• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Komşu komşunun yüzüne muhtaç
    Komşu komşunun yüzüne muhtaç
    15 Kasım 2017 15:16
    Font1 Font2 Font3 Font4
    Bu Haberi Yazdır

    “İki yılda bir tekrarlanan” demek olsa da başlı başına bir sanat faaliyeti olarak anlam kazanan İstanbul Bienali, 15. kez yapıldı. 32 ülkeden 56 sanatçının ev, mahalle ve aidiyet kavramlarını tartışmaya açan işleri 6 farklı mekânda sergilendi. En popüler mekân ise İstanbul Modern oldu.

     

    “İyi bir komşu!”

    İstanbul Bienali bu yıl “iyi bir komşu”nun kim olduğuna dair sorular sorarak bienal temasını oluşturdu.

    Sanatla hiç ilişkisi olmayan birinin bile aklını çelecek bir soru. Komşu ile ilgili sayısız atasözü ve deyimi barındıran bir toplumda özellikle.

    Sahi, kimdir iyi bir komşu? Yoksa kimdir komşu mu demeli? Özellikle son yıllarda akla hayale gelmeyecek türde şiddetle öldüren, yok eden, zarar veren insanlık hallerini düşününce.

    Az katlı ve birbirine bitişik, sırt sırta, yan yana binalardan oluşan yatay alanlı mahalleler yerini birbirinden yalıtık, dikine uzanan gökdelen sitelere bıraktığından beri kendi gitti, adı kaldı yadigar gibi komşu dediğimiz şey artık. Zihnimizde yaşattığımız bir geçmiş zaman imgesi.

    Kentsel dönüşümün haritalardan sildiği mahallelerle birlikte, komşu dediğimiz şey mitolojik bir hikâye kahramanı gibi artık.

    Yerinde dönüşümden çok yerinden eden bir dönüşüm getiren modern ilah ‘kentsel dönüşüm”e, doğayla birlikte insanlar, yerleşim yerleri, o yerlerde yaratılmış değerler kurban veriliyor.  Hayatlarımızı hatıralarıyla birlikte yok eden, aidiyet duygumuzu kökünden söken, son ağacımızı, son suyumuzu da alıp götüren, kentle ve insanla ilişkimizi savaş alanına çeviren, varlık bulduğumuz yaşam alanlarımızı altımızdan çeken, velhasıl hayatlarımızı derinden sarsan bir kurban ediş bu.

     

    Evine teklifsizce girdiğimiz, buzdolabını açıp yemeğin eksik domatesini aldığımız, gecenin bir yarısı kapıda kaldığımızda zilini çalacağımız kapı komşularımız kalmadı artık. Onun yerini mobil alışveriş siteleri, kapı şifreleri aldı.

    Kapıdan kapıya sohbetler de yok artık mesela. İçeri girer girmez hızlıca kilitlenen kapılar var kendini dışarıya kapatan, kendi içine kapanan.

    Bütün bunlara savaşçı bir politik iklim de eklenince, içeride olduğu gibi dışarıda da komşuluk anlamını yitirmiş. İyi komşuluk ilişkileri sınırların dışında da zaman aşımına uğramış. Dört bir yanda savaşın alt üst ettiği toplumsal ilişkiler…

     

     

    BİENAL

     

    Peki durum böyleyken bienal iyi komşu üzerine tüm bu soruları niye sordu?

    İyi bir komşu sizin gibi yaşayan birisi midir? İyi bir komşu asla şikayet etmeyen birisi midir? İyi bir komşu, sadece duygu yüklü bir çocukluk anısı mıdır? İyi bir komşu sizinle aynı gazeteyi mi okur? İyi bir komşu müzik dinlerken kulaklık mı takar? İyi bir komşu, komşu bir ülkeden midir? İyi bir komşu, arabasının arkasında “Sınırları Kapatın” yazan birisi midir?

     

    Ev mahremi, komşuluk hakkı

     

    İyilikten öte bir hatırlatma gibi bu sorular yaşadığımız döneme dair. İyi olanı değil de anlamını kaybetmiş bir komşuluk sorgulaması. İstanbul Modern’den içeriye girer girmez dağınık bir topluluk oluşturan izleyiciler karşılıyor ilk olarak. Bu temassız, sözsüz, birbirine değmeden karışık bir yön izleyerek, sanatçıların işlerinin olduğu holleri, odaları dolaşan insanların kendisi bile bir “yerleştirme” oluveriyor mekânda. Yürürken birbirine farkında olmadan “komşu” olan ama bu duygusu taşımaktan çok uzak.

     

    İlerledikçe devasa bir inşaat kepçesi ve arkasına aldığı yeşilini yitirmiş doğa, tam da yukarıda anlatılanları resmediyor adeta.

     

    Biraz ileride karanlık bir oda… Deniz üstünde bir ev kurmuş bir kadının hayatına bakıyoruz… Ev mahremse eğer, mahremi izlemek gibi biraz. Ya da komşu evi gözlemek gibi

     

    İki duvarın oluşturduğu dar bir koridor boyunca, sıvası dökülmüş duvarlardan sanki Gezi’ye selam gönderen insan figürleri. Slogan attıklarını duyar gibiyiz ya da biber gazından boğulduklarını hissedebiliyoruz. Kentten koparılmaya çalışılan ama en ufak bir çatlaktan yeniden fışkıran bitkiler gibi.

     

    Sonra dokuzar çift bacağın oluşturduğu bir oturma düzenini görüyoruz. Birbirine komşu bedenler. Sıcak bir yakınlık duygusu veriyor ama aynı zamanda “komşunun” hakkını ihlal gibi duruyor.

     

     

     

    Tüm bu işleri görünce İstanbul’a her gün bienal diyesi geliyor insanın. Sahi, siz iyi bir komşu musunuz?

     

                                                                                                                                                                                                                                                                           

                                                                                                                                                                                                                                                                                 Özlem Devrim Bahar


    Yorumlar



    İlgili Haberler