• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    İspanya’nın Bölünmez Bütünlüğü Bilbao-Amedspor

    Bilbao ve Amed benzetmesini bugüne kadar sayısız makalelerde okuduğumuz ve gördüğümüz için bu deneme, başta “tarihi” ve “kültürel” bilgi bekleyenler için önemsiz bir fikir yazısıdır. Bazı yerlerde ütopik, bazı yerlerde acınası halimize ironiyle bakarak İspanya’nın bölünmez bütünlüğü hakkında birkaç kelamın önemli olacağını düşündüm.

    2005 yılının Aralık ayında Athletic Bilbao-Atletico Mardid maçından önce San Mames stadında “Baskça” bir pankart açıldı. Pankartta ayrılıkçı ETA örgütüne övgü dolu göndermede bulunan taraftarlar; “Baskonia’da haftanın altı günü ETA konuşur, Pazar günü Bilbao’nundur” sözlerine yer verdi. Muhtemeldir ki şırıngayla vücutlarına “ithal” demokrasi enjekte edilen İspanya yargısı ve savcıları bu durumu “basit” bir ifade özgürlüğüyle gözetip Bilbao’da pankartı açan hiçbir taraftara yaptırım uygulamadı.

    Teleskobu Baskonia’dan Diyarbakır’a çevirerek böyle bir pankartın açılmasını ve akabinde neler olabileceğini mevcut yaptırımlara ve cezalara bakarak karar verelim.

    Başakşehir FK-Amedspor arasında oynanan Türkiye Kupası maçı sonrası Amedspor’un yirmi dokuz taraftarı gözaltına alındı. Gözaltına alınan taraftarların gerekçesi “Çocuklar ölmesin, maça gelsin” sloganıyla siyasi propaganda yapmaktı. Gerekçeye ek olarak “İstiklal Marşı sırasında hakaret etmeleri” söylendi ki bu da İstiklal Marşı akabinde gözaltına almak yerine maç sonunda gözaltına almak, Türk polisinin yufka yüreği karşısında bizleri duygulandırdı. Gözaltındaki taraftarlara aziz milletin değerlerini gözeten Türk polisi sorgu odasında İstiklal Marşı okutarak yere düşen şanı ve onuru tekrar kurtarmış oldu.

    Tabii bu sloganın karşısında taraftarların bedel ödemesi yetmedi, yetmeyecekti. Dört gün sonra Bursa’daki Türkiye Kupası maçına Amedspor taraftarlarının alınmayacağı açıklandı. Amedspor, Bursa deplasmanında 2-1 galip geldi. Takım kaptanı Deniz Naki, “ayrımcılık ve ideolojik propaganda” yaptığı gerekçesiyle 12 maç ceza aldı. Rabia ve bozkurt işaretini “ideolojik propaganda” olarak görmeyen, hakeme “topuğuna sıkacağım” diyen şehir eşkıyalarını görmezden gelen Türkiye Futbol Federasyonu, yargının ve savcıların mesai harcaması yerine görevini layıkıyla yerine getirmişti.

    Tüm bu şartlar altında ütopik düşünmeye, ironiyle eleştirel bir bakışa ihtiyacımız var. Bugünkü Fenerbahçe-Amedspor maçında deplasman tribünlerinin dolu olduğunu hayal etmeye çalıştım, çalıştım diyorum zira TFF Amedspor taraftarlarına bu maça girmeyi de yasakladı. Tekrar düşünelim, deplasman tribünleri dolu, Amedspor taraftarları maçın beşinci dakikasında Kürtçe bir pankart açıyor, “Kürdistan’da haftanın altı günü PKK konuşur, Pazar günü Amedsporun’dur” Öncelikle maça gelenlerin çok çok büyük bir bölümü ne denildiğini anlamayacak, yayıncı kuruluş yanlışlıkla kamerayı iki saniyeliğine deplasman tribününe götürse dahi maçı izleyenlerin büyük çoğunluğu bir şey anlamayacak. Normal. Çünkü her yerde Kürt kardeşlerimiz diye başını okşadığımız insanlara bir kez bile Kürtçe “nasılsın” demeyi öğrenememiş, öğrenmek istememiş bir toplumdan bahsediyoruz. Zaman ilerledikçe sosyal medyada bu pankart konu olacak ve ilk açıklama yüksek ihtimalle Burhan Kuzu’dan gelmiş olacak. “Başta stadyumdaki polisler olmak üzere tüm savcılar göreve” tivitiyle yürek ferahlatan devlet erkanı rolünü ona verdim. Biliyorsunuz, kendisi hedef göstermeyi pek sever. Bu durum reis-i cumhurdan, başbakana ve oradan muhalefete kadar herkesin kelle avcılığına soyunduğu bir hâl alacak. Sonuç olarak Amedspor taraftarları tekrar gözaltına alınıp, bu kez Spor Şube Müdürlüğü yerine TMŞ ekipleri nezaretinde “vatan hainliği” ve benzer suçlarla konu yargıya taşınmış olacaktı. Üst paragrafta basit söylemlere verilen uçuk cezalara bakınca Kürt halkına futbol topu satılmamasına kadar bir kanun da çıkarılabilir. 


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları