• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Kesişen Yollar

    Anlıyorum.

    Geçen hafta anlattıklarımı pek fazla anlamadın, biraz kafan karıştı. Durumu toparlamam için bana müsaade etmeni istiyorum. Gerçeğin bir yansıması olarak hayatımı bir film şeridi gibi gözümün önünden geçiriyorum. Her anı, her anı didik didik ederek gözden kaçırmamam gereken, birlikteliğimizin en önemli anlarını tarihiyle belirtip ince nüanslara adım atmak istiyorum.

    İlk göz göze geldiğimiz gün, ilk uzaktan temasımızı, ilk buluşmamızı, ilk telefonda konuşmamızı, ilk konsere gidişimizi, ilk öpüşmemizi, ilk sevişmemizi ve ilk ayrılığımızı…

    İlk göz göze geldiğimiz gün, 10 Aralık Cumartesi 2011 sabahıydı.

    İlk uzaktan temasımız, 4 Mart 2012’de Pazar sabahı olmuştu.

    İlk buluşmamız, 20 Ekim 2012 Cumartesi akşamında olmuştu.

    İlk telefonda konuşmamız, 1 Kasım 2013 Perşembe öğleden sonra olmuştu.

    İlk konsere gidişimiz de, 1 Kasım 2013 Perşembe akşamıydı.

    İlk öpüşmemiz, 27 Aralık Perşembe 2012 gece yarısındaydı.

    İlk sevişmemiz,  28 Mart Perşembe 2012 gece yarısındaydı.

    Daha fazlasını, bilhassa ayrılığa denk gelen tarihi ayan beyan belirtmekten uzak duruyorum. Nitekim o gün benim için “ulusal yas” bahtsızlığında ve yıllar geçtikçe monotonluğa evrilen bir acı nöbetinde geçiyor. Daha fazla “acı” gerekiyor diyerek her anı yaşamaya çalışıyorum. Yaşamalıyım, zira geçiştirilen her acının vücutta kalan tarafı illâ bir kurt kemirişinde beliriyor.

    Bu durumu, yaşadığım hissi daha önce Karşılıksız Aşk ile anlatmıştım. Bu kez, biraz daha kapsamlı anlatmak istiyorum…

    Bizim için karşılıksız aşk karşılıksız aşktır, o kadar; pratik, üretken ve gerçek olmayan aşk. En iyi karşılıksız aşk acınacak kadar zavallı, en kötüsü patolojik denecek kadar hastalıklı­dır. Her şekliyle bizler bu aşkı kategorik bir yanılgı, gerçeklik ilkesine uymayı başaramamış bir olay olarak görürüz.

    “Karşılıksız aşk” deyiminin dış yüzeyinin altında bir yerlerde, bu tür bir huzura duyulan derin özlem yatmaktadır, belirtilmek istenen, bunun öylesine tam ve eksiksiz bir özgürlük aşkı olduğudur ki ölüm tek kurtuluştur.

    Bu deyim ilk kez 1542’de, Sir Thomas Wyatt’in “Karşılıksız Kalan Gerçek Aşktan Şikâyet” adlı eserinde kullanılmıştır; deyimin piyasaya böylece çıkması pek anlamlıdır, sanki modern olan bir şeylerin doğumunu müjdeler. Wyatt’ın deyimi mutsuz aşklarla ilgili tartışmalara yeni bir derinlik getirmiştir, geleneksel saray aşkının sihirli çerçevesinden dışlanmış kişilerin tamamen yabancılaşmasını kayıtlara geçirmiş, dışarıda kalan kadın ve erkeklerin tutkulu hırs ve düş kırıklıklarını çok güzel anlatmıştır.

    Shakespeare’nin “On İkinci Gece” isimli komedisinin başlangıcında Illyria karşılıksız aşk çeken sevgililerle doludur, fakat beşinci perdenin sonuna gelindiğinde oyundaki herkes eşleşir: Viola ve Orsino, Olivia ve Sebastian, SirToby ve Maria. Yalnız kalan tek kişi sonradan görme uşak Malvolio’dur. Uşak kandırılmıştır, hanımı Olivia’nın kendisiyle evlenmek ve ona sınıf atlatmak istediğim sanmaktadır. Maria ve Toby’nin yazdığı düzmece mektupta Olivia ona şöyle der: “Bazıları büyük bir insan olarak doğar, bazıları büyüklüğe erişmeyi başarır, bazılarına ise büyüklük kendiliğinden gelir.” Kendisine olan hayranlığı ve hırsı yüzünden Malvolio ile çok alay edilir, sosyal konumunun üstündeki mevkilere çıkmaya heveslendiği, buna cesaret ettiği için çok hırpalanır. Ancak uşak oyunun sonunda fikirlerini hiç değiştirmemiştir:

    ‘Topunuzdan intikamımı alacağım,” der, hışımla sahneden ayrılmadan önce.

    Karşılıksız Aşk aynı zamanda Huzursuz Aşk’tır. Sosyal engellerle uğraşacak sabrı yoktur, ayrıca dini konuların dikkatini dağıtmasına izin vermez. Kolay kolay baştan savılmayı reddeder. Bu tip aşk kölelik temeline dayanmaz, aksine kölelikten azat edilmeyi hedefler. Tamamen özgürlük kavramı üstüne kurulmuştur, hizmet değil. Dolayısıyla, Rönesans döneminde karşılıksız aşk yaşayan insan figürü çoğunlukla, içinde gizli bir, sınıf ve cinsiyet ayrımlarına ilişkin kısıtlamalara karşı çıkma eğilimi taşır.

    Sanırım bu andan itibaren hangi roman kahramanına benzeyeceğim aşikâr…

    • Son

     

     


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları