• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    KIYAMET ALAMETLERİ

    Aslında bu yazımda, geçen hafta İstanbul’da benim de aralarında bulunduğum 330 aydın, akademisyen ve gazetecinin Emek, Özgürlük ve Demokrasi Bloğu adaylarına desteklerini açıkladığı deklarasyondaki özgünlükten söz edecektim ki olmadı, fırsat vermedi ülke gündemi bu konuyu derinlemesine ele almama. Artık devletin ta kendisine dönüşmüş olan, Kürt halkı söz konusu olduğunda vesayet çelişkisi içinde olduğu TSK ile özdeşleşen AKP hükümetinin emri ile başlayan operasyonlarda 10 gülümüz kanamıştı. Uludere’nin Ortaköy (Aloş) köyü kırsalındaki bir katliam pususunda yaşamını yitiren bu 10 HPG gerillasının isimlerini iyi ezberlesin Başbakan Erdoğan. Bugün burjuva medyasının kimi yazarları dahi bu pusunun, Erdoğan’ın emriyle uygulanan Kürt halkının evlatlarına yönelik bu vur emrinin kendisi açısından çok vahim sonuçlara yol açacağını yazıyor. Radikal’de “Kürtler korku eşiğini aştı” diye bir başlık atılmış. Bu başlıkla işaret edilen halkımızın sivil itaatsizliği ve demokratik özerkliği coğrafyasının tümüne yaydığıdır. Sadece TC’nin değil uluslararası emperyalist güçlerin çizdiği sınırları halkımız artık tanımıyor. Ortadoğu coğrafyasında sivil ve otonom bir halk evlatlarının peşinde, barikatlar, tel örgüler ve sınır çizgilerini aşıyor. Kürt halkının geldiği olgunluk seviyesinin çok gerisinde kalan Türk siyaseti ve medyası Kürtler’deki bu hareketliliğin zihinsel bir özgürleşmenin, devletçi paradigmanın dışına çıkmış olmanın bir sonucu olduğunu göremiyor. Oysa bu bile yeterdi egemenlerin artık bu coğrafyada Türkiyeli Kürtlerin katılmadığı ve onay vermediği yerel, bölgesel ya da uluslararası siyasi bir düzenlemenin yapılamayacağını anlamasına. Ama bugün Türkiye’de iki halk arasında sadece duygusal bir kopuş değil, aynı zamanda entelektüel bir mesafe de oluşmuştur. Yani hükümet Kürtler’in silahlı mücadelenin yanı sıra art arda devreye soktuğu sivil itaatsizlik, demokratik özerklik, serhildan gibi olguları anlayıp da bugün içine düştüğü siyasetsizlik ve çaresizliği saptayacak bir entelektüel seviyede değil. Haliyle onun demogoji ve manipülasyonuna açık kitleler de böyle.

    Profesyonel katillerden medet ummak

    Evet, TC’nin öğrenme, anlama kapasitesi militarizm ile sınırlıdır. Baksanıza, tam da Kürt halkının evlatlarının acısıyla isyankar bir yas içinde olduğu, evlatlarını bulmak için mermilere aldırmadan sınırlar aştığı bir dönemde Bülent Arınç, Bursa’da seçmenlerine dağda bayırda her attığını vuran profesyonel ordu projelerini anlatıp Kürt gençlerine yönelik yeni bir insan avının müjdesini veriyor, hükümetin suç ortağı Genelkurmay’da ise ABD Genelkurmay Başkanı ağırlanıyor. Ama bu halkı artık militarizmle ne anlamak mümkündür ne de yenmek.

    AKP’nin milliyetçi oylara yönelmesi sadece bir seçim taktiği değil yani. Aynı zamanda bir kapasite meselesi. Sadaka ile, rant ile elde edilmeyen, tam tersine her gün birlik yolunda bir adım daha atan Kürt halkını anlayamayınca topyekun savaş ilan ediyor. Böylece her konuşmasında Allah’tan söz eden Başbakan Kürt gençlerinin katili bir günahkar oluyor. Onu peygamber mertebesinde gören taraftarları ise onun bir kıyamet yolcusu olduğunun farkında değil.

    Son kuşak ve son şans

    Ertuğrul Kürkçü’nün Türkiye’de barışı isteyen tek siyasi lider tanımlamasını yaptığı Abdullah Öcalan’ın söylediklerini eğer dikkate almazsa, Erdoğan bu toplumu kendisi ile beraber kıyamete sürüklemiş olacaktır.

    Türkiye’deki serhıldanlar o zaman Mısır, Yemen, Ürdün veya Suriye’deki serhıldanlar gibi olmaz. Maazallah , halklar bir arada yaşayamaz olur. Şimdiye değin Beyaz Türklerin dile getirdiği, “Türkler Kürtlerle yaşamak istiyor mu” sorusu bir çok gencimiz tarafından “Kürtler Türklerle yaşamak istiyor mu” şeklinde soruluyor, halkımız Türklerle bir arada yaşamanın mümkün olup olmadığını daha çok tartışıyor. Bu bana geçtiğimiz senelerde, Fırat Anlı’nın söylediği bir sözü hatırlatıyor: “Bizler Türkler’le bir arada yaşamak isteyen son kuşağız.” Şimdi bu kuşaklar da self determination’u gündemlerinde tutuyor.

    Evet, Kürtler’in onurlu direnişi bugün artık Türk siyasetinin vizyonunun çok ötesindedir. Bu nedenle hükümetin izlediği politikanın tehlikelerini de onlara yine biz, yani Kürt halkı anlatmak zorundayız.


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları