• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Kanıyor Ülkenin Gözyaşları

    Barış ananın erdemine sığınmayı beceremiyor. Vicdan kanatıcıları dilleri, gözleri, fikirleri kan deryası, sözler ecelsiz ölüm kurşunu. Kör kinin kötülüğünden doğan şehvet çocukları toplumu savuruyor hiçliğe.
    Öldürmeyeceksin, yaşatacaksın! Akidin gizemine yabancı bakıyor kapitalist talancı saray takiyeci vicdanı!
    Barış ana, gazap ceberuddu düşmeyecek mi yakandan? Kaç sevda talan edilecek? Daha kaç evladın kurban edilecek hayasız?
    Barbarlığa, kan içtikçe susayan kinin düşmanına merhamet methiyeleri dizen gafiller, hala teslimiyet salyaları akıtacaklar mı çırpınan bedenine?
    Toprağına dökülen Faysal Ebu Leyla’nın akan kanı neyi yeşertecek sanıyorsunuz? Boynu bükük mazlum bir halkın isyanını büyüten bu dökülen kan değil midir?
    Ey bizler suskun suç ortakları! Malı cana tercih eden vicdansızlığın nefesini kim solumak ister ki? Acıtan, kanatan sızının debisini ölçecek vicdan kırıntıları hala kalmış mı yüreklerimizde?
    Mazlumdan derin intikamla insan tüketen zebaniler görmüyor mu gelen kıyameti? Meşru nefreti hangi gafil fütursuzca üzerine çekti böyle ansızın fitneyi uyandırdı?
    Soysuzlaşan şiddetin kilidini kıran dilin haykırdığı melodi atom tufanını dize getirir. Zalimin ruhuna kezzap okutur dimdik aracısız! Tarifsiz acıların aktığı yürek kan doğuracak limiti aştı. Sel, tufanın mesajını taşıyor sessiz suç ortaklarına!
    Çocukluk masumiyetimize sıkılan kurşunlardan hesap soracak hayallerimizin ruhu bağ bozumu renginde kül bırakacak.
    Sura üfleyen Çiyager’in mahşer neslinin ayak sesleridir heybetle duyulan, gafilleri ihanet uykusundan uyandıran!
    Hissizleştirilen kitleler duyarsızlaştı mı özgürlük meleklerinin erken vedalarına? Hayra alamet değil bu ruhsuz gidişat. Öyle ucuz değil bu coğrafyada yaşam. Uyanacak gaflet uykusundan her zat.
    İmlası olmayan sessiz sesliliğin gözlerdeki ifadesidir karamsarlığa sıkılan umut kurşununun yarattığı iyimserlik.
    Düş zamanın çocuklarına işlemez acımanın taklit vicdan avuntuları. Yıldızlaşırken güneş ülkesinde, galaksilerin gizemi var gülüşlerinde.
    Sahte yaklaşımların beyhude nutuklarına kanmaz şahinlerin keskin kulakları. Bilirler gölgeye can veren, ışığın azametidir.
    Tedbir insanadır. İnsanın karanlık yanlarına sırt vermek, hançerin keskinliğinde yürümektir. Belki de kibir, kıskançlık ve ihanet at başı gider. İktidar kötülüğüne hamile olanların riyakarlığına aldanmamak keskin ölçüler gerektirir.
    Bilinç çarpıtmasından doğan anlamsızlık hissi, gafleti besler. Yalıtıma çeker vicdanın harını. Özünden boşaltır, gerçekliliğinden koparır, kadavraya çevirir insanı.
    Anlamından kopartılmış insanlığın, karabasan ruh hali vahşete çağırır cehalet tapıcılarını. Her yerde buna direnmesi gereken siyaset ise, burjuva aşkını yoksula satan umut tacirlerinin mesleğine dönüştü. Yazık ki yiten canların yerini asla doldurmayacak özden yoksun demagojik lafazanlık.
    Barış bilgesinin felsefesinden beslenen vicdanadır sarsılmaz inancımız. Analarımızın gözyaşlarından süzülen barışın özgür yaşamınadır.
    “-Kadınlarımızın yüzü acılarımızın kitabıdır. Acılarımız, ayıplarımız ve döktüğümüz kan karasabanlar gibi çizer kadınların yüzünü” Çizilmesin artık yaşam, kanlanmasın gözlerimiz, kansız analarımızın yüzüne bakabilelim!
    Çürümenin kitabında anlamsız yaşam için Emil MichelCioran”nın dediği gibi: “..Güzel kokan bir çürüme ve üzerine parfüm sıkılmış bir ceset…” olmayalım!


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları