• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Kerkük, Kürtlere ders oldu mu?

    Irak Kürdistanı’nda Kerkük’ün ve diğer tartışmalı bölgelerin Irak ordusu ve Haşdi Şabi milisleri tarafından işgal edilmesinden sonra Kürtler arasında yaşanan tartışmalar sürüyor. Kürtler tartışadursun, psikolojik üstünlüğün Irak hükümetine, özellikle de Başbakan Abadi’ye geçtiği yönünde bir görüş hakim ki bu aynı zamanda görünen bir olgu. Türkiye ve İran’ın Kürt düşmanlığından kaynaklı, ABD’nin de bölgede bir tek ona güvenebileceği öngörüsüyle destek verdiği Abadi’nin, süreci tek başına mı, başkalarıyla ortaklık içinde mi kontrol ettiğini bilmek mümkün değil. Ama görüyoruz ki karşımızda eskisinden daha güçlü, daha çok öne geçen, hatta oyunu kuran, kuralları belirleyen bir Abadi var.

     

    Kürdistan hükümetinde ise bir kabullenme durumu söz konusu. Neredeyse her gün Kürdistan hükümetinden bir yetkilinin ‘Diyaloga hazırız, merkezi hükümetten yanıt bekliyoruz” açıklaması basına yansıyor. Farklılık gösteren açıklamalar daha çok Mesud Barzani tarafından dillendiriliyor. O, referandumun doğru bir adım olduğunu, referandum olmasa da Kürdistan’a bir saldırı yapılması yönünde karar alındığını, Irak hükümetinin tartışmalı bölgeleri işgal ederek istediklerini elde etmesine ise iç ihanetin olanak sunduğunu savunuyor ve söylüyor. Mesud Barzani dışındaki parti liderleri ve kadroları, tüm yaşananları görmezden gelip ağırlıkla referandumu eleştirmekle yetinirken mevcut durumun sorumlusu olarak da Barzani’yi gösteriyorlar.

     

    Durum bu da şimdiye kadar sorumlulardan tek biri bile bir özeleştiri verme, yanlışı, eksiği dillendirme, yaşananlardan ders çıkarma tutumunu sergilemiş değil. Birbirlerine dönük suçlamalar gırla ancak ‘ben yanlış yaptım’ diyen tek kişi, tek grup, tek parti yok.

     

    Kürdistan hükümetinden gelen açıklamalara bakıldığında 2014 öncesine dönülerek normalizasyonun sağlanabileceğine inandıkları yönünde bir eğilim göze çarpıyor. İşgale direnmek yerine eskiye dönüşü kabullenen, bunu savunurken de “ölümlerin önüne geçmek için geri çekilmek zorundaydık” diyen bu akıl, iç çelişkileri çözmekte –ne yazık ki– hala sorumlu davranmıyor.

     

    Bu yaklaşımlar, hiç kuşku yok seçim hesaplarıyla yakından ilgili. Bir uzlaşıya varıp ortak politika belirleme yerine rövanşist davranma ve önümüzdeki yıl yapılacak seçimleri bunun için kullanma fikri, ağırlıklı görüş olarak orta yerde duruyor.

     

    Seçimleri açmakta yarar var. Kürdistan bölgesinde referandumun hemen akabinde, 1 Kasım’da genel seçim yapılması kararı alınmıştı. 16 Ekim Kerkük işgalinden sonra seçimler yapılamadı. Nihayetinde Barzani yetkilerini devrederek başkanlık görevinden ayrıldı, yapılıp yapılmayacağı belli olmayan başkanlık seçimleri ile genel seçimler ise 8 ay sonrasına ertelendi.

     

    Abadi de seçim kararı aldı. Irak’taki genel seçimler, yeni bir gelişme yaşanmaz ise 2018’in Mayıs ayında yapılacak. Bu seçimler, Kürtleri de ilgilendiriyor. Daha önce Irak genel seçimlerine tek liste halinde giren Kürtler, bu kez Irak Federal Parlamentosu seçimlerine tek liste halinde girebilecek durumda değil.

     

    Kürtler arasındaki yeni tartışma, Kürdistan Parlamentosu için yapılacak seçimlerin Irak Federal Parlamentosu seçimlerinden önce mi, sonra mı yapılacağı yönünde. KDP, bu seçimlerin öne çekilmesinden yana. Goran Hareketi Irak Federal Parlamentosu seçimlerinden sonra Kürdistan Parlamentosu seçimlerinin yapılmasını savunuyor. Daha kimse tek liste ile seçimlere girmeyi dillendirmiş, değil.

     

    Partilerde de karmaşa var. KDP’deki tartışmalar pek dışa yansımasa da içte bir tartışmanın yaşandığı, Mesud Barzani ile Neçirvan Barzani arasındaki rekabetin artık gözlenebilir bir durum olduğu, kulislerde dillendiriliyor. YNK neredeyse 3’e bölünmüş durumda. Kubad Talabani dışında Talabani soyadını taşıyanlar Irak merkezi hükümetine karşı bir bütün davranıyor. Kosret Resul, Mele Bahtiyar gibi partinin eski kadroları, Kerkük’ten geri çekilme kararı alan bu gruptaki YNK’lileri ihanetle suçluyor. Eski başbakanlardan Behram Salih ise ayrı bir parti kurma hazırlığında. Goran Hareketi’nin en büyük handikabı yaşamını yitiren lideri Noşirvan Mustafa’dan sonra toparlayıcı bir liderliğin oluşmaması. Parlamentoda üyesi olan partiler arasında şanslı olanlar belki İslami kökenli Yekgirtu ile Komela grupları. Bunlar, diğerleri ile kıyaslandığında daha bütünlüklü davranabiliyorlar ki bu da onların şansını artıran bir etken. Ancak söz konusu ilk üç parti anlaşır ise bu iki İslami parti ile irili ufaklı diğer partiler anlaşmanın dışında kalmaz. Hep böyle oldu.

     

    Söylenecek çok şey var ama tüm bunlara rağmen görünen bir durumu yazarak konuyu kapatalım. Kürtler, hala yaşananlardan ders çıkarıp özeleştiri yapma, yanlış yaptık deme cesaretine sahip değil. En büyük risk de bu. Seçimler yapılır mı yapılmaz mı, bilemem. Ancak halk seçimlerde bu partilere ders vermeye kalktığında korkarım ki binlerce silahlı peşmergesi olan partiler bu dersi de okumaya yanaşmayacak ve iş daha fazla çığırından çıkabilecek.


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları