• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    İletişim engellenemez

    Ünlü iletişimbilimci Marshall Mc Luhan bundan yıllarca önce iletişim çağına girildiğini söylerken dünyanın artık global bir köy olduğunu vurguluyordu. Üstelik bunu derken daha ne internet vardı ne de sosyal medya. Yurttaşların her birinin yazılı ve görsel haber yapacağı ve bunu elektronik olarak yayacağı akıllı telefonlar henüz üretilmemişti. Televizyon ve hatta gazetecilik hâlâ çok pahalı yatırımlar gerektiriyordu. Oysa bugün herkes cebinde bir haber merkezi ile dolaşıyor.
    Aslında büyük yazar Bertolt Brecht daha 20. yüzyılın ilk yarısında radyonun aksamına yapılacak küçük bir eklentiyle dinleyiclerin yayınlara interaktif olarak katılabileceklerini öngörmüştü ‘Radyo teorisi’ çalışmasında.
    Bugün bunların hepsi gerçek oldu. Periscope ve benzeri uygulamalar ile insanlar her an naklen yayına geçebilecek durumda artık. Sosyal medya bir haber ve iletişim ormanına dönüştü. Kaybolmamak için kontrol ve yöntem gerekiyor, özen gerekiyor. Ama yine de işte insanlar dünyanın her yerinden her yerine haber gönderebiliyor.
    İletişim çağı Marshall Mc Luhan’ın öngörülerinin çok ötesine geçti. Yurttaşların kültürü ve bilgisi artıyor, teknoloji dev adımlarla ilerliyor ama maalesef siyaset buna ayak uyduramıyor ya da ayak uydurmak istemiyor.
    Sermaye ve çokuluslu şirketler istediği için teknoloji ithalatına izin veriliyor ama teknolojinin sağladığı imkanların kullanımı önüne yasaklar konuluyor.
    Devlet ve iktidar sermayenin akışına izin verirken, haber akışının önüne set çekiyor.
    Haber tekonolojisi serbest, haber yasak.
    Son birkaç yılda, özellikle Gezi Direnişi sonrası gelen internet yasakları, sosyal medyanın kriminalize edilmesi ve twitter soruşturmaları, hepsi işte tekonoloji ve siyaset, sermaye akışı ile haber akışı arasındaki bu çelişkiye işaret ediyor.
    Geçen cumartesi günü haklarında kapatılma kararı verilen IMC TV, TV 10 ve Hayatın Sesi televizyonlarını ziyaret ettim.
    Hükümetin büyük olasılıkla MGK tavsiyesiyle OHAL kapsamında yayın yasağı getirdiği bu televizyonlarda genç yapımcı ve habercilerle konuştum. Onların bazıları iletişim çağının devrim niteliğinde geliştiği dönemde yetiştiler. Doğal olarak anlamakta zorlanıyorlardı bu yasakları.
    Aslında sadece onlar değil bizler de şaşırıyoruz bu yasaklara.
    Hükümet farkında değil mi, bugün artık haber akışını engellemenin hemen hemen imkansız olduğunun.
    Olan sadece emeğe oluyor. Genç insanlar örseleniyor. İşsizler ordusuna yeni insanlar katılıyor.
    İnsanların çalışma hakkına müdahale edilmiş oluyor.
    Çünkü artık haber iktidarın çektiği setlerde bulduğu her çatlaktan içeri sızıyor. Çatlak yoksa da vura vura çatlatıyor. O kadar çok haber yağıyor çünkü her yerden.
    Bugün artık herkes bir şekilde yurttaş gazeteciliği yapar oldu.
    Tam da bu yüzden ben iktidarın bu anlamsız karardan dönmesini bekliyorum.
    Birçoğu halkların küçük bütçelerinden yaptığı bağışlarla, çok sayıda gönüllünün kurduğu emeklerle kurulmuş bu kurumların kapatılması adaletsizliktir.
    Dünya basın tarihine geçecek bu adaletsizliğin iktidara bir faydası olmaz ama Türkiye’nin basın özgürlükleri konusunda aldığı düşük notu daha da aşağı çeker.
    Özgür bir basın bir gün herkese gerekebilir.
    Hükümet 15 Temmuz darbe girişimi gecesi bunu görmedi mi sanki?


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları