Kiralık işçilik yasası Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın onayıyla yürürlüğe girdiğinden bu yana sermaye basınında, yasayı öven haber ve yazılar eksik olmuyor. Bu haberlere göre kiralık işçilikle işsizlik en az yüzde 2 azalacak, herkesin çalışacağı işi olacak… Akademisyenlere göre ise bu iddialar demir yumruğu kadife eldivenle gizleme çabası. Zira, bu sistemle 1 saat çalışan bile işsiz sayılmayacak, güvenceli, kadrolu ve sürekli iş azalacak, çalışma yaşamı fiilen kayıtdışı olacak.
Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK)’na göre 1 saat çalışanın bile işsiz sayılmadığına dikkat çeken Akademisyen Özgür Müftüoğlu, “Dolayısıyla istatistiki olarak işsizlik rakamları azalır ama gerçek anlamada işsizliği nasıl tarif ettiğimize bağlı olarak, yani işçilerin karını doyurması güvencede olması yönünden baktığımızda elbette insani bir koşulda istihdam edildiklerini söylemek mümkün olmaz” dedi.
ŞKUR’un işbaşı eğitim programlarına değinen Müftüoğlu, “İşbaşı eğitim programlarıyla işverenin cebinden bir tek kuruş çıkmıyor. Fonlardan karşılanıyor. İstihdam politikaları tamamen buna bağlı. Bunlar hiçbir zaman kalıcı değil. İşverenin ödeme yükümlülüğünü en aza indiren geçici muğlak işler. Ücretsiz aile işçileri de işsizlik içerisinde gözükmezler ama yaşam koşullarına bakalım, emeklerinin karşılığını alanlar değildir. İnsanın emeğinin karşılığını alamadığı, güvencede olmadığı koşullarda işsizliğin azalmasından bahsetmek mümkün değil” dedi.
İşsizlik oranının düşmesinin hiçbir gerçekliğinin olmadığını ifade eden Doç. Dr. Nilgün Ongan ise şunları söyledi: “Hatta esneklikle ilgili, sorunları ortadan kaldıracağı iddiasının gerçek olmadığını gösteren bulgular var. Geçici iş ilişkisi, istihdam büroları işsiz kalınan süreyi azaltacak, iddia bu. Fakat bu beraberinde istihdamda geçen süreyi de azaltıyor. Nitekim bu konuda yapılan bütün çalışmalar gösteriyor ki bunun net etkisi istihdamı artırmak ya da işsizliği azaltmak biçiminde olmayıp devir oranlarını artırmak şeklinde oluyor. Yani işsiz kalınan süreyi azaltıyor, doğru ama iş güvencesini ortadan kaldırıp istihdamda olunan süreyi eş anlı olarak azaltıyor.”
Çalışma ekonomisi Doktoru Erkan Aydoğanoğlu da “İşsiz olan insanlar kısa süreliğine kiralanacakları için oran düşebilir ama bu onların sosyoekonomik durumlarını, işsizlik pozisyonunu değiştirmeyecek” dedi. Dünyanın her yerinde, esnek çalışmanın çok olduğu ülkelerde işsizlik oranlarının düşük olduğuna dikkat çeken Aydoğanoğlu, “Ama bu onların tam anlamıyla istihdam edildiğini, gelir güvencesi, iş güvencesi ve sosyal güvenlik dengesinden tam olarak yararlandığı anlamına gelmez” diye konuştu. Kiralık işçilikle, kiralanacak işçinin istihdamda belli süre de olsa gözüktüğü için işsiz sayılmayacağını ifade eden Aydoğanoğlu, “Ama bu onun işsiz olduğu anlamına gelmiyor. Aynı milli gelir tanımının değiştirilerek bir gecede 4-5 bin dolar artırılması gibi” dedi.
Kiralık işçiliğin kayıt dışı çalışmayı önleyeceği ve yasal hakların garanti altına alınacağı iddiasına ilişkin ise Özgür Müftüoğlu şunları söyledi: “Kayıt altına alıyorlar ama kayıt dışında yaşanan durumu, hiçbir yasanın işçiyi güven
Patronların kayıt dışına yönelmeyeceğinin ileri sürüldüğünü hatırlatan Doç. Dr. Nilgün Ongan şunları ifade etti: “Ama bu, kayıtlı iş gücünün, kayıt dışı standartlarına getirilmesiyle kayıt dışı ortadan kalkıyor anlamına geliyor. Kayıtlı istihdamla kayıt dışı istihdamın en temel farkı biri daha güvenceli, örgütlü istihdam. Diğeri daha güvencesiz, örgütsüz çalışma koşulları. Siz çalışan, güvenceli insanların güvencesini kaldırarak kayıt dışıyı ortadan kaldırmayı murat ediyorsanız bu herkesi güvencesizlikle eşitlemek anlamına geliyor. Dolayısıyla işverenin kayıt dışı istihdama yönelme ihtiyacı olmayacak. Yani kayıtlı sektörde güvence kalkacak. Onun dışında güvencesizlikle eşitlenmek ve onun bir politika haline getirilmesi bir tarafa, geçici iş ilişkisi çok kısa süreli işler olduğu için 3 ayda bir, 6 ayda bir çalışanın işsiz kalması söz konusu. Daha az ücret alması söz konusu. Ve aradaki farkı da kayıt dışına yönelerek tamamlanması söz konusu. Hem güvenceli istihdamın koşullarını ortadan kaldırıyor. Ama bununla birlikte çalışanların gelir kayıplarını telafi edebilmek için kayıt dışına yönelmelerini de beraberinde getiriyor. Bu güvencesizlik sadece kendileriyle sınırlı kalmayacak. Geçici istihdam edilmeyen işçilerin de ciddi güvence kayıpları olacak. İş güvencesinden tutun da işyeri hekimi bulundurmaya kadar iş yasasındaki pek çok düzenleme işletmenin büyüklüğüne ve çalışan sayısına göre belirleniyor. Bizde kabul edilen yasada bu geçici çalışanlar o rakama dahil edilmiyor. Örneğin 30 kişide mi iş güvencesi var. Mesela patron geçiciyle tamamlıyor, 30 rakamına ulaşmıyor. Dolayısıyla geçici çalışmayanların da iş güvencesi hakkı ortadan kalkmış oluyor.”
Kiralık işçilerin diğer haklarının garanti altına alınamayacağını ifade eden Ongan şöyle devam etti: “Çalışma süresine bağlı olarak getirilen güvencelerden, yasal haklardan faydalanabilme imkanı zaten yok. Teknik olarak yok. Mesela bir yılda kıdem tazminatı alınacak diyorsunuz ama o insanlar bir yıldır çalışmıyor. Üstelik başka bir sıkıntısı daha var.”
Kayıt dışı olanın olağan hale getirildiğini söyleyen Erkan Aydoğanoğlu, “Yani kayıt dışılık durumunu yasal hale getiren bir düzenleme. Çünkü kayıt dışı çalışan işçinin maliyeti daha düşüktür. Niçin patronlar kiralık işçilik uygulamasına geçerek maliyeti yeniden yükseltsinler ki? Resmiyette kayıtlı gözükecek, fiilen bütün sistem kayıt dışı olacak. Kayıt dışında geçerli olan kurallar burada geçerli olacak. Yani düşük ücret, sigortanın yatmaması, uzun çalışma süreleri gibi” dedi.
Kiralık işçiliğin kölelik anlamına geldiğini ifade eden Aydoğanoğlu, “Bir esnaf malını pazarlarken hiçbir zaman benim malım kötü, şu kusurlar var demez. Bugün Türkiye’de kayıtlı olarak çalışan fabrikalarda bile işçilerin sigorta primleri yatmıyor. Devlet yaptırımda bulunmuyor, prim afları çıkıyor sürekli. Geçici işte mi olacak bunlar?” diye konuştu.
Doç. Dr. Aziz Çelik, ABD, İngiltere gibi işçi kiralamanın yoğun olan ülkelerde son 10 yılda işsizlik rakamlarında herhangi bir iyileşme olmadığına vurgu yaptı. “Bu sistemin yoğun olarak uygulandığı dönem son 10-15 yıllık dönem” diyen Çelik şu verileri sundu: “2004’te işsizlik oranı AB ülkelerinde 9.3 iken 2014 yılında 14.2’ye yükselmiş. Aynı dönemde ABD’de 5.5’ten ve 6.2’ye, İngiltere’de 4.7’den 6.2’ye yükselmiş. İşsizlik oranlarında kriz öncesinde ve sonrasında herhangi bir iyileşme yok. Kiralık işçilikle, mevcut istihdam büroları aracılığıyla, işsizlikte azalma olduğu hangi veriye dayanarak ölçüldüğünün hiçbir izahı yok. Aslında olan, kiralık işçilikle istihdamda bir artıştan daha çok istihdamın bir bölümü güvencesiz hale geliyor. İstihdamın kompozisyonunda değişiklik oluyor yani. Güvenceli işlerden güvencesiz işlere kayış söz konusu.”
Kayıt dışı istihdamın önlenmesi ve işçilerin sosyal haklarının yasal garanti altına alınmasının mevsimlik işçiler ve ev işçileri için söylendiğine vurgu yapan Çelik, “Bunun için kiralık işçi bürolarına gerek yok. Mevcut iş yasasında yapılacak değişikliklerle de bu sağlanabilir. Belirli sürelerle çalışmayla ilgili düzenlemeler var iş yasasında. Kayıt dışılığı ortadan kaldırmak için güvencesiz çalıştırmaya gerek yok” dedi.
ce altına almadığı durumu yasallaştırmaya çalışıyorlar. Bu kılıfla yasa dışılığı yasalmış hale getiriyorlar.”
Sosyal hakların güvence altına alınmayacağını ifade eden Müftüoğlu, “Çalışmadığı günlerde gerekli olan prim ödemesini kendi yapacak. Bu çalışma biçimiyle emekli olması mümkün değil. Geçici çalışan bir işçi ne kadar ücret alır ki sigortasının eksik kısmını tamamlasın? İşsiz kaldığı zaman cebinden GSS primi ödemek zorunda kalacak” diye konuştu. İşçinin en kötü koşulda çalışmaya mecbur bırakıldığını söyleyen Müftüoğlu, “Güvenceli esneklik adı altında kuralsız çalışmayı meşru hale getirmeye çalışıyorlar” dedi.







