• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Kevin Spacey’nin gülümseyen sırrı

    Kevin Spacey’yi ‘Olağan Şüpheliler – Usual Suspects’ filminde izlediğimden beri hem oyunculuğundaki hem de yüzündeki sır ile ilgiliyim. Bu iki sırrın katmanlarıyla ya da bileşimi ile. Ki bu bileşim çoğunca gözlerinden alnına yukarı ve dudaklarına aşağıya, hızlı ama sakin bir gülümseme olarak yayılır. Sır da bu gülümsemede gizlidir.

    Evet, her gülümseyiş az ya da çok böyle sırlı bir bileşimdir elbette. Herkesin gülümseyişi bizde bir merak uyandırır nihayetinde. Benim de bir aktör olarak Kevin Spacey’ye merakım, Kevin Spacey’nin oyunculuğuna merakım gülümseyişiyle, bu gülümseyişle, bir gülümseyişle başlamış olmalı. Sonra da gülümseyişindeki sırrı merak etmiş olmalıyım öncelikle.

    Sonrasında işte, ‘Olağan Şüpheliler’in öncesinde ve sonrasındaki bütün filmlerini seyrettim. Bazılarını defalarca. Hiçbir oyuncu daha önce beni böyle heyecanlandırmamıştı. Yüzündeki aynada yansıyanlardan, yüzündeki aynada gördüklerimden çok yüzündeki sır, kahramanlarına ve onlar üzerinden bize tuttuğu aynadan çok o aynanın sırrı ile meşguldüm ama hep. Çözmem gerektiğini düşündüğüm bu sorunun kimi zaman beni filmlerin hikayesinden uzaklaştırdığı, sırf bu nedenle bazı filmleri ya da evdeysem eğer bazı sahneleri yeniden seyretmek zorunda kaldığım oluyordu.
    Sorunun çözümüne yaklaştığımı ilk, o baştaki gülümsemenin yankısının onda süren bir şey, oyunculuğunun, oyununun tümüne yayılan, tamamı boyunca süren, ama ancak dikkatle bakıldığında farkedilen, belli belirsiz görünen, belki de sadece hissedilen, sezilen bir şey olduğunu, o ilk gülümsemenin bu yankılarda oyun, oyunu boyunca sürdüğünü saptadığımda düşündüm.

    Dediğim gibi, belki de o gülümseme yok, yoktu, o sahnenin ya da belki o sekansın sonunda, soldu, kayboldu gitti. Ama bir şey, o gülümsemeden bir şeylerin, yani o gülümsemenin sürdüğünü hissettiriyor, duyumsatıyor hâlâ. Duyumsatıyordu. Burada artık sanırım Kevin Spacey’nin oyunculuğundaki sırrı çözecektim.
    ‘III.Richard’da onu sahnede, bir tiyatro sahnesinde soluksuz izlediğimde, bir kez daha ama bu kez çok yaklaştığımı düşünüyorum çözüme.

    Bunun için tiyatroda izlemem gerekiyormuş demek ki onu. Kevin Spacey oynarken oynadığı oyunu oynuyor olmayı oynuyor. Böyle çok katmanlı bir durum onunkisi yani.
    Şöyle şematize edelim bu formülasyonu, ‘III. Richard’dan örnekleyerek: Yani Kevin Spacey, ‘III. Richard’da III. Richard karakterini oynayan oyuncuyu oynuyor. Böylelikle hem III. Richard’a hem ‘III. Richard’ı oynayan kendisine bakarak bir yandan III. Richard ile kendisi arasına bir mesafe koyuyor ve bu konfor ile oyunun her anında oynadığı karakter ve kendisi hakkında düşünüyor, diğer yandan da kendisini de, oynayan kendisini de oynayarak hem kendisindeki bütün potansiyeli Shakespeare’in kahramanının potansiyellerinin yanına diziyor hem de kendisini de oyun karakterine dönüştürerek zenginleştirirken eşitliyor, kahramanın düzeyine indiriyor ya da çıkarıyor. Ve üçüncü düzey olarak ise bu müthiş ikiliyi, hem kahramanı hem kendisini oynayan biricik oyuncunun düzeyini ekliyor oyuna. İşte benim başlangıçta merakımı cezbeden gülümseme bu üçüncü düzeyin gülümsemesi. Gülümsemesiydi. Kevin Spacey’nin ‘III. Richard’da biz seyircileri soluksuz bırakan oyunculuğunun sırrına böylelikle biraz daha yaklaşmış olmayı umuyorum.


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları