• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    İrade tek ise idare hegemoniktir

     

    Anayasa’ değişikliğine ilişkin teklif hafta başında Meclis’te görülmeye başlandı. Hesaplandığı gibi giderse görüşmelerin 24 Ocak’a kadar tamamlanması ve Nisan ayında, büyük olasılıkla da 23 Nisan’da referanduma götürülmesi hedefleniyor.

    Meclis’te görüşülen Anayasa değişikliğinin arkasında iki parti, AKP ve MHP duruyor. CHP ve HDP, farklı noktalardan bakıyor olsalar da Meclis’e getirilen teklife karşılar. Bu karşıtlık HDP ve CHP’nin yeni bir Anayasa istemedikleri anlamına gelmiyor elbet. Her iki partinin de yeni bir Anayasa’dan yana olduğu açık. Ancak CHP, Türkiye’nin kurucu aklını savunan, statükocu bir Anayasa’dan, en önemlisi de mevcut 12 Eylül Anayasası’nın ilk 4 maddesinin tartışılmadan korunacağı bir değişiklikten yana. HDP ise en özet biçimiyle, çok renkli, çok dilli ve çok kültürlü bir anayasayı savunuyor. HDP’nin savunusunda yeni Anayasa’nın demokratik olması kadar herkesin kendini özgürce ifade edebildiği, etnisiteye kör bir Anayasa en başat talep.

    Biz bu tartışmaları aslında Türkiye henüz çatışmalı ortama taşınmadan, Çözüm Süreci devam ederken yaşamıştık. Ancak masa devrilip çatışmalar yeniden şiddetlenince her şey sil baştan olmaya başladı. AKP şu anda, Başkanlık Sistemi dışında önceki savunularının zerre yanında değil. Önceki tartışmalarda özellikle Anayasa’nın değişmez ve değiştirilmesi teklif edilemez ilk 4 maddesi CHP ve MHP’nin kırmızıçizgisiydi. CHP ve MHP, vatandaşlık tanımı konusunda da ortak bakış açısına sahiptiler ki bu noktalar aslında Anayasa’nın yeni olup olmayacağını belirleyecek temel noktalardı. Tekrar hatırlamakta yarar var; AKP ile HDP arasındaki ortak noktalar o dönem daha fazlaydı. Bu iki parti arasındaki tek ‘pürüz’ Başkanlık Sistemi’ydi. HDP lideri Demirtaş, “Seni başkan yaptırmayacağız” diyerek bu tartışmaya set çekti, son noktayı koydu.

    HDP’nin bu sloganı çok tartışıldı, hala tartışılıyor. HDP Başkanlık Sistemi’ne evet deyip pekala o günlerde neye mal olacağı pek bilinmeyen, hatta tezahür bile edilemeyen tek kişinin yönetimine cevaz verebilirdi. HDP bunu yapmadı. Bugün daha açık görüldü ki bedeli ağır da olsa sorunların çözümü için tek kişinin hegemonyasına dayalı bir sistem yerine demokratikleşmenin altını ısrarla çizdi.

    Elbet, artık konu yalnızca HDP’nin AKP’ye karşı çıktığı noktalar değil. AKP, CHP ve MHP’nin bakış açılarında çokça değişiklikler yaşandı. O günlerden bu yana köprülerin altından çokça su geçtiç AKP, 15 Temmuz’un sunduğu nimetlerden yararlanarak Türkiye’yi OHAL’li bir süreçte, KHK’ların desteğinde, yeni ve riskli bir sürece taşıyor. Başkanlık yerine Cumhurbaşkanlığı kavramının kullanıldığı özünde tek kişinin hegemonyasına dayalı Anayasa değişikliğini gerçekleştirmeye çalışıyor. İşin dikkat çekici bir diğer yanı ise AKP’nin destekçisinin MHP lideri Bahçeli olması…

    Türkiye’nin geleceğinin demokratikleşme ile garantiye alınacağını söyleyen HDP, Türkiye’nin Başkanlık Sistemi ile gideceği yeri öngörmenin, uyarıcı siyaset yapmanın bedelini Eşbaşkanlar dâhil 11 milletvekili, onlarca belediye eşbaşkanı ve binlerce üye ve yöneticisi ile zindanda ödemeye devam ediyor. İşin özü şu: Gelinen süreç Başbakan’ın iddia ettiği gibi tek kişinin idaresiyle oluşacak bir istikrar değil, tekleşen idarenin hegemonik bir iradeye dönüşmesidir.


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları