• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Karmaşa insan

    Bazen çok ışıklı geliyor bilincin bana. Göz alacak denli. Sınırların ötesindeki, kimsenin dokunamayacağı, sık sık kaçtığın o ülkeye sahipken kendine yeni mutluluk mekânları aramana gerek yok.

    Zehirli bir zamanı soluyoruz, sisler arasında gittikçe zayıflayan, şekilsiz bir şeylere benzeyen umudun sığınağında bazen.

    Bazı şeyler geç kendine dönüyor, bir fısıltının hayatın bütün anlamını değiştirebileceğine inanmak isteyecek kadar iyi bir şeylere aç olduğumuz zamanlar var.

    Zır zop düşünceler çıkıyor aklımın karmaşasından. İnsana dair umutlu şeyler düşünemez oluyorum. Zamane insanına dair. Sokakta, minibüste, birbirini potansiyel tehdit gibi süzen,  asık suratlı insanlar. Kendi zenginliğini kaybetmiş, birkaç tipolojiye indirgenmiş, yaşamı çoğaltmak yerine katlanmayı ve dayatmayı yaşama biçimi haline getirmiş bir yığın birbirine benzer insan. Cazip gelmiyor bana. Yaşama enerjisi vermiyor.

    İyi olan hep müstesna kalıyor.

    Hepimiz birbirimize benziyoruz ve kimsesiz bir toplum haline dönüşüyoruz gittikçe.

    Kötülüğün gerçek, iyiliğin olanak olduğu bir çağdayız. Neyi nereden kotaracağız, nasıl bir denklemin en iştahlı sorusu haline getireceğiz yaşamın bilmecelerini çözerken keyif veren…

    Sorularımıza kan sıçrıyor, şıkları göremiyoruz. Sende, senin içindeki ışık daha bir güçlü parlıyor o zamanlarda. Yalnız ışık, dipsiz ışık. Fark yaratıyorsun valla.

    Sığınılacak tek limansın.  Dalga canavarlarını bekleyen ışıklı liman. Yutulacak. O da kurtaramayacak kendini kötünün temel prensibinden. Bunu sana söylemek istemiyorum. Kanatıyor bu iyimser yalnızlığın. Mutluluğu hak ediyorsan sen. Tekil mutluluk. O yüzden kırılmaya müsait.

    Korumak olası mı içindeki iyimserlik kaynağını, yine de bir soru işte.

    Ve yine de evet…

    Yoksa yaşamı pesimist bir bakışla anlamsızlık kulvarına kadar götürebilir insan. O merhalelere açıldığında geri dönüşü zordur. Büyük ihtimalle boğar.

    Sık sık sinema filmi izliyorum son günlerde.  Hep şu soru aklımda. Sanat saf iyimser olabilir mi?

    Neden bütün büyük yapıtlarda trajediyi kabul edilebilir ölçülere uyarlama çabası vardır ki? Daha doğrusu büyük eserin büyüklüğü, onu kabul edilebilir hale getirir. Yaratıcısına böyle bir amaç yüklemeyelim şimdi.

    Acıyı insancıllaştırmak, mutluluk için yeter neden değil elbet. Kötülükler zamanında acının potasında sınanıyor sadece kalan iyiliklerimiz. Onun içinden ayıklayarak çarpılmak istiyoruz açıkça.

    Mutluluk bir hak olduğu kadar hak edilen bir şeydir de. Mutlu olmak, çok ileri bir uygarlığın insanına ait bir şey gibi geliyor bana.


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları