• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Manşetler ve ciddiyet

    Türkiye’de medya, özellikle de ana akım medya hiçbir zaman gazeteciliğin etik kurallarına sıkı sıkıya bağlı olmadı. Devletle, siyasetle ve vesayet odaklarıyla mesafesini korumadı. Bunun sebebi de ideolojik olmaktan çok iktisadiydi. Gazete patronları genellikle esas kârı başka işlerinden elde ediyor, gazeteleri ya da televizyonları sayesinde bu kârlı işlerinin yolunda gitmesi için hükümetle, devletle yakınlaşıyorlardı. Sanayi ve ticaret sektörü üzerinde devlet kurumlarının ve hükümetlerin, normalin üzerinde kontrolü olduğu ülkelerde bu beklenen bir durumdur. Bu yüzden de medya ortamı Türkiye’de her zaman iktidar yanlısı ve karşıtı medyanın iktidar pastasından pay kapma-kaptırmama kapışmalarına sahne olmuştur.

    Ama sahiden hükümet yanlısı medya hiçbir zaman bu kadar izansız ve pervasız olmamıştı bu ülkede.

    Haber adı altında iftira, küfür, tehdit ve ipe sapa gelmez komplolardan geçilmiyor birinci sayfalarda.

    En yakın üç örneği el almak istiyorum. Gazetelerin ismi önemli değil. Nasılsa birbirlerinden pek farkı kalmadı. Çoğu gün aynı manşeti atıyorlar artık.

    HDP, bir hafta kadar önce bir Vicdan ve Adalet Nöbeti başlattı. İlk hafta nöbet Diyarbakır’da tutulacaktı. Nitekim HDP milletvekillerinden ilk nöbetçi grubu bir hafta boyunca bir parkta oturma eylemi yaptı. 24 saatini parkta geçirdi. Fakat nedense CHP’nin Adalet Yürüyüşü’ne güvenliği sağlamak dışında hiçbir müdahalede bulunmayan polis, HDP’nin eylem yaptığı parkın etrafını bariyerlerle çevirdi, binlerce memur yığdı, TOMA’lar konuşlandırdı. Yani HDP’li vekillerin halkla buluşmasını aşırı önlemlerle engelledi.

    Sıra yandaş gazeteye gelmişti ve manşeti çaktı yandaş gazete: Güya Diyarbakır halkı HDP’nin eylemine ilgi göstermemiş.

    Polis işbirliğiyle asparagas değil de nedir bu?

    Ya da  bir başka yandaş gazetenin Trump’ın damadının ve başdanışmanın ağzından çıkmamış Cumhurbaşkanı’nı ve hükümeti övücü lafları onlarla söyleşi yapmış gibi yayımlaması ve Beyaz Saray böyle bir söyleşi yapıldığını yalanlasa da okurundan özür dileme ihtiyacı duymaması… Bu asparagastan öte artık cehaletin düpedüz kanıtı. Nasıl olur da bunun ortaya çıkmayacağını düşünebilirler?

    Büyükada’da toplantı sırasında gözaltına alınıp daha sonra tutuklanan insan hakları savunucuları hakkında ortaya attıkları komplo teorileri neydi ya? Hiç mi mantık yok bunlarda? Baktılar ki mahkemeler ciddiye alıyor bu iftiralarını, ellerindeki bu ‘yeni malzemeyi’ artık her asparagaslarına katmaya başladılar. Pazartesi günkü nüshalarındaki iddiaları, kadınların kıyafetlerine karışılmasını protesto ettikleri eylemi de bu hak savunucularının Büyükada toplantısında planladıklarıydı.

    Valla, bu haberlerle muhalefeti yıprattıklarını sanıyorlarsa aldanıyorlar.

    Hiçbir muhalefet bu asparagaslarla güç ve itibar kaybetmez. Mahkemelerde, iddianamelerde kimi savcı, hakimler tarafından alıntılanırlar belki ama bu da sonuçta sanıkların itibarını daha da artırır kamuoyu nezdinde.

    Ben o gazetelerin okurları için üzülüyorum. Sadece şu üç haber bile bence bu gazetelerin okurlarını hiç ciddiye almadığını gösteriyor.

    Ana akım medya her zaman okurlarını maniple eder, etmiştir ama bu işte bu kadar ileriye giden örnekler dünyada kaç ülkede olmuştur acaba?

    Bunu nereye kadar devam ettirebilirler?


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları