• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Medya ve bayram

     

    Evet, çağımız iletişim çağı. Haberin, ister yazılı ister görüntülü olsun, baş döndürücü bir hızla akışı, iletişim araçlarının dijital devrimle kazandığı sınır tanımayan erişim potansiyeli herkesin ve elbette siyasi iktidarların da malûmu. Yani siyasi iktidarların gazeteciliği çağımızda yasaklarla, sansürle, şiddetle durdurması, engellemesi mümkün değil. Ama yine de üzülüyor insan. Geçen hafta beş gün Almanya’nın Köln kentindeydim. Sevgili Celal Başlangıç ve Fehim Işık’ın çabalarıyla kurulan Artı TV’nin açılış resepsiyonuna davetliydim. Ve Türkiye’nin birçok önemli ve başarılı gazetecisini ülkelerinden, evlerinden ve dostlarından uzak görmek beni üzdü. Elbette onlar mesleklerini orada da en iyi şekilde yapacak ve yazımın başında söylediğim gibi iletişim araçlarının yeni imkanları sayesinde okurlarına ulaşacaklardır. Bu konjonktürde seslerini duyurabilecekleri bir ortam aradıkları için geçici olarak oradalar.

    Diğer taraftan Artı TV, Türkiye medyası için yeni bir soluk olacak ve bu ülkedeki demokrasi mücadelesine önemli bir katkı sağlayacaktır. Artı TV’yi kuran arkadaşlar, bundan bir süre önce aralarında benim de olduğum birçok gazeteci yazar ile bir internet gazetesi oluşturdular. Yani ülke dışındaki gazetecilerin Türkiye medya ortamına katkıları art arda geliyor.

    Artı TV’nin açılışına gitmişken bir de canlı yayına çıktım. Bu benim Artı TV ekranına ilk çıkışım ama son olmayacak.

    Artı TV ekranında konuşmama başlarken önce Türkiye ve Ortadoğu halklarının Newroz bayramını kutladım ve barışa vesile olmasını diledim. Evet dün Newroz’du ve maalesef Newroz haftası bu sene ülkemizde yasaklarla geçiyor.

    Oysa bundan daha iki sene önce, bugün ülkelerini terk etmek zorunda kalmış ya da hapiste olan birçok gazeteci arkadaşımızla birlikte Diyarbakır Newroz Alanı’ndaydık. Barış manifestoları okunuyor, yüz binler bu umutla halaya katılıyordu.

    Hatta bugün gazetelerinde savaş çığırtkanlığı yapan birçok gazeteci de o günlerde konjonktürden etkilenmiş, hükümet politikası uyarınca Newroz Alanı’ndaki tribünlerde yerlerini almışlardı. Sonra hükümet politikası değişti ve onlar da asıllarına rücu ettiler.

    O dönemde medya ortamı da görece özgürdü ve ana akım medyadan birçok gazeteci de Kürt meselesine dair söyleşiler yapmak için sınır ötesine, dağlara kadar gitmişlerdi.

    Şimdi bu söyleşiler suç unsuru kabul ediliyor ve bu yüzden birçok gazeteci hapiste.

    Ben bu dönemin de geçeceği, barışın yine revaçta olacağı günlerin geleceği umudunu taşıyorum.

    En önemlisi o günler gelene kadar ülkede ya da ülke dışında mesleki onurunu korumak ve barış talebinden vazgeçmemektir.

    Newroz Pîroz Be…

     


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları