• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Kaçınılmaz Sorular

     

    Öyle sorular vardır ki insanı delirtir, kimyasını bozar, tansiyonunu yükseltir,  canını sıkar ve hayat boyu kurtulamazsınız o sorulardan. Çocukluktan başlar, ömür boyunca peşinizde dolanır.

    Örnek mi istiyorsunuz, buyurun vereyim. Çocukken eve misafirler gelir, “Gel oğlun, bak bu amcanlar geldi”, derler ve siz de geçip bir köşeye eğreti bir şekilde oturursunuz. Çoğu kez istemeye istemeye gülümseyerek hürmet gösterisinde bulunursunuz. Zira biraz sonra büyümüş insan gözüyle bakılacak ve birkaç soru sorulacak, siz de cevap vereceksiniz.

    Kahramanımızı erkek olarak düşünürsek;

    “Ooo maşallah delikanlı amma büyümüş, bu sizin üç numara değil mi?” gibi bir girişle yüz kızarıklığı başlar. Evet, skorer bir aileden geldiğimizi düşünürsek üç numara gayet makul, teşekkürler. Devamı çok can sıkıcıdır.

    “Ee, ne olacaksın büyüyünce delikanlı?”

    Bu soruya muhatap olmamış çocuk yoktur. Yani o an için “Fezada hayat var mı?” sorusu bile daha makul ve akılcı geliyor. İklimi, siyaseti, insanı, ektiği sebzesi, meyvesi günlük değişen bir ülkede yıllar sonrasına göre bir plan yapmanın çocuk aklıyla bile çok zor olduğu dönemde, o amcaya anlatılamayacak yığınla hayat tecrübesi birikmiştir kahramanımızın gözünde.

    Yine de ben bu konuda küçük bir taktik geliştirmiştim kendimce, soruyu soran kişinin seviyorsa mesleği hakkında ve ya ilgi alanlarına yakın bir icraattan bahsederdim. Aile etrafında sosyal statü zırvalığına istinaden, yukarıda görünen meslek dallarında çalışan yoktu. Ama bir su tesisatçısına, “150’lik pimaş boru üreticisi olacağım”  da denmezdi. Hiç unutmam, konfeksiyon sahibi bir aile dostumuza, “tekstil mühendisi olmak istiyorum” diye cevap vermiştim. Adam gördüğü her yerde ileriye yatırım olarak mı düşünüyordu bilmiyorum, ya cebime para koyar ya da en yakın bakkaldan çikolata ve dondurmalarla beni beslerdi. Bir süre sonra bu taktik çok fena halde canımı sıkmaya başladı. İnsanları kandırıyor, duygularıyla oynuyormuş gibi hissettim.

    Bazı tipler de farklı olmaya bayılır, ben bu bayağılıktan küçüklüğümden beri sıkılırım. Misal, “Astronot olacağım” dediğim kimse çıkmadı karşıma… Ama “Türkiye’nin ilk uzay pilotu olacağım” dediğim bir aile dostumuz vardı. Kendisinden daha manyak biri yetişiyor, diye o kişiyi bir daha bizim ailenin eşrafında göremedim. Çok da önemli biri değildi.

    Öyle tuhaf sorular var ki, ömür boyunca duyduğunuz her yerde şöyle bir yutkunup cevap vermeniz gerekir.

    –  Issız adaya düşseniz…

    – Dersler nasıl?

    – Ne zaman evleniyorsun?

    – Çocuk istemiyor musunuz?

    Bu sorulardan sıkılmış birisi olarak bu hafta bunlardan bahsetmek istedim. Bir de son zamanlarda “Kitap n’oldu?” diye soran çok fazla arkadaşım. Ciğerimi solduran sorular listesinde en tepeyi hak ediyor ve ağzımdan tek bir kelime çıkıyor.

    “Hayırlısı…”


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları