• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Kürtler’i hesaba katmadan

    Mutlaka siz de fark etmişsinizdir. Sadece şu Süleyman Şah türbesinin taşınma işleminin ardından düzen partilerinin açıklamalarına bakmak bile yeterli oluyor. Hükümet işlemi savunur, diğer iki siyasi parti, CHP ve MHP eleştirirken durup durup yeniden Kürt Özgürlük Hareketi’nden ve onun bölgedeki etkisinden söz ediyorlar.

    Ortadoğu’da ve Türkiye’de Kürt etkenini hesaba katmadan siyaset yapılamayacağını çoktan görmüş olmalılar ama ya bunu yeni yeni kabulleniyorlar ya da durum öylesine bariz ki artık Kürt etkisinden bahsetmeden herhangi bir açıklama yapamıyorlar.

    Bu tabii büyük çelişkiler de doğuruyor. Mesela Kobanê Kantonu Eş Başbakanı Enver Müslim, Ankara’ya geliyor ve görüşmeler yapıyor ve hemen türbenin Kobanê’den YPG güçleri eşiliğinde ve belli ki desteğiyle taşınması operasyonu gerçekleşiyor.

    Sabah Cumhurbaşkanı Başbakanı kutlar ve taşıma işi kamuoyuna büyük bir askeri başarı olarak sunulurken, Enver Müslim’in, yani PYD’nin desteği konusunda hiç olmazsa susmak yerine bir de Cumhurbaşkanlığı açıklaması geliyor ve PYD’nin Türkiye Cumhuriyeti devletince ‘terörist’ olarak görüldüğü vurgulanıyor.

    CHP ve MHP’nin milliyetçi, hamasi nutuklarında da hükümetin inkar için çırpındığı mesele bir başka açıdan ifade ediliyor ve hükümetin PYD’den aldığı destek ihanet olarak tanımlanıyor.

    Kürt Özgürlük Hareketi’nin Bölge’de ve ülkedeki gücünü ve etkisini açıkca kabullenmemek ve politikalarını böyle izah etmemek hem iktidarı hem muhalefeti sakatlıyor oysa. Bir kabul etseler ve belki de işbirliği yapsalar hayat hepsi için daha kolay olacaktır.

    Hemen şu birkaç aydaki duruma bakalım. Hükümetin Kürt korkusu IŞİD ile dayanışmaya kadar sürükledi onları ve Ortadoğu politikaları tamamen iflas ederken bir de ülke içinde bir IŞİD tehdidinin oluşmasına neden oldu.

    CHP’nin Kürt kompleksi ise kendisinin sosyal demokrat olduğunu iddia eden bu partiyi MHP ile seçim ittifaklarına sürükledi ve hem partide çatlaklar oluşur ve oy kaybederken hem de her defasında iktidarı AKP’ye kendi elleri ile teslim etmiş oldu.

    Bu ülkenin Türk siyaset sınıfının Cumhuriyet’in kuruluşundan bu yana ama özellikle 30 yıldır giderek artan biçimde uğraştığı bu Kürtsüz ülke yönetme ve siyaset yapma tarzına daha birçok olayla örnek verilebilir.

    Oysa bırakın bu ülkede ve Ortadoğu’da Kürtsüz siyaset yapmayı, neredeyse bütün siyaseti Kürtler belirliyor oldu artık. Kabul etseler de, inkar edip başka hesapların peşinden gitseler de, sonunda yolları hep Kürde çıkıyor. Bu durum daha da yayılacak.

    Kürtler bu gücü adım adım direnişleriyle elde ettikleri ve bu yüzden de büyük bir özgüven kazandıkları için bu inkar ve reddiye kaynaklı hesaplardan etkilenmiyorlar.

    Türkiye siyasetinin bu açmazı Kürt Özgürlük Hareketi’nin gücünü azaltmıyor. Kürt siyaseti hem ülkede hem de dünya genelinde büyük prestij kazanmış durumda ve önemli diplomatik başarılar elde ediyor.

    21’inci yüzyıl aynı zamanda bir Kürt yüzyılı olacaktır.

    Bunu kabul etmeyen siyasetler ise yenilgi ve iflasa mahkumdur.


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları