• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Kongre ve renkler

    Toplumun ana akım medyadan da politikacılardan da daha itidalli olduğu gerçeği net olarak görünüyor. Yine de her defasında şaşmamak elde değil.

    Politikacıların söylevlerini, kullandıkları söylemleri dinler ya da ana akım medyanın kraldan çok kralcı, her daim güçlüden yana tavrıyla sayfalarında, ekranlarında yansıtışına bakarsanız, bugünkü iktidarın ve devletin resmi söylemiyle uyuşmayan her siyasi hareket teröristtir, marjinaldir; taraftarları istenmeyen kişi yani ‘persona non grata’ ilan edilmelidir.

    Özellikle 7 Haziran 2015 başarısından beri HDP, siyasetçilerin ve ana akım medyanın hedef tahtasında böyle lanse edilmektedir. 2015’ten bu yana HDP’nin binlerce üyesi gözaltına alınmış, tutuklanmış, vekilleri ve seçilmiş belediye başkanları hapse atılmıştır. Belediyelerine kayyum atanmıştır. Partinin eş genel başkanları anayasaya aykırı biçimde aylardır zindanda tutulmaktadır. Böylesi büyük bir düşmanlık ve ötekileştirmenin hedefidir HDP.

    Peki, toplum da öyle mi görüyor HDP’yi? Bütün bu anti-propagandalar hedefe ulaşıyor mu? Selahattin Demirtaş’a yönelik özellikle 7 Haziran seçimleri sürecinde toplumun bütün kesimlerinin ayyuka çıkan sempati ortadan kalktı mı? HDP’liler yaşadıkları yerlerde, toplum içinde istenmeyen kişi haline getirilebildiler mi?

    Pek sanmıyorum. Benim gözlemim o yönde değil. Elbette, merkezlerden uzak yerlerde, belirli bölgelerde münferit olaylar oluyor. Siyasetçilerin ve ana akım medyanın düşmanca söylemleri birilerini etkiliyor ama genelde toplumda alttan alta bir sempati, adı konulmamış bir ihtiyaç olduğu aşikar HDP’ye…

    Pazar günü HDP İstanbul İl Örgütü’nün Olağan Kongresi’ndeydim. Kongre Bostancı Gösteri Merkezi’nde yapıldı. İstanbul’u bilenler bilir, Bostancı Gösteri Merkezi bir lunaparkın içindedir. Önce bir kere HDP’nin rengarenk flamaları ile lunaparkın rengarenk oyun araçları, dönme dolaplar, atlı karıncalar müthiş bir uyum içindeydi yaz güneşinin altında. Alana girer girmez bu uyum göze çarpıyordu. Adeta kongre alanı ile lunapark iç içe geçmişti. Yoldan geçenler de, lunaparkta eğlenenler de bunu hissetmiş olmalı.

    7 Haziran 2015’te topluma reva görülmemiş, toplumun burnundan getirilmiş o neşeli ve barışçıl siyasetten, o umuttan bir esinti vardı havada sanki. Bir süre sonra oyunu kullanan kimi delegeler, kimi partililer lunapark ile gösteri merkezi arasındaki iğreti bariyerleri de kaldırıp giriş çıkışı lunapark içinden yaparken, lunaparkta eğlenenler de kongre katılımcılarıyla sohbete başladı. Ortalıktaki birkaç polis de bunun üzerine gölgeye çekildi.

    Bu anlattığım manzara belki birkaç saatlik bir şeydi. Belli bir yerde, belli şartlar altında… Ama bu manzaranın temsil ettiği ihtiyaç 7 Haziran 2015’te ortaya çıkmıştı ve hâlâ baki… İnsanlar alttan alta ama çok güçlü biçimde barışı, toplumsal barışı istiyor. Neşeli bir siyaset istiyor. Genç bir siyaset istiyor. Renkli bir siyaset istiyor. Savaş söylemi değil, daha çok barış söylemi istiyor. Yas tutmak istemiyor, gülmek istiyor. Feda olmak değil, hayatın tadını çıkarmak istiyor.

    Bütün bunların renkli flamaların esintisinde hissedilir olduğunu algılıyor.

    Ne kadar uğraşılsa da bu renkli partinin iki sene önce siyasete getirdiği ferahlamayı unutamıyor.

    Pazar günü kongrenin katılımcılarıyla lunapark ziyaretçilerinin Bostancı’daki buluşmasında ben bunları gözlemledim.


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları