• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    KİTAP YAKMA SANATI!

    “İyi bir iş… Pazartesi günleri Millay’ın, Çarşamba günleri Whitman’ın, Cumaları ise Faulkner’in kitaplarını yak, kül olsun, sonra külleri de yak. Bu bizim resmi sloganımız.” Fahrenhayt 451 – Ray Bradbury

    12 Eylülden çok zaman geçmeden gazete haberlerinden ürken ailem, yanlış olduğunu bile bile kitaplığımı oluşturan kitapları birer birer banyo sobasına doldururken sanki etimi de parça parça ateşe atıyorlardı. Çok canım yanmıştı. O kitapların çoğunu bir daha bulamadım. Fransız tragedya yazarı Jean Racine gibi kitapları ezberleme gibi bir çabam bile olamadı. Elbette hepsini okumuştum. Ne yazık ki şimdi hiçbiri yok. Racine, katı kurallarla yönetilen bir okulda Theagenes ve Charikleia’nın Etiyopya Maceraları kitabını okurken papazlardan birine yakalanır. Aşk ve entrika dolu bu kitap uygunsuz bulunarak papazlarca yakılır. Racine yeni bir kopya edinir ancak buna da el konularak yakılır. Üçüncü bir kitabı satın alır ve bu kez bütün kitabı ezberler. Kitabı papaza götürdüğünde şöyle der: “Şimdi bunu da diğer ikisi gibi yakabilirsiniz.” Nasyonal sosyalistler ise şöyle diyorlardı: “Kitapların yakıldığı yerde insanlar itaat eder.” O günlerde yakılanların listesine Almanca yazan hemen hemen bütün yazarlar ve uluslararası edebiyat eserleri girmişti. Birçok yazar sürgüne yollanmış, çoğu da zulme uğramıştı. Bu arada, Stefan Zweig, Kurt Tucholsky, Franz Kafka, Thomas Mann, Sigmund Feud gibi yazarların eserleri korunarak saklanmıştır da…

    Richard Euringer, Nazi Partisi’ne ait Völkischer Beobachter gazetesindeki yazılarıyla partiye adanmışlığının sınır tanımadığını gösteriyordu. Bu sayede kısa sürede Goebbels’in gözüne girip Essen’de kütüphanelerin yöneticiliğine getirildi. En büyük icraatını gerçekleştirebileceği bir konumdaydı artık. Yahudi yazarlara ait ya da Nazi ideolojisine ters düşen kitapların bir listesini hazırladı. Listede 180 bin kitap vardı. Liste hazır olduktan sonra iş bu kitapları üniversite kütüphanelerinden toplatmaya ve bir kibrit çakmaya kalıyordu. Nazi Partisi’nin genç üyelerinin başı çektiği şuursuz kitleler bu sorumluluğu seve seve üstlendi.
    10 Mayıs 1933’de Berlin’in Opernplatz meydanında toplanmış Nazi gençleri ideolojileriyle bağdaşmayan 20.000 kitabı hastalıklı bir coşkuyla yakıyorlardı. Onları gelecekte, çoğu fırınlarda yakılan 6 milyon Yahudi’nin ve sakatından eşcinseline daha nice insanın vebali altında bırakacak olan da aynı coşkuydu. Sadece Naziler mi, Romalılar da kitapları önce Hristiyanlığı yaydıkları için, sonra da Hıristiyanlıkla bağdaşmadıkları için yaktılar. Tarih, din ya da ideolojiler yüzünden gerçekleşen pek çok kitap yakma vakasıyla doludur.
    Fahrenheit 451’de bu durumu anlatan bir bilimkurgu eseridir. Geleceğin toplumunu anlatan bu eserde kitap okumak genel olarak yasaktır. Ele geçirilen kitaplar alev makinalarıyla imha edilir. Yangını söndürmek değil, yangın çıkarmak benimsenir. Sonunda toplumun her üyesi rejimin kitap terörüne karşı bir kitabı ezberlemekle yükümlü sayılır. Amaç, gelecek kuşaklar adına kitapların kurtarılmasıdır.

    1937’de Brezilya’daki diktanın başında olan Getulio Vargas ünlü yazar Jorge Amado’nun kitaplarının sokaklarda yakılmasını emretmişti. Amado, Brezilya Komünist Partisi’nin aktif bir üyesiydi.1940’lı yılların sonunda Sovyetler Birliği’ndeki Yahudi kültürünün kökünü kazımak isteyen Stalin, Çin sınırında bulunan Yahudi Otonom Eyaleti’nin başkenti Brobidzhan’da bulunan Judaica koleksiyonunu yaktırmıştı.
    Yüzyıllardır her zorba rejim kendisinden önceki toplumların biriktirdiği kitapları yakmış ve oluşturulan kütüphaneler yok edilmiştir. İskenderiye Kütüphanesi, Bergama Kütüphanesi Antik Yunan’ın en önemli papirüs koleksiyonu olarak kabul edilir. Sezar’ın Mısır donanmasını yaktırdığı MÖ 47 yılında burası da yanar. Diğer bir efsaneye göre de MS 642 yılında Halife Ömer’in emri üzerine Kuran öğretisine ters düşen her şey Amr bin el-As tarafından yakılmış, şehrin hamamları ısıtılmıştır. Ancak daha küçük koleksiyonlara aktarılan bazı kitaplar kurtulmuştur.
    Haşhaşilerin kalesi Alamut’ta bulunan eşsiz el yazmalarıyla dolu kütüphanede 1256 yılında kaleyi kuşatan Moğollarca Hülagü’nün emriyle yakılır. Yine din savaşlarının ve Otuz Yıl Savaşları’nın yaşandığı Avrupa’da da sayısız kitap koleksiyonları acımasızca yakılır. İznik Konseyi’nden sonra İskenderiyeli Arius tarafından kaleme alınmış tüm Arianizm kitaplarının kâfirlik içerdikleri için yakılması kararı çıktı.
    Yahudi kanunları, ahlakı, gelenekleri ve tarihi hakkında tartışmaların yer aldığı Talmud, Fransa’da yakılan bir diğer Yahudi kitabı oldu. 1242’de yakılan kitap Paris’te kurulan mahkemede suçlu bulunmuştu.
    Yakın tarihte Bosna Savaşı’nda onca yıkıntının arasında yakılan Saraybosna Kütüphanesi ’de bundan nasibini almıştı. Savaşın ne denli anlamsız bir yıkım olduğu daha bir ortaya çıkmıştı. 2 Eylül 2004 gecesi alevler içinde kalan Weimar’daki Anna Amalia Kütüphanesi de bu nefretten nasibini alır. Gönüllüler sayesinde birçok kitap kurtarılır.
    Çar I. Aleksandr kitaplarını okuyup eleştirdiği ve cezalandırmayı düşündüğü Puşkin için şöyle der:” Puşkin Sibirya’ya gönderilmeli!” Oysa yakın bir zamanda mezun olduğu lisenin müdürü Engelhardt majestelerine karşı çıkarak Puşkin’in daha şimdiden Rus edebiyatının gururu olduğunu söyleyerek, ondan daha büyük başarılar beklediğini, bu nedenle sürgün cezasının affını rica eder. Puşkin’in şiirleri henüz basılmadığı halde elden ele dolaşır. Toplantı salonlarında Özgürlük ve halkın köleliğinin son bulması adına okunup, çarın devrilip, yerine cumhuriyetin kurulmasına dair bir çağrı olarak nitelendirilir.
    Bolşevikler Çar II. Nikolay’ı tahtından indirip 1917’de Büyük Ekim Devrimi’ni gerçekleştirdikten sonra Komünizm ile ters düşen tüm kitapların imha edilmesini emrettiler. Bu kitaplar arasında pek çok dini ve tarihi kitap da vardı.
    Her despot rejim kitleleri harekete geçiren kitapları yakarken sanki birbirinden örnek alıyordu…

     

     

     

     


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları