• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Keskin Yargılar ve Hayati Kaygılar

    Ülke ruhban sınıfının toplumsal özgürlük, iç barış ve demokrasiye keskin düşmanlığı ile çatırdıyor. Özgür düşünceye, akademik bilgiye, çağcıl eğitime, hür girişime tahammülsüzlük had safhada. Özgürlük, adalet ve dayanışma önüne rejim politik engellerle bentler örmüş durumda.

    İnsani ilişkilerde hoşgörü, farklı kimliklerin meşru taleplerine ve yaşamlara öz saygı bağlamında sorun çok büyük. 21.yüzyılın insanlık değerleri ile örtüşmeyen muhafazakar bir zulüm dayatmasına-psikolojik harp yöntemlerine maruz bırakılıyor kamusal alanın bütününde toplum. 

    Bürokratik bağnazlığın pençesinde ülke derin bir güvensizlik ve kuşku hakim kimse kimseye güvenmiyor, güven bunalımı örgütlendirilmiş yüksek ego empati yoksunluğundan kaynaklanıyor, bencil ve cahil olan zorbaca kolektif olana kendini yetkisiz ve nedensiz dayatabiliyor.

    Dikey dayatmalar yatay ilişkileri denetimine almış durumda yatay eşitlik talepleri karşısında muktedir çıldırıyor, cinnet geçiriyor kitlelerin yaşamını rehin almış durumda şantaj rejimi.

    Siyaset sosyolojisi ile uğraşanların artık varoş dedikleri gerçek zorlu yaşamın bilgesi insanlardan yaşam dersleri alması gerekir. Kendisine yabancılaştırılan kişilikler tatmini başka kimlikleri bastırma yolunda arar oldu. Kamuflaj-imaj-racon taklit-biçimsel cahiliye özel bir statü olmuş sonradan görmeler de.

    Zihniyet sömürgeciliği dayatan rejimlerin gizli-açık ajandalarında mafyatik reisler-ajan muhtarlar, işbirlikçi yerel ve genel basın kalemşörleri, STÖ’leri önemli yer tutarlar sözüm ona vatanın, siyasetin, ticaretin, şehrin, semtin, doğanın namus-adalet bekçileridirler. Bu tür sorunlu yazgıcı zerzevata karşı insanca iradeli karşı çıkışlar çağdaş-demokratik toplumlar için gereklidir-elzemdir.

    Toplum  soyut-somut düşünceye dayalı özgür bir bilinçle kendisini de yargılayarak-çözümleyerek rejimin irade kırmasında kendi pasif duruşunun payını da görerek eylemsel karşı çıkışları bağrından çıkarmalıdır.

    Bencil despot hesapları olanlar çok geçmeden iradeli toplumlar içinde yalnız kalarak canavar kadavralarına dönüşürler, toplumu yanlı-egoist-tahakkümcü yargıları ile bastırmaya-tekleştirmeye çalışanlar ve yandaşları aslında ebedi yalnızlığa kendilerini hapis ederler.

    AKP rejimi politik kamplaşmayı ustaca körüklüyor, bunun üzerinden tekçi zihniyetini örgütlüyor, göçertme ve kaçırtma yoluyla insan hareketlerini politik bir amaç için kullanıyor, yapay sorunlar yaratıp herkesi kuyruğuna takıyor, oysa dünya global ve dönüyor rejim ülkeyi dondurmuş makas açıldıkça açılıyor, rotasız değersiz yalnızlık içe kapanık ham hayal bir melodrama evriliyor, inandırıcılığını, itibarını yitirdi çağdaş dünyada AKP rejimi.

    Peki bu kaotik-puslu süreçte özgür iradeyi besleyen düşünce gücü ”eylemsel reflekse” neden dönüşmüyor? İrade-akıl-vicdan arasındaki suskunluk-tıkanıklığın sebebi nedir? İç gönül gözlerimizi besleyen erdemli karşı koyuşlarımız neden körleşti? Güdüsel-bencil hazza dayalı yaşam(!)ötekinin acısına neden duyarsızlaştı? Toplumun erdemli karşı koyuş refleks becerisi köreldi mi? Eleştiri süzgeçlerimiz rejime karşı neden tıkalı?

    Bizler kendi çelişkilerimizin bahanesine sığınarak gözümüz önünde olan felakete vicdani bir isyanı-karşı çıkışı toplum olarak ortaya çıkaramıyoruz. Adil ve vicdani olanın gereğini yapmaktan sorumluluğunu almaktan korkuyoruz. Karşı çıkma basiretini gösterenlere sırtımızı dönüyoruz-dayanışamıyoruz bile çoğu kez rejime yaranmak için her olup bitende onlara yükleniyoruz.

    Dilsel-yanlı barış naralarına sığınıyor birileri kendini rejime ustaca pazarlamanın yeni stratejisi bu olsa gerek edilgen-dileyen barış aktivistliği ile var olan bu kronik ve hayati sorunlar çözülmeyeceği gibi mevcut pasif duruş sorunun kaynağı rejimi daha da güçlendirmektedir tencere-tava sesiyle de siyaseten ürkütemezsiniz faşizmi.

    Ülke her yönü ile tehlike sinyalleri veriyor; iç barış, refah, eğitim, istihdam, turizm, ticaret, ekonomi, sanayi, tarım, konut, alım gücü, tarih, doğa tahribatı had safhada,  yapısal kriz kapıda.

    “Hiçbir trajedi kişisel değildir; sirayet eder, bulaşır ve sonunda her şeyin rengini, kokusunu değiştirebilir.” Sema Kaygusuz


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları