• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Medya ve hukuk

    Medya, demokrasilerde “dördüncü kuvvet” olarak adlandırılır. Güçler ayrılığının olduğu hukuk devletlerinde yasama, yürütme, yargının yanında kamuoyunu bilgilendirme ve toplum adına iktidarı denetleme işlevi görür. Ve bunu bu saydığım güç odaklarından bağımsız olarak yapar.

    Ancak Türkiye’de güçler ayrılığı ilkesi işlemediği için medyanın da dördüncü kuvvet olarak devletin organlarından bağımsız olduğu bir dönem olmadı. Özellikle son birkaç yıldır Türkiye’de güçler ayrılığının esamesi okunmadığından ise devlete ve iktidara yanaşmış, iliştirilmiş medya düzeni de gemi azıya aldı.

    Türkiye ana akım medyasının ihbarcılık, itibar suikastı, hedef göstermeden tutun da hükümet kurup hükümet devirmeye kadar birçok kronik hastalığı bu dönemde iyice azdı ve OHAL’in muhalif basına yönelik operasyonları sonrası habercilik alanını neredeyse tümüyle işgal etti.

    Bu dönemin önceki dönemlerden farkı ise şu: Medya, artık güç odaklarına ya da iktidara bağımlı olmanın yanı sıra yasama, yürütme, yargıyı sıklıkla yönlendiriyor, manipüle ediyor. Yani ülkeyi yönetme hedefine yaklaşmış gibi.

    Medya, doğası gereği haberini satmak için skandal ya da suç gibi olaylardan beslenir. Ana akım medya sürümden kazanmak için toplumu ürkütmek, korkutmak, böylece ilgisini çekmek zorundadır. Bugünkü iktidarın toplumu kutuplaştırma ve düşman üretme politikası ana akım medyaya geniş alan açıyor ve kronik hastalıklarını kaşıyor.

    Cumhuriyet gazetesi yönetici ve yazarlarına, HDP’lilere ya da hak savunucularına yönelik operasyonlar öncesinde ya da sırasında yandaş ve ana akım medyada nasıl komplo teorileri, nasıl kriminalizasyonlar yapıldığını, insanların nasıl itibar suikastine uğradıklarını, hedef gösterildiklerini gördünüz.

    Böylece hem gazetelerini hâlâ satabiliyor, televizyonlarını hâlâ seyrettirebiliyor ve üstelik iktidardan da pay alıyorlar. Esas problem, yasama, yürütme ve yargının, özellikle de yargının bunları ciddiye alması ya da işine geldiği için ciddiye alıyormuş gibi yapması.

    Bugün toplumun büyük bir kesimi bu ülkedeki iktidara muhalif insanların medyanın tarif ettiği kişiler gibi olduğuna inanıyor.

    Bunun toplumsal barışın önünde nasıl bir engel olduğunu, bu ülke için nasıl bir tehlike oluşturduğunu düşünün.

    Bu medya düzeni ve işleyişi bugün iktidarın işine geliyor olabilir.

    Fakat uzun vadede bundan en büyük zararı yine iktidar görecektir.

    İnsanların gülünç gerekçelerle tutuklandığı, hüküm giydiği bir ülkede yargı ve hükümet meşruiyetini yitirir.

    Ana akım medya ellerini yıkayıp bundan da sıyrılırken, dönemin yargısı ve yürütmesi tartışılmaya bașlanır.


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları