• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    “Karşımızda duranlara ‘niye olmasın’ dedik”

    Halkların Demokatik Partisi kendisini bir kadın partisi olarak tanımlıyor. Kadınların siyasete etkin katılımı için parti tüzüğünde birçok düzenleme var ve bunları pratikte de uyguluyor. Eşbaşkanlık uygulaması da parti yönetiminde kadın erkek dengesini sağlama amacı güdüyor.

    Ancak HDP’liler uygun erkek adayın bulunamadığı yerlerde her iki eşbaşkanı da kadın olarak tayin edebiliyor. İşte HDP Bodrum İlçe Eşbaşkanlarının ikisi de kadın. Bu Fethiye’den sonra ikinci kaz karşılaşılan bir durum. Ben de Bodrum’dayken HDP Bodrum İlçe Eşbaşkanları Belgin Koç ve Fulya Erdoğan ile buluştum ve kendilerine iki kadın siyasetçi olarak nasıl bir çalışma içinde olduklarını sordum:

     

    Bize bu söyleşi fırsatını verdiğiniz için size teşekkür ederim. Bodrum’un iki kadın eşbaşkanı ile beraberiz. Fethiye’den sonra ikinci kez oluyor bu Türkiye’de. Belki dünyada da ikinci kez.

    Belgin Koç: Evet, Fethiye’de iki dönemdir iki kadın arkadaşımız eşbaşkanlık yapıyor. Evet, Muğla’da ikinciyiz biz aslında. Belki dünyada da ikinciyiz.

    Eşbaşkanlık uygulaması kadın erkek dengesini sağlamak için başlatıldı. Bodrum’da neden iki kadın eşbaşkan?

    B.K.: Ben kendimce cevap vermeye çalışayım. Şimdi aslında biliyorsunuz bizim partimize özellikle sürecin ağırlığından dolayı yönetici bulmak süreç ağırlaştıkça zorlaşan bir şey. Bizim aslında arayışımız oldu. Ben geçen dönem de eşbaşkandım. Eşbaşkanım bir erkek arkadaşımızdı. Sonra biz tekrar kongreye gitmek istedik. Ve bir kongre süreci, kongre komisyonu süreci yaşadık burada. Gerçekten eşbaşkanların bir kadın bir erkek temsiliyet anlamında olması arandı. Ancak ne yazık ki hem uygun birisi bulunamadı hem de şöyle bir fikir çıktı ortaya, “neden olmasın?” Bizim ikimizin olmasını ilk öneren kadın meclislerimiz oldu. Öneri olarak kongre komisyonuna sundular bunu. Ve sağlıklı da bir tartışma yaşandı aslında. Biliyorsunuz şimdi halkla ilişkilerde  bazı dengeler önemli. Taziyelerde bazı dengeler önemli ve arkadaşlarımız tartışarak kendi içlerinde bir şey kurdular, yani  “iki kadın eşbaşkan bir taziyede nasıl olur” gibi şeyler oldu. Fakat onlar da kendi cevaplarını kendileri verdiler aslında, dediler ki “hiçbir şey olmaz, bir komisyon kurulur, bu anlamda, halkla ilişkiler anlamında bir komisyon kurulur, eşbaşkanlarımızdan biri de onlara eşlik ederler, bu şekilde bu mesele çözülür”, yani sağlıklı bir tartışma süreci yaşadık aslında. Ve son geceye kadar artık kongre komisyonu tartışıyordu, bizim adaylıklarımız kesinleştikten sonra, çünkü ben kongre komisyonu üyesiydim aynı zamanda ve eşbaşkanlık için bir niyetim yoktu. Son dakika ben ayrıldım komisyondan, çıktım, onları tartışmayla baş başa bıraktım ve bir listeyle çıktık biz her zaman olduğu gibi. Ertesi gün de kongremizi yaptık. Böyle oldu. Yani biz iki kadın eşbaşkan olsun diye çaba göstermedik aslında ama “olmasın” diye karşımızda duranlara da “niye olmasın” dedik.

    İyi etmişsiniz. Sizin söyleyeceğiniz bir şey var mı bu konuda?

    Fulya Erdoğan: Evet, itiraz eden arkadaşlarımız şeyi söylediler: 1, “Kadınla belki konuşamayacağımız şeyler olabilir” dedi erkek arkadaşlarımız. Biz de sorduk yani, “Bir partili olarak neyi konuşamazsınız bir kadın başkanla?” Aynı şekilde “beraber bir yere gidemeyiz biz, erkek başkanla daha rahat gideriz, sizle gidemeyiz” dediklerinde aynı soruyu gene sorduk. Yani “bir partili olarak nereye gidemeyiz?”, aslında bu iki sorunun da cevabını veremedikleri için bu yola devam ettik.

    Gidemeyeceğiniz yer bir yas eviydi, taziyeydi ama ona da gidilir.

    B.K.: Ona da gidiyoruz. Onlara da gidiyoruz.

    F:E: Ama şöyle başsağlığını diledikten sonra ben kadın tarafında, çünkü buradaki taziyelerde hâlâ bölgedeki gibi düzenledikleri için kadınlar ayrı, taziyelerde de kadınların yanında bulunmayı tercih ediyorum.

    Peki hangi siyasi gelenekten geliyorsunuz? Okurlarımız için kendinizi tanıtır mısınız?

    B.K.: Ben Sinoplu’yum. Çerkezim. İstanbul’da büyüdüm. Uzun süre yurtdışında yaşadım. Kurtuluş geleneğinden geliyorum ben. HDP olmadan önce de HDP’liydim fikriyat olarak. Öyle söyleyeyim. Seçim vesaire olduğunda her zaman blokları ve şeyleri, çok az oy kullandım gerçi ben yurtdışında olduğum için, blokları destekledim. Son BDP girdiği zamanlar BDP’yi destekledim ama ben kendimi bağımsız bir HDP’li olarak tanımlıyorum şu anda. HDP içerisinde bir bağımsız birey olarak herhangi bir grupla direkt ilişkim yok. Aynı zamanda kadın hareketinden geliyorum.

    20160912_190828

    Sizinki?

    F.E.: Ben Ankara’da doğdum ve büyüdüm 45 sene. Dersimli bir ailenin kızıyım. Hem Kürt hem Aleviyim. Herhangi bir siyasi çalışmam yoktu ama ben Ahmet Türk’ü yumrukladıklarında o zaman babama demiştim ki, “ben partiye üye olmak istiyorum”, o da bana şöyle söyledi: “Sen git ama kardeşini götürme.” Daha sonraki kırılmam da Hrant Dink’in ölümüdür aslında.  Sadece Alevi olan arkadaşlarımın bir Ermeni’nin ölümüne tepkisiz kalması beni çok etkiledi. Daha sonra da Bodrum’a geldiğimde Kürt arkadaşlarımıza herkes böyle bir üstten bakıyordu. Bir küçümseme de vardı, ben biraz onunla birlikte de aslında partide çalışmak istedim. İlk geldiğim yıl açlık grevi vardı burada, sadece yolun karşısından izleyebildim. Gidemedim yani, oy verdiğim partiydi ama gidemedim yanlarına. Daha sonra işte arkadaşlarla beraber olmaya başladım. Devam ediyorum. Emekli de olduğum için çok çalışmaya da müsaitim yani, yani zaman olarak müsaitim. Üstelik bir de biz ticaret yaptığımız için aslında hani bire bir baktığınızda insanın yaptıklarıyla söylediklerinin bir olması lazım, o yüzden sosyalist bir gelenekten ne yazık ki gelmiyorum. Öyle bir gerçeklik var.

    Peki, Bodrum halkı iki eşbaşkan kadın siyasetçiyi nasıl karşıladı?

    B:K.: Valla aslında Bodrum’da şimdi genel olarak geneli genel olarak düşündüğümüz zaman Bodrum’da bir heyecan yarattı, onu söyleyebilirim, yerel basında çok ciddi yer aldı, ne yazık ki partimiz zaman zaman alana çıktığımız zaman, alanlara çıktığımız zaman erkek ağırlıklı, halbuki biz bir kadın partisiyiz, dışarıdan görünümümüz erkek görüyordu Bodrum halkı. Şimdi iki kadın eşbaşkan Bodrum HDP’de yankı uyandırdı aslında insanlar arasında.

    Peki, aranızda nasıl bir işbölümü yaptınız?

    F.E.: Belgin başkan tabii tecrübeli olduğu için onun tecrübelerinden faydalanmaya çalışıyorum, bu anlamda da ben işte yeni şeyler öğrendiğim için bilmiyorum işte işbölümümüz doğal olarak gidiyor ama tecrübeli olan Belgin başkan tabii, benim hiç politik hayatım da olmadığı için her şeye yeni başlıyorum, tabii yanlışlarım da oluyor, onları beraber düzeltiyoruz. Yani özel bir işbölümümüz yok ama basın ve başka yazılı olarak metin düzenleme tabii ki Belgin başkanın, onlara ben hiç karışmıyorum. Onun dışında da doğal gelişiyor, yani o anda, çünkü Bodrum 12 adası olan bir yer, çok büyük, işte neredeysek, o anda nasıl çabuk hareket edebiliyorsak, o şekilde işbölümü yapıyoruz.

    Peki, aranızda herhangi bir uyum sorunu yaşıyor musunuz?

    B.K.: Tabii, çeliştiğimiz de oluyor, yani çeliştiğimiz oluyor derken, şöyle:  Şimdi yani tecrübe vesaire, buna uyum sorunu diyemem, zaman zaman tabii ki bazı konular üzerine tartıştığımız oluyor ama bir uyum sorunu yaşadığımızı düşünmüyorum. Fulya daha enerjik, benden biraz daha şey, biraz daha mobil, oraya buraya daha fazla gidebilen bir arkadaş, çünkü benim aracım yok. Eh, zor bir zaman, zor bir dönem, yani çok fazla geri çekilme var, Batı’da biraz farklı tabii biliyorsunuz ve burası Batı’nın en Batısı, öyle söyleyeyim, insanların konforları, rahatları çok yerinde, savaş zamanlarında bunlar daha fazla öne çıkabiliyor, eh parti içi meseleler var, mühim olan bunları soğukkanlıkla değerlendirip yapabildiğimiz kadar, hatta yapabileceğimizin biraz daha fazlasını yaparak bu yola devam ediyoruz, çünkü başka çare yok yani başka çare yok diye, ben böyle düşünüyorum, yapacak başka bir şey yok.

    Umarım 7 Haziran öncesine tekrar döneriz. Çünkü Pazartesi günü (12 Eylül) duyurulan Sayın Öcalan’ın açıklamalarıyla belki bir barış umudu doğar, çözüm kapısı açılır. Temenni bu tabii.

    B.K:: Umarım.

    Peki, HDP’ye tekrar dönersek, HDP Bodrum’da nelere öncelik veriyor?

    F.E.: Aslında Bodrum’un yereline çok öncelik veremiyoruz ne yazık ki, çünkü zaten hani bölgedeki gelişen olaylardan dolayı önceliklerimiz onlar oluyor, biliyorsunuz işte her ay ya da işte 15 günde bir  bir anmamız var, onun için çok yerele özel bir şey yapamıyoruz diye düşünüyorum, değil mi? Yoksa?

    B.K.: Yani tabii bu konuda değerlendirmelerimiz var, bu konuda çalışmalarımız da var, biz kent konseyinde ve kent konseyinin mahalle örgütlerinde bulunmaya çalışıyoruz, mutlaka bulunmamız gerektiğini düşünüyoruz. Zaten orada bir yerimiz de var protokolde bir siyasi parti olarak, temsiliyetimiz de var ve kent konseylerinin mahalle meclislerinde ciddi olarak çalışan arkadaşlarımız var, mesela Gündoğan mahalle meclisinde arkadaşlarımız çok ciddi çalışıyorlar, orada ilişkileri çok iyi diğer kent konseyi üyeleriyle, Turgutreis’te var çalışmalar, bunlar zaten iki mahallede var kent konseyinin mahalle meclisi, mahalle meclislerinde bu şekilde çalışıyoruz, artı şeye dahil olmaya çalışıyoruz, ekolojik sorunlarla ilgili platformlar var, o platformlarda yer alıyoruz ve Eğitim-Sen, yani sendikaların burada olduğu kadarıyla, sendikaların faaliyetlerinde hem yer alıyoruz hem onlarla bizim bir geçişkenlik oluyor, forumlar var Gezi döneminde oluşmuş ve dağılmamış forumlar var, mesela Gümüşlük forumu bunlardan bir tanesi. O forumdaki arkadaşlarla sıcak ilişkiler götürmeye çalışıyoruz. En son 1 Eylül Barış Günü yürüyüşünü örgütlemek üzere bayağı bir çaba göstererek, bayağı bir ittirip kaktırarak TMMOB’u, Eğitim-Sen’i, DİSK’in buradaki, şeydeki, belediye işçilerinin filan örgütlendiği şeydeki, bir emek ve demokrasi platformunu oluşturmayı başardık. Onlar dediler işte, “bu 1 Eylül yürüyüşleriyle sınırlı kalacak”, “kalmasın” dedik, devam edelim.

    Peki, katılım nasıl?

    B:K.: Yürüyüş güzeldi, iyiydi, dediğim gibi, mesela geçen seneki yürüyüş daha kalabalıktı, 1 Eylül yürüyüşü, bu yıl daha azdı ama bu yıl mesela CHP İlçe Başkanı da gelmişti, yanında üç beş kişiyle de olsa, o  da yürüdü ve Bodrum’da ilginç bir gelişme oldu, olmuş daha doğrusu, biz sonradan duyduk, bu demokrasi nöbetleriyle ilgili, o nöbetler sonlandırılırken her yerde bir yürüyüşler, bir eylemler bir şeyler yapıldı, örgütlendi yani, o nedenle kaymakam buradaki üç partiyi çağırmış, bize haber verilmedi tabii, işte ana partileri, CHP oraya gittiğinde kaymakama şeyi sorgulamış, yani “HDP burada niye yok?” diye, biz 7 Haziran’da 10 bin oy aldık Bodrum’da.

    Kaç bin seçmen var burada?

    B.K.: İşte tam yüzde 10’u.

    Yüzde 10 aldınız.

    B.K.: Tam yüzde 10’unu aldık. Yani ülke barajını Bodrum’da zorladık. 1 Kasım’da biraz kaybımız oldu ama kaybımız ülke çapında kaybettiğimiz oy oranı kadardı. O kadar yansıdı bize de yani. 2 bin oy kaybımız oldu ve CHP Başkanı şey demiş yani, “HDP Bodrum’da ciddi bir kitleyi temsil ediyor ve onların burada olmamasını biz kabul etmiyoruz” demiş. Kaymakam da şey tarzı bir açıklama yapmış, “Bize gelen, devletten gelen emir bu HDP’nin dışarıda bırakılması anlamında, dolayısıyla biz onları çağırmadık”, “o zaman” demişler onlar da, “biz bu deklarasyonun altına imzamızı atmayacağız”, atmamışlar ve üyelerine de buradaki o demokrasi nöbeti yürüyüşünü bildirmemişler, mesajla davet etmemişler, yani tesadüfen giden gitmiş. Bu anlamda biz de şey diye düşünüyoruz yani “daha sıcak ilişkiler biz de sürdürmeye çalışalım”, yerelde çünkü çok önemli bunlar, yani ne kadar çok geniş bir yelpazede çalışabilirsek bizim için şu günlerde özellikle çok önemli.

    Peki, Bodrum’a başka kentlerden tatile gelenlerle iletişim kurabiliyor musunuz? Yani rahatlıkla bir HDP’li olarak?

    F.E.: Çalışma alanı olarak da öyle bir karşılaşmamız olmadı ne yazık ki, hayır, yani benim olmadı.

    B.K.: Ben yani kişisel olarak söyleyeyim, ben söyleyebiliyorum, sohbete göre, duruma göre, güvenlik durumuna göre bazen ilçe eşbaşkanı olduğumu da söyleyebiliyorum.

    20160912_192148

    Peki, Kürt kentlerinde bir savaş sürüyor. Savaş gerçeğini biliyor mu Bodrum? Haberdarlar mı yani oradaki savaştan?

    F.E.: Biz beraber, dışarıdan da hani, arkada parti dışındaki arkadaşlarımızla görüşürken bunu haberdar etmeye gayret gösteriyoruz.

    Yerel gazetelerin içinden size yakın bir gazete var mı? Yani derdinizi anlatabilecek, işte projelerinizi anlatabileceğiniz birileri var mı?

    F.E.: Mutlaka görüştüğümüz arkadaşlarımız var. Ama bize ne kadar yakınlar, o konuda bilemiyorum ben.

    B.K.: Şimdi burada TV’leri de var, Kent TV var, Kent TV’de Açık Görüş programını yapan bir gazeteci arkadaş var, liberal bir arkadaştır ve aynı zamanda şeyi de devam ettiriyor, bu küçük millet meclisleri var ya, Bodrum’da küçük millet meclislerini devam ettiren bir arkadaşın, böyle bir oluşum var, o her zaman bizi hem küçük millet meclisine hem de şeye davet eder, özellikle seçim dönemlerinde çıkarıyordu bizi, diğer partilerle birlikte her zaman davet ediyordu. Bir kadın gazeteci arkadaşımız var, o da bir internet gazetesi çıkartıyor şu anda, o bize yakındır, daima bizim haberlerimize yer verir. Birkaç kadın arkadaşımız daha var, Aylan bebeğin fotoğrafını çekip dünyaya gösteren arkadaşımız,  burada yaşayan bir gazeteci kadın arkadaşımız, o da her zaman çağırdığımız her şeye gelir ya da duyarsa gelir, haber yapar, DHA’ya çalışıyor o, Doğan Haber Ajansı’na çalışıyor ama yapar yani şeyini, haberi yazar, düzgün yazar ve verir, zaman zaman çıkıyor, basınla, yerel basınla aramız iyi, yani bir şeyimiz yok, bir sıkıntımız yok.

    Sevindim ben buna. Peki, Bodrum’da kadın ağırlığı sizden sonra da devam edecek mi?

    F.E.: Umarım eder. Bizim o gayreti göstermemiz lazım. Ben diyorum ki, inşallah 2 sene sonra biz bırakırken, o alkışı, yani o coşkuyu tekrar alırız, bu arada da zaten hani diğer kadın arkadaşlarımızla beraber de çalışırız, yani amacımız o, daha çok kadına gitmek ve beraber yürüyebilmek ama tabii kadınlar biraz daha aile problemleri nedeniyle çok rahat hareket edemiyorlar, onlar da çabalıyorlar, biz de çabalıyoruz, bir ortası olacaktır inşallah.

    Bölge kadınlarının desteği nasıl?

    F.E.: Tabii, özellikle zaten bölge kadınlarından daha çok alıyoruz. Diğer tüm HDP’li kadın arkadaşlarımızdan da alıyoruz belki ama, onlar çok meydanlara gelmiyorlar ama bölge kadın arkadaşlarımız bana göre biraz bedel ödemiş arkadaşlarımız zaten. Ya işte ailesinden mutlaka ailesinden bedel ödemiş arkadaşlar, bu konuda daha gözleri pek olduğunu düşünüyorum. Onlar daha çok yanımızda ama onun dışında da bir sürü burada sanatçı kadın arkadaşlar var, yani daha çok gözükmeyen, arka planda olan ama bizi destekleyen çok insan var.

    Siz ne dersiniz bu konuda?

    B.K.: Şimdi aslında bölge, Kürt kadınlarından bahsedecek olursak önce ben şöyle değerlendiriyorum, ne yazık ki Kürt kadınları Kürdistan’a göre burada çok daha siyasetin dışında kalıyorlar. Burada bir de göçmenlikle ilgili bir şey diye düşünüyorum. Belki büyük şehirlerde biraz daha fazla, yani Batı’daki büyük şehirlerde biraz daha değişiktir ama Bodrum gibi bir coğrafyada geleneksel baskı kadınlar üzerinde biraz daha yoğunlaşıyor, göçmen olma psikolojisinden dolayı diye düşünüyorum. Ama yani evinde bunun mücadelesini veren, bunun şeyini veren kadın arkadaşımız da çok. Fulya başkanın da söylediği gibi yani hani ne olursa olsun kocasıyla büyük bir kavga kopmasına neden olsa dahi o alana çıkan kadın arkadaşlarımız var tabii. Ama tabii bu Bodrum’daki kadın örgütlülüğü çok daha iyiydi, aslında çok daha iyi olması gerekiyor, geçmişe göre daha iyi olması gerekiyor şu anda, çünkü burada Bodrum’da bir kadın hareketi de var ayrıca, bir bağımsız kadın hareketi de var, bu bağımsız kadın hareketi aslında, yani herkes birbirini tanır,  o bağımsız kadın hareketi içerisindeki kadın arkadaşlarımızın mutlaka HDP’ye bir değmişlikleri vardır, bir çalışmaları vardır, daha sonra o hareketin içerisinden HDP’li olmuş kadınlar vardır, dolayısıyla bir kadın platformu, sonra sendikalı kadınlar var vesaire, bir kadın platformu Bodrum’da her zaman olmuştur. Ancak bana göre bizim partimizde bunun çok daha iyi bir düzeyde olması gerekiyor yani kadın partisi olmamız sebebiyle çok daha iyi bir yerde olmamız gerekiyor ama kadın hareketine de yansıyor bu geri çekilme, bu ümitsizlik, bu moral bozukluğu, depresyon, korku, bütün bunlar o örgütlülüğümüze de ne yazık ki yansıyor. Ama hiç ümidimizi yitirmiyoruz, çalışmalarımıza devam ediyoruz, eminim toparlanacak, yani bunun böyle gitmesi imkansız. Yani bu kendini tüketen, Sayın Öcalan’ın dediği gibi bu kör bir savaş, yani bunun bitmesi gerekiyor. Hani dolayısıyla bugün “he” desek bir kadın örgütlülüğü, bir kadın platformu, sadece HDP’lilerden de oluşmayan bir kadın platformu, birbirini insanların tanıdığı, geçmişte mutlaka bir dirsek temasının olduğu bir kadın platformu var, çok farklı yerlerden kadınlar olsa da.

    Peki, burada başka ötekileştirilmiş halklar da var. Kürt olmayan Aleviler. Tahtacılar var burada. Onlardan bir destek alıyor musunuz? İşbirliğine giriyor musunuz, onlar yanınızda duruyorlar mı?

    F.E.: Benim gördüğüm kadarıyla buradaki, işte Aydın’ın Alevisi, daha ulusalcı onlar, bizim yanımızda olduklarını düşünmüyorum. Benim karşılaştığım birkaç Alevi ailesinden bahsediyorum. Ama Bodrum Alevi Derneği’nde mutlaka bizimle beraber olan arkadaşlarımız var ama onlar bu bölgenin Aleviler’i değil, onlar da Anadolu’dan, yani Anadolu derken daha işte İç Anadolu’dan gelme arkadaşlar ama ben bir…

    Tokat, Amasya…

    Evet, Aydın, Nazilli, Sivas, oralar tamam ama buradaki Alevi arkadaşların bizimle aynı düşüncede olduğunu ben düşünmüyorum ya da bana denk gelmedi.

    Bunu neye bağlıyorsunuz?

    Bu da biraz gene şeyle ilgili sanıyorum, yani o yetişme tarzındaki işte sosyal medya, ilgilendikleri, gördükleri, duyduklarıyla ilgili, ben mesela kendimi tanıtsam bile benim siyasi görüşümden dolayı hiçbir yakınlık, insani olarak tanımalarına rağmen bir yakınlık duymuyorlar veya benim anlattıklarım onlar için geçerli değil yani, onlar gene sadece bildiklerini okuyabiliyorlar, bu seçim döneminde işte onlarla biraz konuşmaya çalıştım, beraber çünkü bir çalışmalarımız olmuştu, hayır yani.

    Benim unuttuğum veyahut da sizin eklemek istediğiniz bir şey var mı?

    B.K.: Şimdi son şeyden alayım. Benim de farklı gözlemlerim var onunla ilgili, bu Tahtacı dediğimiz bu bölgenin Alevileri’nden, özellikle Aydın Alevileri’nden ciddi bir destek Bodrum yerelinden bahsediyorum, destek olan partili arkadaşlarımız dahi var, yok değil, üç tane var, beş tane var, var ama.

    Bunu biraz daha güçlendirmek lazım.

    B.K.: Ha, bunu biraz daha güçlendirmek lazım. Şimdi kurumsal olarak konuşmak gerekirse kurumsal olarak burada en güçlü olan dernek Alevi Bektaşi Kültür Derneği, bize yarın için (13 Eylül) yerlerini verenler ( ‘Barışa 100 Adım’ adlı kitabımın imza gününden bahsediyor. İ.K.). Benim için çok tatlı bir sürpriz olacak açıkçası. Çünkü kurumsal olarak hakikaten bucak bucak kaçarlar. Bizim hiçbir yaptığımıza gelmezler, birkaç arkadaş dışında.

    F.E.: Çok pardon ama 1 Eylül’de de dayanışma içindeydik.

    B.K.: Evet.

    F.E.: İlk defa.

    B.K.: Evet, ilk defa 1 Eylül’de de dayanışma içerisindeydik. Dolayısıyla şimdi orada bir değişim, bir adım, bir bir şey, yani ben açıkçası hakikaten bu teklifi götürdük onlara ama hiç kabul edeceklerini düşünmüyordum ben. Yani benim için çok tatlı bir sürpriz oldu. Yani Alevi derneğinin, Bodrum’daki Alevi derneğinin birden bire HDP’lilerle dolacak olması fikrine şey bakmadılar. Şeyi de söyledik yani, açıkça söyledim ben, “geliri de” dedim “Kardeş Aile’ye gidiyor bu kitabın” ve ümitsiz bir şekilde rica ettim, bu önemliydi yani, Fulya’nın dediği gibi 1 Eylül esnasında da bir şekilde dayanışma içerisinde olmak önemliydi.

    Çok teşekkür ederim.   

     

     

     

     

     

     

     

     


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları