 Haziran’da iktidarını kaybetmişti zaten. AKP’nin 7 Haziran’da HDP’den yediği tokat diğer statükocuların Kürt korkusunu da açığa çıkardığı için Erdoğan iktidarını hala sürdürebiliyor.

    O zaman eğri oturup doğru konuşalım. Kimin hayırı ne anlama gelirse gelsin farketmez, esasen 16 Nisan’da hayırın sandıktan çıkması 7 Haziran’ın rövanşı anlamına da gelecek. Yani Erdoğan referandum tokadını asıl olarak Kürt sorununu çözmek yerine baskıcı, diktatoryal


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları