• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    İMAJ ÇAĞININ YAPAY RİTÜELLERİ

    İmaj çağının prestije dayalı ritüelleri büyük zenginlikler taşır. Yatlar, katlar, villalar, arabalar, uçaklar, servetler göz kamaştırırken dipte yaşanan çetrefilli bunalımlar ise iç gönül gözlerini kanatır.

    Talan ve yalan tacirlerinin ezilenlerin çaresizliğinden beslenen özgüvenleri vicdan taşımaz. Öyle ki insanların eşitliğinden söz eden herkesten nefret ederler, kendi dışındaki tüm fikirleri baskılama ve teşhir yoluna giderler, bu yetmezmiş gibi hedef haline getirirler.

    Rejimin kendi ruhunu yansıtan tekçi iktidar uygulamaları ve ritüelleri ülkenin toplumsal çeşitliliğine uymuyor, rejimin adil olmayan total dışlaması iç barışı zedeliyor, merhamet erdeminden yoksunluk büyük sorunlar yaratıyor.

    Düzen kutsayıcı ‘algıtatörler’, mazlumların siyasetine gönül verenlerin içine sızarak kendilerine benzeştirirler. Sihirli değnekleri liberal bireysel haklar lafazanlığıdır. Oysa çare, demokratik bir anayasa uzlaşısıyla demokratik kurumlaşmayı yaratmaktır.

    Bu liberal basınca dayanamayanlar giderek özlerine-topluma yabancılaşırlar. Toplumun haklarını savunma iddiasında olan siyasetin en büyük yanılgısı, elit orta sınıfın cazibesine kapılmasıdır.

    Siyasetçiler dillerinin söylediğine bir türlü kendi yüreklerini inandıramadılar.  Politika, eğer halkın yaşadığı mekân ve koşullarda yapılırsa kendini sürekli üretir; toplumcu siyaset egemenlerin mekânlarında ise yabancılaşır ve kendini tüketir.

    Tüm gerici iktidarların ilk hedefi, demokratik özgürlükleri savunan muhalif ve alternatif siyasettir; ilkin o kurumlar baskı altına alınır. Sonra saraylar, köprüler ve şiddet hayatla takas edilir; tapınma ritüelleri artık  bunlardır,  yaşam ise OHAL’e ertelenir.

    Topluma ve bireye iradesiz nesneler, mülkleştirme gözüyle bakan devlet siyaseti, insana inanma feraseti kazanmış toplumsal sorumlulukların bilincinde olan çağdaş demokratik bir siyasi birliktelik savunusu karşısında çaresiz kalmaya mahkûmdur.

    Böylesi bir siyasi çıkış kamusal alanda zafer kazanacaktır; hem içte hem de dışta istenilen desteği alması da hiç de zor olmayacaktır, çünkü demokratik devrimler çağının hemen arifesindeyiz!

    Baskının karşı şiddeti yaratma gerçeği akıllardan bir an bile çıkarılmamalıdır. Bu kriz dönemlerinden politik sonuçlar çıkarmak feraset işidir. Devletin zor aygıtları karşısında toplumun demokratik haklarını ısrarla kullanma itaatsizliği aktif devreye girebilmelidir.

    Günümüz sorunsalında radikal demokrasi öncülüğüne soyunan siyasetin, liberalizme dümen kırması temel açmazlardan biri olarak karşımızda durmaktadır.

    Demokratik siyasal örgütlülüğün gücü böylesi kaotik süreçlerde alternatif olarak ortaya çıkar, insanı özümseyen bir siyasal bilinç önemli işler başarır. Toplumla zihinsel ve duygusal iletişim kurma becerisi, zaman ve mekânda özgür bir ilişkilenme önemli fırsatlar yaratacaktır.

    Gezi’nin gençlik ruhunda ifadesini bulan çoğulcu özgürlük ve demokrasi talebi, siyasal öncülük iddiasında olanlar için çok önemli veriler barındırmakta ve çıkış yolunu göstermektedir.

    Farklı düşünceleri anlamak ve bir arada bulunma koşullarını oluşturmaya girişmek; eşitlerin özgür dünyaları için mücadele eden demokratik bir siyasi zihniyet öncülüğü mutlaka başaracaktır.

    Kamusal alanı halka açacak vicdani bir çıkışa ihtiyaç vardır. Süreç toplumun bağrından çıkacak siyaset üstü bir toplumsal uzlaşının, kamusal alana çıkıp rejimi radikal demokrasi ile aşması sürecidir ve ülke için zaman oldukça daralıyor.

    “Güçlü insanı zayıf halk yaratır. Güçlü halkınsa, güçlü insana ihtiyacı yoktur.”

                                                                                                                              Emiliano Zapata


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları