• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    İRADEMİZ KUŞATMA ALTINDA

    Bir süredir TC bir kez daha Kürtler’e yönelik bir soykırım senaryosu yazıyor. Her ne kadar kendi çalar kendi oynar misali baş rolü yine kendisine verse de, Türk devleti bu defa kendisine rol arkadaşları da bulduğunu düşünüyor. AKP hükümetini tasarladığı bu imha operasyonunun zirvesinin bir kara harekatı olacağı savaş medyasında sık sık gündem geliyor. Bu tasarıda bir diğer önemli rol ise İran’ın olurken Federe Kürdistan Yönetimi de bir yan role yine razı edilecekmiş. Bu senaryoya göre İran güçleri Kandil, Xinéré ve Xakurké bölgelerini kendi tarafından kuşatacak, Katyuşa füzeleri ile ateşe tutacak, KDP güçleri Medya Savunma Alanları’nın giriş ve çıkışlarını kesecek, ikmal ve muhimat akışını durduracak. Türkiye ise jet destekli kara harekatı düzenleyecek, köy ve tüm yerleşim birimlerini bombalayacak, kısacası katliamlara girişecek. Ama unuttukları şey şu ki senaryolar sadece kötü adamların yaptıklarından oluşmaz. Bir de iyi kahramanları olur her senaryonun. Madem böyle bir senaryo yazıldı meşhur üçlü mekanizmanın ipini tutanlar tarafından, Kürt Özgürlük Hareketi ve onurlu Kürt halkı bu senaryoda zalimi alt eden kahraman rolünü seve seve üstlenir.

    Diğer taraftan Türkiye bu senaryoda yine yalnız kalacakmış gibi görünüyor. İran yetkilileri kendi gündemlerinde Türkiye ile ortak bir operasyon olmadığını açıklarken, gerek Talabani gerekse Barzani böylesi bir operasyona katılmayacaklarını açıkça ifade etti

    Kürtlerin eski Kürtler olmadığını defalarca söylemiştim, tekrarlıyorum, her kim ki benim kardeşime yaşam hakkı vermeyip katlediyorsa, kardeşimi öldürüp beni yaşatacaksa hiç heveslenmesin. Kanımın son damlasına kadar, diğer üç parçada da olan, kardeşimin de yaşam hakkını savunacağımı burda deklare ediyorum ve benim gibi düşünen, yüzbinlerce, hatta, milyonlarca kardeşimin de boş durmayacağını çok iyi biliyorum. Gerek ülke içinde gerek Avrupa’da yürüyüş ve protestolarla başlayacak direnişin bu katliamı dünya gündeminin birinci maddesi haline gelene kadar süreceğine zerre kadar şüphem yok. En temel hakkımızı, kimliğimiz ve kültürümüzle kendi özerkliğimiz içinde yaşama hakkımızı savunurken yalnız olmadığımızı da biliyorum. Tüm dünya ezilenlerinin, sömürülenlerinin, sosyalistlerinin, milyonlarca dostumuzun bizi yalnız bırakmayacağını düşünüyorum.

    Ama yine de iş başa düştü derler ya ayne öyle, kardeşlerimizin bir Srilanka yaşamamasının sorumluluğu bizdedir öncelikli olarak. Kürtler, küçük, büyük, yaşlısı, genci, el ele vererek, dünyanın her yerinde büyük kitlesel gösteriler yapmalı, Kürt coğrafyasında olan bitenleri mezardaki ölüye bile duyurmalı, bu katliamlara yeltenenleri deşifre edip kamuoyu ile paylaşmalıdır.

    1. Olağan Büyük Kongresi’ni tamamlayan BDP, artık büyük bir olgunluk seviyesine gelmiş ve barış için sabrı kalmamış Kürtlerin taleplerini yerine getirmekle mükelleftir. Demokratik Özerklik’ten asla taviz verilmemelidir. Bu yöndeki kurumlaşmaya hız kazandıracak kararlar alınmalı, BDP kadro ve taraftarları Kongre Hareketi’ne yönlendirilmelidir. Gerek yurt içinde gerekse yurtdışında vekillerimiz, PM üyeleri, İl ve İlçe yöneticileri, tabiri caizse birer millitan tavrı almalı, ülke ülke, diyar diyar gezip geleceğimize ilişkin masumane taleplerimizi anlatmalı, barışı seslendirerek, maruz kaldığımız adaletsizliği dünyaya göstermelidir.

     

    Kürtler’in uluslarası topluluk nezdinde meşruiyetini çoktan kazanmış mücadelelerini izole ve imha edemeyeceğinin farkında olan TC, Kürt özgürlüğünü ve özgürleşmesini elden geldiğince geciktirmek için Kürt halk önderi Abdullah Öcalan şahsında Kürt siyasi iradesine yönelik kuşatmasını daraltırken, İmralı’yı tecrit etme cihetine gitti. Öcalan’ın Türkiye siyaseti üzerindeki belirleyici rolünü bu şekilde azalatabileceğini düşünüyor olmalı. Ancak Kürt halkı artık önderlerinin ve örgütünün ideolojisini içselleştirmiştir ve bu halkı örgütleşmesi olmuştur. Kürtler, önderlerine tecrit uygulayan bu ceberut devlet, insanlık dışı uygulamalarına son verip barış müzakerelerine başlayana dek en sert şekilde tepkilerini sürdürecektir. Bu doğrultuda BDP ve DTK’nın yanı sıra çok sayıda sivil toplum örgütünün de destek verdiği Gemlik yürüyüşüne kitlesel katılım anlamlıdır. Bu yürüyüş aynı zamanda Kürt toplumuna Öcalan şahsında uygulanan tecriti ve KCK operasyonları adı altında Kürt örgütlülüğünü imha hareketine iyi bir cevap olacaktır.

    Bu vesileyle katliam hazırlıkları sürdüren düşmana demokratik örgütlülüğümüzün gücünü gösterecek Kongre Hareketi’nin sevincini de burada paylaşmak isterim. Biz Kürtler Türkiye demokrasi güçleri ile beraber burada oluşacak bu yeni dinamizmin beklentisi içindeyiz. Evet, Kürtler tam da bu süreçte Kongre Hareketi’ne ivme kazandırarak katliamcıların şerrinden bir hayır üretmeyi bileceklerdir.


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları