• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    İNSANLIĞINDAN UTANDIN MI?
    İNSANLIĞINDAN UTANDIN MI?
    11 Ekim 2017 08:31
    Font1 Font2 Font3 Font4
    Bu Haberi Yazdır

    Doğu Yunanistan’dan, Perslere, Perslerden Makedonya’nın hakim olduğu son olarak 1261’de Menteşe Beyliği’yle Anadolu Eyaleti’ne bağlanıyor. Muğla ilinden bahsediyorum. Muğla ili yüzyıllardan beri tüm insanlığı ağırlamış, tüm dinden, dilden, ırktan ve milletten insana yer yurt olmuş.

    Geçen hafta, tüm insanlığı misafir etmiş bu kentten, insanlık dışı görüntüler yayınlandı.Muğla’nın Ortaca ve Seydikemer bölgesinde “PKK’li oldukları” gerekçesiyle 7 kişi darp edilerek, çıplak yere yatırılıp ters kelepçeli fotoğrafları sosyal medyada yayınlanıyor. Bu 7 kişinin kürt oldukları ve gözaltına alınan, “şüpheli” sıfatında çıplak arama ve ters kelepçe gibi işkence uygulanıyor. Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) 3. maddesinde düzenlenen işkence ve kötü muamele yasağını ihlal ettiği açık. AİHS m.3 “Hiç kimse işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya işlemlere tabi tutulamaz.” 8. maddede düzenlenen özel hayatın ve aile hayatının korunması hakkı altında vermekte. AİHM’nin yerleşik içtihadına göre, işkence, insanlık dışı veya onur kırıcı muamele yasağı demokratik toplumların en temel değerlerinden biridir ve terörle mücadele ve örgütlü suçlar da dahil olmak üzere, en zor koşullarda bile, işkence, insanlık dışı veya onur kırıcı muamele yasağı ihlal edilemez.

    Yine, CMK m. 93 ise“Yakalanan veya tutuklanarak bir yerden diğer bir yere nakledilen kişilere, kaçacaklarına ya da kendisi veya başkalarının hayat ve beden bütünlükleri bakımından tehlike arz ettiğine ilişkin belirtilerin varlığı hâllerinde kelepçe takılabilir.” şeklinde düzenlenmiş. Ters kelepçe sadece olağanüstü durumlarda uygulanması öngörülen bir yöntem. Bu nedenle; sıradan, tehlikesiz ve tehdit oluşturmayacak kişilere ters kelepçe takılması, hakaret olarak kabul edilir. Hukuk dışı bir uygulama. Başta omuz ekleminin zorlanması olmak üzere, kişinin hareket kabiliyetini engelleyici bir uygulama olduğundan, ‘pozisyonel’ işkence olarak kabul edilmekte. Çıplak arama da, tıpkı işkence, tecrit, sürgün ve disiplin cezaları gibi, tutuklu ve hükümlüler üzerinde uygulanan baskı ve sindirme politikalarının bir aracı. AİHM, bu konuya ilişkin görüşünü Van Der Ven v. Hollanda kararında açıklamakta. Söz konusu kararda başvurucu, cezaevine girişte, açık görüş öncesi ve sonrası, doktor, diş hekimi ve kuaför ziyaretleri sonrası mutlaka; ayrıca, cezaevi yönetimi tarafından güvenliği sağlama ve olası tehlikeleri önleme ihtiyacı hissedildiği her zaman olmak üzere, haftada en az bir kez tüm tutukluların çıplak aramaya maruz kaldığı bir cezaevinde kalmaktadır. Bu durum, İşkenceyi Önleme Komitesi’nin cezaevine yaptığı ziyaret sonucu hazırlanan rapora da konu olmakta ve raporu hazırlayanlar tarafından haklı bir nedene dayanmayan ve hükümlüleri aşağılayan bir uygulama olarak tanımlanmakta. Türkiye’nin en büyük insan hakları problemlerinden biri olan cezasızlık, bu konuda da etkin.  Oysa AİHM, taraf devletlere, kötü muamele iddialarına karşı etkin soruşturma yürütme, sorumluları tespit etme ve cezalandırma yükümlülüğü yüklemekte. Buna rağmen, Türkiye’de çıplak arama iddiaları ya dikkate alınmamakta ya da yürütülen soruşturma sonucunda takipsizlik kararı verilmekte. Bu kararlar, insanlık dışı uygulamaları meşru kılmaktadır. Meşru kılınmasına, terörist yaftasınında eklenmesiyle tamamiyle olağan bir durum haline sokulmakta. Fakat kamuoyunda geri dönüşsüz ayrımcılık ve ırkçılığı tetiklemekte. Hukuk Devleti olduğunu iddia eden ülkelerde bu görüntü, olağan değildir. Ben insanlığımdan utandım. Ya siz utandınız mı ?

     


    Yorumlar



    İlgili Haberler