Genelkurmay şimdi de ölen askerlerin birinci derece yakınlarına intikam amaçlı bir çağrı yapıyor. Kan ve kin üzerinden. Kendi döktüğü kandan kin, bundan da intikam duygusu damıtarak. Evet, intikam amaçlı diyorum, intikam diyorum, neden mi? Nedeni ortada, artık bu kirli savaşa katacak eleman bulmakta zorlanacağı günlerin yaklaştığını, günümüzde başa Kürtler olmak üzere Türk ve öteki halklardan gençlerin giderek vicdani retçilere dönüştüğünü, savaşa hayır dediğini, kardeş kanı dökmemek için o anlamlı ve bir o kadar da büyük duruşa yöneldiklerini görüyor, zorunlu askerliğin bu minvalde sorgulandığını fark ediyor ve kanı kan ile yıkamaya ve bunu yaparken de insanların hem yoksulluklarını istismar etmeye hem de intikam gibi ilkel duygularını uyarmaya kalkışıyor. Ölen askerlerin erkek kardeşlerine paralı askerlik gibi bir ‘ikbal ve kariyer’ vaadediyor. Bir gün bu gençlerin de cansız bedenlerini kariyerlerle taşımak için. Bu gençlerin kendilerini özel hissetmelerini sağlarken bir de onlara kin zerk edecek yani. Kendi savaşını bu gençlere ailelerinin savaşıymış gibi empoze edecek. Aile bağlarını, kardeş sevgisini istismar ederek.
“Bu coğrafyada ben de varım, benim de bir dilim, kimliğim, kültürüm var, siyaset yapmaya benim de hakkım var” diyen, bundan başka hiç bir talebi olmayan, bunun için gözaltıları, tutuklamaları, faili meçhul ölümleri göze alan ve ölümüne mücadele veren Kürtler’i “bakın aslanlarım, koçlarım, bunlar sizin kardeşinizi, amcanızı, dayınızı öldürdü, siz ne duruyorsunuz, siz de gidin bu yakınlarınızın intikamını alın, onların amcalarını, dayılarını, kardeşlerini öldürün, üstelik para da kazanın” diye lanse ederek ülke çapında bir kan davası başlatmak değil de, nedir bu? Bu nasıl bir gaddarlık ve acımasızlıktır, nasıl tehlikeli bir oyundur bu. Kürt özgürlük hareketine böylesi ilkel bir yaklaşımda bulunanlar bilmeliler ki bu bir iç çatışmanın startını vermek olur. Maazallah kan gövdeyi götürür, buna kim sevinir bilmem ama bildiğim bir şey varsa hiç kimse evinde rahat oturamaz o zaman. Herkes birbirine kuşku ile bakar, komşunuza düşman olursunuz, misafiriniz gelse kapıyı tereddüt ile açarsınız, işyerinizde yakınınızdaki arkadaşınıza güvenemezsiniz, birbirinize sırtınızı dönemezsiniz, yani kısacası kaos olur ve ülke ayrışmanın, bölünmenin eşiğine gelir, hatta bölünür ve bunun da geri dönüşü olmaz. Çünkü bu strateji ile Genelkurmay kendi meselesini sokaktaki insanın meselesine dönüştürmüş olur. Aile meselesine dönüştürmüş olur. Silahlı güçler değil aileler savaşıyormuş gibi bir tabloya ve algıya yol açar.
Şunlara bakın hele, annelerin babaların hesapsız sevgilerini her gün yeni bir hesapla kin ve intikam duygularına katmak, harç etmek istiyorlar. Kardeşlerin birbirlerine olan masum bağlılığını ele geçirmek istiyorlar. Biyolojiyi, psikolojiyi kriminolojiye dönüştürmek istiyorlar. Anneler, babalar, siz siz olun bu çirkin tekliflere kanmayın, papuç bırakmayın, çocuklarınızı göz göre göre ölüme gönderirseniz, en az onlar kadar siz de bu vebalin, günahın altında ezilirsiniz. Çocuklarınızın, akrabalarınızın, dostlarınızın ölmesini değil de yaşamasını, hem de daha iyi yaşamasını istiyorsanız önce vergilerinizin hesabını sorun, vergilerinizin kaçta kaçı bu kirli savaşa gidiyor ve neden. Bu kirli savaşın rantçılarının yaptıkları yanlarına kalmamalı. Dağı taşı topa tutuyorlar. Bir dursalar, gençler yaşayacak, hem de daha müreffeh yaşayacaklar. Ülke ekonomisi güçlenecek, istihdam yaratılacak, ölmemiş çocuklar fabrikalarda çalışacak. Gelin ele ele verelim, aramıza bu nifak tohumlarını ekenlere meydan vermeyelim, bu coğafyada savaşı değil barışı daim kılalım. Tüm dünyaya model olacak Demokratik Cumhuriyet projesi bunu başaracak güçtedir. Demokratik Cumhuriyet’in manifestosu ölme ve öldürme gibi kavramların karşısına yaşama ve yaşatmayı koymaktır biraz da. İlkesi ve işlevi bütün halkların barış içinde birlikte yaşamıdır. Halkların kardeşliğinin öz yönetim biçimidir Demokratik Cumhuriyet. Bir yaşama ve yaşatma projesi.







