• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Kent ve travma

    Hafta sonu cumadan pazara kadar Diyarbakır’daydım. Diyarbakır, benim doğup büyüdüğüm şehir. İstanbul ile birlikte hayatımın geçtiği iki şehirden biri. Her defasında sevinçle gittiğim kent, hasretle toprağına yüz sürdüğüm. Düğün için gidersem sevincime sevinç katar, cenaze için gidersem teselliyi yanıma kor öyle gönderir. Hep umut kuşanır öyle gelirim İstanbul’a. Bu umut Diyarbakır’ın bazen beni hüzne ve öfkeye de gark eden durumuna katlanmamı sağlar.
    Ama kendimi daha önce bu defa olduğu kadar hüzünlü ve öfkeli hissetmemiştim şehrimde.
    Bir kent düşünün ki can damarının, kültürel ve ticari merkezinin etrafı bariyerlerle ve askeri araçlarla çevrilmiş, giriş çıkış yasak ve insanların yaşama alanı silahlı saldırı altına, savaşın ortasında. Kentimin orta yerinde savaş oluyor. İnsanlar öldürülüyor. Orantısız güç kullanımı uygulanıyor.
    İnsanlar cenazelerini kaldıramıyor, çocuklar, elden ayaktan düşmüş ihtiyarlar ölüyor. Soğuk, açlık ve durmayan şiddet, bir savaşın bütün etkileri insanları hasta ediyor. Sağlıkçılar müdahale edemiyor.
    Şehrin ortasında savaş sürerken, görüntüde kentin geri kalanı savaşın dışında tutuluyor. Protestolara yapılan gazlı, coplu saldırılar, sokaklarda yapılan uygulamalar dışında sanki insanların gündelik yaşantısına izin veriliyor.
    Mümkün mü bu? Belki de büyük çoğunluğun sırf içindeki acıyı unutmak için daldıkları akış her top, her bomba sesinde bulanıyor, bakışlar buğlanıyor. İnsanlar o tarafa bakıyor. O bakışlarda Diyarbakır’ın acısını görebilirsiniz.
    Kimi acıyla sarsılıyor, kimi öfkeden dişini sıkıyor, kimi çaresizlikle başını öne eğiyor.
    Savaş Sur’da değil sadece, Diyarbakırlı’nın yüreğinde de oluyor.
    Belki en ağır bedeli Sur ödüyor ama bir kentin yasak bugün kalksa bu travmadan arınması ne kadar zaman alır?
    Bütün o ölen insanların, çocukların, yıkılan kent tarihinin, asırlık ibadethanelerin acısı ne zaman iyileşir?
    Koskoca bir kent baskı zülm ve katliamlarla karşı karşıya.
    Duyun Sur’un sesini, Duyun sesimizi.


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları