• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Kürtler sizi mi beklesin?

    Pazartesi sabahı haberi aldığımda çok sevindim. ABD uçakları Irak’taki Kürt güçlerinden (YNK) aldıkları silah, mühimmat ve ilaçları havadan Kobanê’ye atmıştı. Ve öyle anlaşılıyordu ki YPG savaşçılarına bu yardımlar devam edecekti. Dışişleri Bakanı Kerry’nin açıklamaları bu yöndeydi. Sadece Kürtler değil, Kürtlerin Türkiyeli dostları ve dünyanın her yerinden YPG’nin IŞİD’e karşı direnişinin bir insanlık direnişi olduğunun farkına varmış olan insanlar pazartesi sabahı bu yeni gelişmeden ötürü memnun ve sevinçliydi. Bu sosyal medyada da net olarak görünüyordu.
    Ama sevinmeyenler de vardı tabii. Hükümet, yandaşları ve yeminli Kürt düşmanı faşistler bu yeni durumdan memnun değildi. “Kobanê düştü, düşecek” diye beklentilerini ortaya koyan devlet-hükümet yetkilileri şimdi işin içinde ABD de olunca lafı çevirmeye başlamışlardı bile ama yine de açıkça dile getirmeseler de memnuniyetsizlikleri anlaşılıyordu.
    Bunlar tabii beklenen şeyler. Aksi olsa şaşardık.
    Ama yine de, bunu da bekliyor olsam da, beni şaşırtmasa da içimde bir burukluğa yol açan, sol iddialı kimi kişi ve kurumların ABD yardımından yola çıkarak Kürtleri empeyalistlerle işbirliği yapmakla suçlamaları oldu.
    Bunlardan birine Twitter’dan şöyle seslendim: ”Sizin ‘kahrolsun emperyalizm’ sloganlarınız gür çıksın diye Kürtler ölsün, öyle mi?”
    Bir aydan fazla süredir kahramanca kentlerini savunan insanları görmezden gelen bu enternasyonalizmden nasibini almamış şahsiyet ve siyasetler aniden Kobanê’yi görür olmuşlardı. Aslında çoğunun derdi emperyalizm falan da değil. Ulusalcı saplantılarıyla her zamanki gibi Kürtler’in kazanımlarından rahatsız olmuşlardı.
    Kürtler’in bence bu konuda kendilerini savunmaya ihtiyacı yok.
    Kürtler öylesine soylu bir mücadele yürütüyor ki uluslararası kamuoyunun Kobanê’ye ilgisi giderek arttı bu bir ay içinde. İnandırıcılığını yitirmek istemeyen ABD’ye bu yardım ve destek operasyonları biraz da kendi kamuoyu ve uluslararası topluluk tarafından dayatıldı yani.
    Ne yapsaydı Kürtler, oturup dünya devrimini mi beklemeliydiler? Üstelik kendileri zaten bütün dünyada model olabilecek bir devrim yapmıştı. Aslolan bu devrimi ayakta tutmaktı öncelikle.
    Bir de tabii Kürt Özgürlük Hareketi bugüne kadar hep kendi özgücüne güvendi. Bu yüzden de kompleksleri yok uluslararası destek ya da dış yardım konusunda. 30 yıldır Kürt Özgürlük Hareketi dünya siyasi sistemine meydan okuyor. Rojava’da kurdukları kanton sistemi ve özyönetim bu meydan okumanın yeni bir kurulu yapısıdır.
    Kürtler, Kobanê Direnişi’ni dünyanın vicdanı haline kendi mücadeleleri ile getirdiler.
    Rahat koltuklarından Kürtleri eleştirenler aslında siyasi tavır almıyor, sömürgeci ve ulusalcı saplantılı Kürt düşmanlıklarını ortaya koyuyorlar. Kürtler’in bu coğrafyanın gerçek devrimci gücü olmasının küçük iktidarlarını kaybetmelerine yol açacağını biliyorlar.
    ‘Kürt Memet nöbete’ anlayışının bir başka versiyonu bu.
    Bu sol ambalajlı sömürgeci siyasiler kendi hep erteledikleri anti-emperyalist devrimlerini yapana kadar ‘Kürt anasını görmesin’ istiyorlar.
    Sözüm Kürtler’in yol arkadaşı sosyalistlere değil tabii.
    Kobanê Direnişi başladığından beri kendilerini tarifleyen sosyal faşistlerden bahsediyorum.
    Sol olabilme fırsatını yine kaçırdılar.

     


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları