• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Irak Kürdistanı’nda durum dünden iyi değil

     

    Bölgenin tümü karışık. Bu bölgenin mihenk taşlarından biri de Irak Kürdistanı. Bu yazıda, içte ve dışta krizi henüz sönümlenmemiş, kısa sürede de sönümlenmeyeceği görülen bölgenin önemli merkezlerinden birine, Irak Kürdistanı Bölgesi’ne mercek tutmakta yarar var.

     

     

    BENMERKEZCİ YAKLAŞIM CİDDİ ZARARLARA NEDEN OLDU

    Irak Kürdistanı Bölgesi’nde bağımsızlık referandumu sonrasında yaşanan siyasi kriz sürüyor. Kürt partilerinin benmerkezci ve çıkarcı yaklaşımlarının neden olduğu en büyük hezimet, Kerkük dahil fiilen kontrol edilen ‘tartışmalı bölgelerin’ neredeyse tamamının Irak Ordusu ve İran destekli Haşdi Şabi milisleri tarafından işgal edilmesi oldu. Bu krizi Kürdistan Bölgesi’nin dünyayla ilişkisinin kesilmesi izledi. Bölgedeki tüm havaalanları uçuşa kapandı. Bölge yöneticileri bile üçüncü bir ülkeye gidip gelebilmek için Türkiye veya İran havayollarını kullanmak zorundalar.

     

    Gümrük kapılarının denetimine ilişkin tartışmalar da sürüyor. Irak Merkezi Hükümeti, sınır kapılarının kendilerine teslim edilmesini istiyor. Hava limanlarının uçuşa açılmasını da kontrolün Merkezi Hükümet’e verilmesi şartına bağlıyorlar. Sınır kapıları ve havalimanlarının kontrolü konusunda farklı sesler çıkıyor olsa bile Kürdistan Bölgesel Hükümeti’nin dışa yansıyan talepleri daha çok ekonomik boyutla sınırlı. Merkezi Hükümet ile diyalogun artık başlaması gerektiğini neredeyse her konuşmasında tekrar eden Kürdistan Bölgesi Başbakanı Neçirvan Barzani, bölgedeki kamu çalışanları ile peşmergelerin maaşlarının ödenmesini birçok kez Merkezi Hükümet yetkililerinden istedi.

     

     

    PSİKOLOJİK ÜSTÜNLÜK ABADİ’DE

    Haydar Abadi başkanlığındaki Merkezi Hükümet, Kürdistan Bölgesi’ni ekonomik yaptırımlarla ciddi bir kıskaca aldığının farkında. ABD başta olmak üzere bölge devletlerinden aldığı dış destekler de Abadi’nin daha rahat ve güvenli davranmasına olanak veriyor.

     

    Hal böyle ama Kürdistan Bölgesi’nin şu anda en üst düzey sorumlusu olan Neçirvan Barzani, içerde sorunların çözümü kolaylaştıracak, Kürtlerin elini güçlendirecek adımlar atmak yerine Irak’tan ve Türkiye dâhil bölge devletlerinden medet ummaya devam ediyor.  Irak’a merkezi bütçeden Kürdistan’a verilmesi gereken payın aktarılmasını, Kürdistan Bölgesel Yönetimi ile Irak arasında diyalogun başlamasını, ön şartsız her konuyu görüşmeye açık olduklarını neredeyse her konuşmasında hatırlatıyor. Bölge devletlerinden de diyalogun başlaması için Abadi hükümetine baskı yapmalarını istiyor. Özgüveni Neçirvan Barzani’den daha düşük olanlar da var. Öyle ki Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ndeki bazı yetkililer bağımsızlık referandumunun sonuçlarını yok saymaya hazır olduklarını bile söylüyorlar. Bu konuda ilk günkü tutumunu sürdüren bir tek Kürdistan Bölgesi eski Başkanı Mesud Barzani var. Utanılacak bir durum ama Mesud Barzani ile az sayıda yönetici dışında neredeyse her sorumlu, Irak Merkezi Hükümeti’nden özür dilemeye hazır bir pozisyonda bekliyor.

     

     

    KÜRT PARTİLERİ KRİZİN SORUMLULUĞUNU ÜSTLENMİYOR

    Kürdistan Bölgesi’nde süregelen krizi değerlendirirken üzerinde durulması gereken bir durum da siyasi partilerin konumlanışı ve soruna yaklaşımı.

    İşler kötüye gidince, her parti öncelikle kendini temize çıkarma manevralarına başladı. Süleymaniye merkezli gösteriler başlayınca da durum değişmedi. Kimse sokaklara dökülen halkın tepkilerini üzerine almadı. Bu tutumlarını, neredeyse tümünün büroları halk tarafından yakılmasına rağmen değiştirmediler. Halk tümünü sorumlu ilan ediyor, hırsızlıktan, yolsuzluktan, sonuçları hezimet olan siyasetten her bir parti ve yöneticinin sorumlu olduğunu ilan ediyor ama üstüne alan yine yok.

     

     

    ÇÖZÜM PARLAMENTO’DA ARANMALI AMA…

    Bu sorunların çözüm yerinin öncelikle Kürdistan Bölgesi Parlamentosu olması gerektiği açık. Bu da yapılamadı. Parlamento açılamadı, hükümet aktive edilemedi. 2015’te KDP’nin, YNK’nin aymaz tutumundan da istifade ederek yaşama geçirdiği kısmi darbenin sonuçları sürgit devam etti. Bu arada 2013’ten beri hükümet ortağı olan, 2015’te hükümetten fiilen dışlanan Goran (Değişim) Hareketi ile referandum kararının alındığı siyasi partiler toplantısına Goran Hareketi ile birlikte katılmayan Kürdistan İslami Topluluk Partisi (Komeleyi İslami), halkın sokaklara çıkmasından sonra hükümetten çekildiklerini açıkladılar. Goran Hareketi’nin iddiası muhalefette kalarak reformların hızlanmasını sağlayabileceği yönünde.

     

     

    KÜRT PARTİLERİ FARKLI CEPHELERDE BULUŞUYOR

    Genel Başkanlığı’nı Mesud Barzani’nin yaptığı KDP, köklü ve bir o kadar da otoriter muhafazakâr bir parti. Bu nedenle KDP içindeki tartışmaların dışa yansıması pek kolay değil. Halkın bu partinin kontrol ettiği bölgelerde yoksulluğa karşı sokaklara çıkmamasını da KDP’nin bu otoriteryan tutumuna bağlamak mümkün. Ancak geçtiğimiz yıl yaşamını yitiren Celal Talabani’nin liderliğini yaptığı YNK için aynı şeyi söylemek mümkün değil. Bu partinin kadroları, tabanı görüşlerini çok daha rahat dillendirebiliyorlar. Nihayetinde YNK’den henüz resmen ayrılmamasına rağmen eski başbakanlardan Behram Salih, Demokrasi ve Adalet İçin Koalisyon adıyla yeni bir hareket oluşturdu. Seçimlere de bu yapı ile bağımsız olarak katılacağını açıkladı. Hükümetten çekilen Goran Hareketi ile Behram Salih’in yeni kurduğu hareketin silahlı güçleri yok. Kürdistan Bölgesi’ndeki silahlı güçlerin neredeyse tamamı KDP ile YNK’nin kontrolünde. Komeleya İslami’nin silahlı gücü ise ancak kendi kadrolarını korumaya yeter. Onların da ciddi bir silahlı potansiyeli yok. Bir diğer yapılanma da KDP ve YNK’ye yakın hareket eden İslami Birlik Partisi (Yekgırtu İslami).

     

    Bu 6 grubu saymamın bir nedeni oluşan 2 temel cephenin başlarını çekmeleri. Her bir partinin içinde farklı düşünen, farklı ilişkiler geliştiren kadrolar olmakla birlikte KDP, YNK ve Yekgırtu İslami bir cephede, Goran Hareketi, Demokrasi ve Adalet İçin Koalisyon ve Komeleya İslami diğer cephede, ortak hareket ediyorlar. Bu cepheleşmeden nemalanan da hiç kuşku yok Abadi’nin bizzat kendisi. Nitekim geçtiğimiz gün herhangi bir resmi sorumlulukları olmamasına rağmen Goran Hareketi, Demokrasi ve Adalet İçin Koalisyon ve Komeleya İslami, birlikte Merkezi Hükümet ile görüştüler. Bu görüşmeden bağımsız, YNK içindeki Bafıl Talabani grubu da Abadi ile görüşmelerini sürdürüyor. Abadi’nin görüşmediği, bir tek Kürdistan’ın resmi hükümeti ile KDP ve YNK’nin resmi kurulları. Bunun dışında, gücü dağıtacak, çelişkileri büyütecek her görüşmeye ve görüşmeler üzerinden zaman kazanmaya açık bir tutum izliyor.

     

     

    HALK FARKINDA ANCAK SON KERTEYE GELMEDİ

    Halk, bu çelişkiler yumağının farkında. Ne yazık ki çözümü de bu çelişkiler yumağının içinde bulmak zorunda. Sokaklara çıktılar, taleplerini dillendirdiler ama bir müddet sonra evlerine dönmek zorunda kaldılar. Eve dönüşün en önemli nedeni, gösterilerin Süleymaniye kenti ve bu kente bağlı kasabalarla sınırlı olmasıdır. Gösteriler KDP’nin kontrol ettiği başkent Erbil ile Duhok kentine ve kasabalarına da yayılmış olsaydı, sonuç ne olurdu bilmem ama durum kökten değişebilirdi.

     

    Halk yeniden sokağa çıkmaz diye bir durum yok. Açlık ve yoksullukta son kertesine gelen halk, tepkili. Neçirvan Barzani’nin Merkezi Hükümet’ten ısrarla para istemesinin bir nedeni de budur. O, ekonomik koşulların düzelmesiyle halkın tepkilerinin sönümleneceğini düşünüyor. Bu görüş daha çok KDP ve YNK’de hakim. Son dönemde bu iki partinin yeniden yakınlaşmasının bir nedeni de bu. Ayrıca diğer partilerin durumu ne olursa olsun sokağa çıkan halk ile en çok KDP ve YNK karşı karşıya gelecek. Her şeye rağmen belli olan şu ki bu iki partinin sorumluluktaki payı daha büyük. Abadi de bunu bildiği için bu iki partinin resmi kurulları dışında kadroları ve diğer partilerle görüşmelerini sürdürüyor. Diğer bir deyimle Kürdistan Bölgesi’nin içine oynamayı sürdürüyor.

     

    İşin özeti şu: Kürdistan Bölgesi’nde kriz sürüyor. Partiler ise krizin çözümü için ortak arayışlara girişmek yerine benmerkezci ve çıkarcı yaklaşımlarını sürdürüyorlar.

     

    Bu tablo değişmediği sürece durumun bugünkünden iyi olacağını söylemek pek mümkün görünmüyor.


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları