• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    ‘Kentsel Dönüşüm Modeli adalet ve şeffaflık içeriyorsa başarılı olur…”
    ‘Kentsel Dönüşüm Modeli adalet ve şeffaflık içeriyorsa başarılı olur…”
    1 Şubat 2017 09:52
    Font1 Font2 Font3 Font4
    Bu Haberi Yazdır

    Özcan Biçer, önemli bir şehir planlamacısı. Yıldız Teknik Üniversitesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü Lisans, Yıldız Teknik Üniversitesi Şehir Planlama Yüksek Lisans Mezunu. Başta Ataşehir ve Maltepe olmak üzere kentimizin ve özellikle Anadolu Yakası’nın birçok ilçe ve beldesinde kentsel dönüşüm projelerinin çalışmalarını yürütüyor.
    Kentsel Dönüşüm çalışmaları medya tarafından kent sakinlerinin mağduriyetlerini engellemek için yakından takip edilmeli. Ben de Özcan Biçer ile buluştum ve kentimizin ve yakamızın imar sorunlarına ilişkin bir söyleşi yaptım…

    DSC_0207

    Özcan Bey, söyleşi teklifimizi kabul ettiğiniz için teşekkür ederim. Ataşehir İstanbul’un en hızlı dönüşüm yaşayan ilçelerinden biri… Aynı zamanda İstanbul’un en büyük finans merkezleri burada inşa ediliyor. Ataşehir’in en önemli sorunları neler?

    Ben de söyleşi davetiniz için çok teşekkür ederim. Ataşehir’in mevcut sorunlarını ve potansiyellerini Ataşehir’de yaşayan biri olarak 10 seneyi aşkın bir süredir izliyorum. Yaklaşık 6 senedir de İlke Planlama olarak, şirket merkezimizi de Ataşehir’e taşıyarak ilçeyi şehircilik açısından daha iyi anlama şansı bulduk. 2013 yılında Ataşehir ilçesinin tamamını inceleyen “Ataşehir İlçesi Şehircilik Araştırması”nı tamamladık. Yaptığımız araştırma bize Ataşehir’in temel kentsel dinamikleri hakkında bütüncül bir başlangıç bilgisi sağladı.
    Ataşehir ilçesi, başka ilçelerin sınırlarında kalan alanlardan oluşturulan yeni bir ilçe olduğu için ciddi bir kentsel entegrasyon sorunu yumağı karşımıza çıktı. Birbirinden farklı farklı bölgelerin farklı karakterlerde geliştiğini, zaman içinde bu bölgelerin kentsel gelişimini yöneten süreçlerin birbirleriyle ilişkisiz olduğunu, bu nedenle birbirine komşu bölgelerin bile birbirlerinden kopuk gelişmiş olduklarını anladık. Örneğin Atatürk Mahallesi’nde geliştirilen ve ilçeye ismini veren Ataşehir projesi, Emlak Konut eliyle bütüncül planlama ve tasarım kriterlerine uygun olarak yapılmış, neredeyse ilçenin en prestijli bölgesi olmuş. Diğer yandan hemen güneyindeki Küçükbakkalköy Mahallesi kısmen düzenli gelişmiş. Bu nedenle bölgeler arasında kentsel standartlar ve yaşamsal değerler açısından ciddi farklılıklar var.
    İlçenin bir diğer önemli sorunu Metropoliten Ulaşım Ağına bağlantılardaki düzensizlikler… Ataşehir ilçesinin İstanbul Metropoliten ulaşım ağına bağlandığı noktalarda ciddi sorunlar var. Bir yandan düzenlenmiş büyük bir kavşak ile bağlantı yapıldığını görürken, diğer yandan ciddi bir kentsel ulaşım arteri olan D100’e dar bir sokaktan direk çıkış olduğunu görüyoruz. Bu bağlantıların günümüzde bi çok yerde trafiğe sebep olduğunu izliyoruz. Uzun vadede ise İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan İstanbul Ulaşım Master Planı kararlarına göre revize edilmelerini bekliyoruz. Bu bağlantılar güçlendirildiği durumda, ilçenin komşu ilçelerle olan ulaşım bağlantıları rahatlayacak ve ana ulaşım ağlarına olan bağlantılardaki yoğunluk azalacaktır.
    İlçe’nin iç ulaşım ağını incelediğimizde de benzer sorunların varolduğunu görüyoruz. Farklı dönemlerde farklı idareler tarafından ele alınan mahallelerin planlanması sırasında komşu mahallelerle ulaşım ilişkileri yeterince iyi irdelenmediği için birçok yerde bir yolun örneğin 15 metre genişlikte gelip, diğer bölgede 10 metre olarak devam ettiğini görüyoruz. Bu anlamda Ataşehir ilçesinin iç sirkülasyonunun modern ulaşım planlaması ilkeleri açısından yetersiz olduğu, ilçenin kendi içindeki bölgeleri birbirine bağlayan bir ana ulaşım omurgasına ihtiyaç duyduğu söylenebilir.
    Önemli bir diğer sorun yapı stokunun niteliği ile ilgili olarak karşımıza çıkıyor. Ataşehir ilçesindeki gelişmiş mahallelerde bulunan yapıların birçoğu yapım yılı, yapım tekniği ve kullanılan malzemeler dikkate alındığında deprem yaşanması durumunda risk içeren yapılardır. Son dönemde yapılan TOKİ projeleri,yeni siteler ve yapılar dışında, özellikle 1999 depremi öncesinde yapılan inşaatların çoğunun olası deprem için belirlenen standartlara uygun üretilmediği bilinmektedir. Bu yapı stokunun bir an önce yenilenerek yaşam güvencesinin sağlanması gerekmektedir.
    Geçtiğimiz günlerde Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, İstanbul ve deprem gerçeği ile ilgili çok samimi açıklamalar yaptı. Sayın Haseki, İstanbul’da deprem riski için “Bir fay hattı var, 250 senede 1 kırılıyor, şu anda 249. senesi… Dert ederseniz, uyku yitirecek ortam var” ifadelerini kullandı. Bakan Beyi bu açıklamaları için çok eleştiren olacaktır ama ben çok samimi buldum. Şehir Plancıları Odası’nda yönetim görevinde olduğum süre içinde, meslek odası olarak en önemli gündem maddelerinden biri deprem olmuştur. Olası bir depremde yaşanacakların matematiğini bildiğimiz için biz şehir plancıları oldukça endişeliyiz. Bakan Beyin kullandığı ifadelerin insanlara gerçeği yansıtan, onları kendi yaşamlarına, çocuklarının yaşamlarına sahip çıkmaya yöneltenmotive edici, doğru ifadeler olduğunu düşünüyorum. Kentsel Dönüşüm Projeleri zor projelerdir. Bu projelerde planlama, tasarım kadar uzlaşma süreci de önem taşır. Herşeyi devletten beklemek yerine vatandaşın da artık kendi geleceği için harekete geçmesi gerekmektedir.

    DSC_0170

    Kentsel dönüşüm projeleri İstanbul’da sürekli güncelliğini koruyan projelerin başında geliyor. Ataşehir’de kentsel dönüşüm çalışmaları ne aşamada?

    İstanbul’da birçok bölgede Kentsel Dönüşüm odaklı projeler geliştirilmeye çalışılıyor.Fikirtepe Projesi gibi eski projeler daha yavaş ve sorunlu olmasına rağmen, yeni projeler daha hızlı ve daha sorunsuz ilerliyor. 6306 sayılı “Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun” bu dönüşüm sürecini hızlandırmak için çıkarıldı. Bakanlık, gelen projelerdeki sorunları irdeleyerek kanun ve yönetmeliklerinin gitgide daha verimli işler hale gelmesi için çalışmaya devam ediyor.
    Bu kapsamda Ataşehir’dede Yeni Çamlıca ve Mevlana mahallelerinin bulunduğu bölge 1/5000 ölçekli planlarda “Kentsel Dönüşüm Alanı” olarak belirlenmiş, ancak mevzuata uygun olarak henüz “Kentsel Dönüşüm Alanı” olarak belirlenmiş değil. Bunun dışında, Ataşehir Belediyesi tarafından gerçekleştirilen “Emekevler Projesi” bölgede bir dönüşüm sürecini başarılı olarak tamamladı. TOKİ tarafından Bayındırlık ve İskân Blokları bölgesinde yapılan kısmi bir uygulama var, o da tamamlandı. Ancak bölgenin geri kalanı, halen risk altında. Bazı yerlerde özel girişimciler tarafından birden fazla imar adasını birleştirmek üzere hedeflenen projeler var.
    Ataşehir’de kentsel dönüşüm projeleri uygulanırken nasıl bir yöntem izleniyor? Mahalli örgütlerin ve Ataşehir sakinlerinin görüş ve önerileri projeye yansıyor mu? Ataşehir’de çok hızlı bir yapılaşma var. Bu mimari dönüşüm şehircilik planlarına uygun olarak yapılıyor mu?
    Ataşehir Belediyesi bırakın Kentsel Dönüşüm Projelerini, bir mahallenin standart olarak planlanması sırasında bile halkın katılımını önemseyen bir anlayışa sahip. Geçtiğimiz yıllarda Bayındırlık ve İskân Blokları için başlatılan proje için mahallede bir irtibat ofisi kurarak katılıma değer verdiğini göstermişti. Şimdi aynı tavrı Yeni Sahra ve Barbaros Mahalle’lerinde yapılan 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı çalışmalarında da sürdürüyor. Planın müellifi olarak bizden, tüm planlama sürecine bölgede yaşayan insanların görüşlerini planlama sürecine katmamız için Plan İrtibat Ofisi açmamızı istediler. Biz de yetkili şehir planlamacılardan ve belediyenin hukuk müşavirinden oluşan bir ekip ile bu ofiste gelen vatandaşlara birleşerek Kentsel Dönüşüm’e girmeleri durumunda nasıl bir yol izleyebileceklerini anlatarak destek oluyoruz. Bunun dışında vatandaş ile müteahhit arasında yapılan özel hukuka dayalı tek yapı bazındaki projelerin teknik ve idari süreçleri de doğal olarak belediyenin denetiminde yürütülüyor.
    Ataşehir merkezi konumu ve daha önce yapılan bütüncül projelerin ürettiği değer nedeniyle markalaşma bağlamında önemli bir konuma sahip. Bu nedenle bölgede yapılan nitelikli yapıların tamamı ya ulusal ya da uluslararası mimarlar tarafından tasarlanıyor. Bunun dışındaki bireysel, tek parsel bazındaki projelerin aynı niteliği yakalamaları ölçek yetersizliği nedeniyle zaten zor.

    Kentsel dönüşüm ile İstanbul’un en değerli arazilerinin ranta açıldığı yönünde bir endişe var. Sulukule örneği çok tartışılmıştı. Bunun haklı bir endişe olduğunu söyleyebilir miyiz?

    Bir çok konuda olduğu gibi Kentsel Dönüşümü rant için kullanmak isteyenler olabilir, bu konudaki deneyimler arttıkça rant odaklı yaklaşımların giderek azalacağı da açıktır. Bildiğiniz gibi herhangi bir konu ilk uygulamaları sırasında henüz yeterli bilinç olmadığı için farklı yönlere çekilebilirken, ilerleyen süreçte birçok proje yaklaşımının birbiriyle yarışması sonucunda, yavaş yavaş bilginin yayılması yoluyla sadece nitelikli yaklaşımların sürdürülebilir olduğu belirginleşir ve bu yaklaşımlar kalıcı olanlardır.
    Sulukule bir Kentsel Dönüşüm Projesi değildi aslında, projenin dayandığı kanun ; ”5366 sayılı Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanun”dur. Bu kanun, Kültür Varlıklarını Koruma Kurulları tarafından nitelikleri nedeniyle Kentsel SİT Alanı ilan edilen yerlerdeki eskime/köhneme sorununu çözmek üzere çıkarılmıştı. Kanunun amacı belirlenen bir bölgenin Bakanlar Kurulu kararı ile “Kentsel Yenileme Alanı” olarak ilan edilmesini müteakip işlemleri kapsamaktadır. Söz konusu alan bir “Kentsel SİT” bölgesi olduğundan doğal olarak bu tür bir alan “kentsel yenileme” çerçevesinde ele alınmalıdır; SİT alanı belirlenen bölge korunmalı ve geliştirilmeli, mekânsal ve sosyal olarak alanın özgünlüğüne sadık kalınmalıdır. Bu anlamda “Kentsel Yenileme Projeleri” ile “Kentsel Dönüşüm Projeleri” birbirinden çok farklı amaçları, yaklaşımları ve mevzuatı olan iki farklı proje türüdür. Bu çerçevede sonuçları itibarıyla Sulukule Projesi bölge yaşayanlarını başka bölgelere deplase etmeyi, bölgedeki kültürel dokuyu bozacağı öngördüğü için eleştirildi.

    DSC_0192

    Şunu soracaktım… Kentsel dönüşüm projelerinde şu an orada bulunan halkın konut hakkınıgüvence altına almak için ne gibi tedbirler alınıyor? Bunun için yeterli yasal mevzuat var mı?

    İshak Bey, Kentsel Dönüşüm Kanunu ve Yönetmelikleri belirli aralıklarla revize edilmeye devam edecektir. Bu anlamda vatandaşların haklarının gitgide daha sıkı korunacağı inancındayım. Danıştay tarafından alınan içtihat kararlarının da bu konuda belirleyici olduğunu hatırlayarak bu sürecin vatandaş lehine gelişeceğini düşünüyorum.
    Günümüzde vatandaşın konut hakkını zorla elinden alan bir mevzuat yaklaşımı yok, ancak haksahiplerinin her istediklerini karşılayacak bir mevzuat da yok. Bazı bölgelerde haksahiplerinin “ 1 daire yerine 2 daire” talebiyle Kentsel Dönüşümü rant odaklı algıladıkları, bazı bölgelerde “benim dairem hiç küçülmesin” gibi taleplerle davrandığını görüyoruz. Bu talepleri karşılayarak Kentsel Dönüşümü sağlıklı kentsel normlarda yürütmek mümkün değildir. Düşünsenize her bölgenin dönüşmesi için imar haklarının 2-3 katına çıkarıldığını… Buna ne ulaşım sistemi dayanır, ne yeşil alanı, okul alanı yetişir. Bu nedenle kanun yapıcı dünyaca kabul edilen sağlıklı kentsel dönüşüm modellerini inceleyerek kişilerin mülkiyet hakları üzerinde düzenlemelere gidebiliyor. Örneğin bir bölgedeki haksahiplerinin 3’te 2’si kentsel dönüşüm istiyorsa, geri kalan kesimler “ben istemem” dese de, afet riski düşünülerek projeye katılmayan mülkleri kamulaştırabiliyor. Anayasanın bile 3’te 2 çoğunlukla değiştirilebileceğini düşünürsek bu çok da kötü bir yaklaşım değil aslında.

    Kentsel dönüşüm projelerinde yolsuzluk ve kayırma olmaması için ne gibi tedbirler yürütülüyor? Sürecin şeffaf işlediğini söyleyebilir miyiz?

    Bu tür projelerde söylediğiniz türde davranışların gelişmesi tamamen ortam değişkenlerine bağlıdır. Eğer projeyi yürüten firma yada belediye yerel yönetimde “şeffaflık” ve “katılım” ilkelerine sıkı sıkıya bağlıysa, bu tür davranışların gerçekleşmesi pek mümkün olmaz. Proje vatandaşın gözü önünde, onun rızasını alacak şekilde yapılır. Sivil Toplum Örgütleri ve Meslek Odaları ile Akademisyenlerden destek alınır. Kurulan Kentsel Dönüşüm Modeli; adalet ve şeffaflık içeriyorsa yüksek oranda başarılı olur ve negatif davranış biçimlerinin gelişmesine izin verilmez. Bu konuda örnek olarak Antalya Büyükşehir Belediyesi ile geliştirdiğimiz “Antalya Hub” isimli Kentsel Dönüşüm Projesi’nde 3 bin 265 hak sahibinden 3 bin 186’sı kısa sürede evlerini tahliye etti. 3 ayda 2 bin 500 evin yıkımı gerçekleştirildi. Bu sayılar Kentsel Dönüşüm Modeli’nin doğru kurulduğu taktirde aslında çok verimli olabildiğini, sizin de vurguladığınız gibi, şeffaflığın önemini anlatıyor.

    Yaygın olarak yapılan kentsel dönüşüm projelerine karşı sektörle ilgili sivil toplum örgütleri ve odaların ciddi eleştirileri var. Hatta kimi çevreler yerinden dönüşüm, toprak mülkiyetlerinin halka dağıtılması gibi çözüm önerileri getiriyorlar. Siz bu konuda neler düşünüyorsunuz?

    Sivil Toplum Örgütlerimiz ve Meslek Odalarımız bizim örgütlü düşünen kesimlerimizdir. Bu yapıların içinde akademisyenler, düşünce insanları, duyarlı insanlar bulunur. Birçok konuda “herşeye de karşı çıkıyorlar” denilse de aslında toplumun iyiliği için gönüllü olarak çalışan insanlardır. Birçok yerde de bu uyarıların doğruluğu zaman içinde ortaya çıkmaktadır. Yerinde dönüşüm, mülkiyetin halka dağıtılması gibi birçok öneri doğrudur, bunu her proje için önerdiklerini söylemek mümkün değildir. Aslında onların söylediği şey, bölge yaşayanlarının talebidir. Bir Kentsel Dönüşüm Projesi yaparken bölge yaşayanları o mahallede yaşamaya devam etmek istediklerini bildiriyorlarsa, o alanda bu yaşamın sürdürülebileceği koşullarda proje geliştirmek gerekir. Bunların tamamı bölgenin niteliklerine bağlıdır.

    DSC_0163

    Kentsel dönüşüm projeleri İstanbul’un yerleşimine kalıcı çözüm sunabilir mi? Türkiye’nin en küçük yüzölçümlü şehirlerinden biri olmasına rağmen neredeyse boş arazisi olmayan kent haline geldi İstanbul. Sanırım bunun dünyada başka örneği yoktur. Daha makro düzeyde ulusal programlara ihtiyaç yok mu? Bunlar neler olabilir?

    İshak Bey, bildiğim kadarıyla Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Büyükşehir Belediyeleri’nin yetkili olduğu alanlarda “Kentsel Dönüşüm Master Planı” adıyla bir dizi çalışma başlattı. Bu kapsamda dönüşümün hangi alanlardan başlayacağının, hangi niteliklerde olacağının belirlenmesine çalışıyor. Elbette bu çapta bir dönüşüm sürecinin çok ağır finansal yükleri de var. İstanbul Büyükşehir Belediyesi de bu konuda bir Stratejik Belge’yi hazırladı. Master Plan’la ilgili bir toplantıyı Haliç Kongre Mrekezi’nde yaptı ama Master Plan Çalışması tamamlanmadı henüz sanırım.
    Kentsel dönüşüm projelerinde ekolojik dengenin ve çevrenin korunmasına ilişkin yeterli tedbirler alınıyor mu?
    Bu konuda 3194 sayılı İmar Kanunu ve ilgili yönetmelikler aslında çok açıktır. Bir bölgenin planlanması sırasında ayrılması gereken yeşil alan miktarından, okul alanına, kreş alanına hepsi detaylı olarak belirtilir, doğaya ve çevreye kısmen de olsa önem verilmesi istenir. Şimdiye kadar yapılan planlama çalışmaları; gerek yerel yönetimlerin aymazlığı, gerek Kentsel Dönüşüm Kanunu gibi uygulama araçlarının olmayışı, gerekse genel bir tavır olarak çevre ve ekolojinin umursanmaması gibi farklı nedenlerden dolayı belirttiğiniz çerçevede yetersizdir.
    Kentsel Dönüşüm sürecini bu anlamda kentlerimizin sağlıksız gelişimini düzeltilebileceğimiz ve doğayla ilişkilerimizi tekrar ele alabileceğimiz bir fırsat olarak görüyorum.

    Çok teşekkür ederim sorularımızı yanıtladığınız için…

    Ben de teşekkür ederim.


    Yorumlar



    İlgili Haberler