Marko- Heyecana dair bir şeyler

Kafasını tezgâhtan kaldırmadan, göz ucuyla kapıdan içeri giren güneşi kesen gölgeyi süzdü. Uzun boylu, zayıf birisi kapının önünde durmuştu, dükkânın girişi yolun üç basamak altında olduğu için yoldan geçen biri değildi, işi için uğrayan bir müşteri veya adres sormak isteyen bir insandı. Kafasını kaldırıp kapıdaki duran kişiye baktı. Telaşlanmadan, sakince elindeki işi tezgâha bırakıp, “Buyurun” … Okumaya devam et Marko- Heyecana dair bir şeyler