• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    KULAKLARIN DUYMAZ KENDİ AĞIDINI
    KULAKLARIN DUYMAZ KENDİ AĞIDINI
    7 Aralık 2016 09:42
    Font1 Font2 Font3 Font4
    Bu Haberi Yazdır

    İslam toplumlarında etnik kimlikten ziyade ümmet bilincinin yüceltildiği bilinmektedir. Çağlar boyunca gerçek nedenleri farklı olsa da genelde tüm dünyada özelde Ortadoğu coğrafyasında din kaynaklı çok savaş yaşanmıştır. ‘Biz ve ötekiler’ tüm dinlerde başat kavramlar olarak kullanılmıştır. İslamiyet düşüncesinde ümmet kavramı bağlamında ‘biz ve ötekiler’i irdelemek, ümmetin etnisiteye bakışını kısmen de olsa ortaya koyar. Aynı zamanda din içinde mezhep farklılıkları da ümmet düşüncesine rağmen inananlar arasında bir uçurumun doğmasına neden olmuştur. Oysa çağlar boyunca âlimler, ozanlar çeşitli renklerden oluşan bir bahçenin düşünü dillendirmişler.

    Ve Mevlâna; “”İnsanlar ha Hintli olmuş, ha Türk, ha Arap. Şekline ve rengine değil, bu insanların azmine, maksadına bakmalıyız. Rengi siyah bile olsa bizimle aynı maksadı güdüyor ise, onu dışta mı bırakacağız?” Öyle ya, Habeşli Bilâl’i dışlamaya, onu Peygamber otağından alıkoyup, farklı bir kimliğe sürüklemeye kim cüret edebilir?” O halde kabul etmeliyiz ki, tek çiçekten bahçe olmaz. Ancak farklı renk ve çeşitteki güllerden bir zenginlik sağlandığı zaman gülistandan söz edilebilir. İşte millet tam da bu gülistanın karşılığıdır.” Oysa Habeşli Bilaller dışlanmakla kalmıyor artık… Sistem kendini, dışlamak ve kamplara bölmekle yaşatıyor Mevlana’ya rağmen.

     

    İşte burada İslami düşünce içindeki derin fay kırıklarını ve farklı düşünce nedenlerini sorgulamak gerekir biraz geç kalarak. Meseleyi anlatmaya bu satırlar asla yetmeyecek. Ama bugün var olan sorunların kökü çok derinlerde… Tıpkı çözümlerinin de çok derinlerde olduğu gibi… Oysa insanlığın vicdanlarına, insanlığın kılavuzlarına bir kez yüreklerin gözüyle bakılsa biter tüm suni ayrımlar.

     

    Yaklaşık yüz yıl öncesinden Halil Cibran sorunu ve açmazları koymuş ortaya, hepimizin vicdanının sesi olmuş, bize göz, bize akıl olmuş… Şimdi insanlığa düşen ise bu sözlere kulak vererek, eşit ve özgür dünyayı evrensel değerlerle kurmak…

     

    “Sen ki peygamberlerini bile dinlemedin beni hiç dinlemezsin. Dönüp de bakmazsın ölülerine. Lut kavminden de değilsin sen, hazdan olmayacak mahvın. Acıyla karıldı harcın ama acıya da yabancısın. Ağıtları sen yakarsın ama kendi kulakların duymaz kendi ağıtını, Bir koyun sürüsünden çalar gibi çalarlar insanlarını ve sen bir koyun sürüsü gibi bakarsın çalınanlarına. Tanrı’ya yakarır ama firavunlara taparsın. Musa Kızıldeniz’i açsa önünde, sen o denizden geçmezsin.

    Ey kavmim… Sen ki peygamberlerini bile dinlemedin beni hiç dinlemezsin. Korkarsın kendinden olmayan herkesten. Ve sen kendinden bile korkarsın. Hazreti İbrahim olsan, sana gönderilen kurbanı sen pazarda satarsın. Hazreti İsa’yı gözünün önünde çarmıha gerseler, sen başka şeylere ağlarsın. Gündüzleri Maria Magdalena’yı ‘fahişe’ diye taşlar, geceleri koynuna girmeye çabalarsın. Zebur’u, Tevrat’ı, İncil’i, Kuran’ı bilirsin. Hazreti Davud için üzülür ama Golyat’ı tutarsın.

    Ey kavmim… Sen ki peygamberlerini bile dinlemedin beni hiç dinlemezsin. Sana yapılmadıkça işkenceye karşı çıkmazsın. Senin bedenine dokunmadıkça hiçbir acıyı duymazsın. Örümcek olsan Hazreti Muhammed’in saklandığı mağaraya bir ağ örmezsin. Her koyun gibi kendi bacağından asılır, her koyun gibi tek başına melersin. Hazreti Hüseyin’in kellesini vurmaz ama vuranı alkışlarsın. Muaviye’ye kızar ama ayaklanmazsın. Hazreti Ömer’i bıçaklayan ele sen bıçak olursun.”


    Yorumlar



    İlgili Haberler