• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Limitin Kadardır Mesafeler

    Yansımaları bir kenara bırakıp resme odaklanmamı gerektiren durumları irdelemenin, ne kadar rahatsız ettiğini söylemem gerekir. Yalnız kaldığın ve kendini yalnız hissettiğin anları düşün. Bu anların hepsinde, mutlu olduğun veya kafana takılan hadiselerden uzak olduğunu hatırlayacaksın. Bu, beynelmilel bir kuraldır. Tüm dünyanın üstüne geliyormuşçasına işlerin ters gittiği zamanları hatırla, sanki bütün canlılar âlemi sana tuzak kurmuş gibi olasılıkları ve şanssızlıkları yüzüne vurur. Bu sınavlara tabi olmayı hiç istemediğimizi biliriz. ‘Anlamazsın’ ve ‘varamazsın’larla uğraşırsın.

    Önce anlamazsın. Her yerde koşuşturan insanlar vardır. Çalan telefonlar vardır. Yetişmen gerekiyorsa mutlaka trafik vardır. Daha uzaktaysan bilmem kaç sefer sayılı uçakta rötar vardır. Vapur çalışmaz çünkü hava muhalefeti vardır. Gidiş yolundan puan alamazsın. Sonuca zaten varamazsın.

    Sonra anlamazsın. Hastaneler vardır. Doktorlar vardır. ‘Her şeye hazırlıklı olun’lar vardır. Ameliyatlar ve yoğun bakımlar vardır. Odaları birbirine bağlayan koridorlar vardır. Koridorların kenarları hep duvardır. Duvar diplerinde yaralı parmağına sürecek sidik ararsın. Olasılıktan medet umarsın. Köprüyü geçene kadar Hipokrat’ı kral sayarsın. Doluya koyarsın, boşa koyarsın. Baktın olmuyor önüne geçen herkese koyarsın.

    Üstelik anlamazsın. Mevzu sıcakken yanında olan insanlar vardır. Mevzu soğudukça uzaklaşan insanlar vardır. Mutlaka onların da kendilerine göre sorunları vardır. Sıcakla soğuğu ayıramazsın. Zaten ayırsan da işin içinden çıkamazsın.

    Düpedüz anlamazsın. Mekanik sesler vardır. Ciddi yüzler vardır. Yapılan klinik çalışmalar vardır. Gerçekler vardır. Yanlıştan dökülmeye yüz tutmuş utançlarını hesap kitapla doğru çıkarmaya çalışmak vardır. Kendine yeni bir formül kurarsın. Pi’yi 8 alırsın. X’i yalnız bırakırsın. Y’yi başucundan ayırmazsın. Limitin nereye gittiğine aldırmazsın. Ama hesabı bir türlü tutturamazsın. Hem zaten tuttursan da kimseyi inandıramazsın.

    Neresinden bakarsan bak, anlamazsın. Olanlar ve bitenler vardır. Elinden gelmeyen şeyler vardır. Tek çare zamandır. Kendini koltuğa bırakıp gözlerini kaparsın. Zamanı arkasından itebilmek için tek tek saniyeleri sayarsın.

    Bindokuzyüzonüç…

    Bindokuzyüzondört…

    Tahta köprünün üstünde birkaç dakikalık sohbetin yanında içkilerinden ikram eden çifte memnuniyetini belirttim. Güzel kadınlarla yakışıklı erkeklerin birbirlerine kur yaptıkları esnada yanlarından ayrıldım. Karanlık ve soğuk geceye teslim olmadan, sarhoş olmam gerektiğini fark ettim.

    İçtim, daha çok içtim. Gerçek bir belirsizliği ip atlatırken buldum kendimi. Yolunu kaybetmiş bir anlamsızın uçurum kenarındaki esrik bakışları kadardı limitim.

    Seviyor muydu?

    Sevmiş miydi?

    Dokunurken neler hissetmişti?

    Kafamda bu soruları ona sorarken hayal ettim, hiçbirine cevap vermedi.

     


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları