• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    MEMLEKET HASRETİ

     

    Fırsat buldukça önünden geçiyorum. Beşiktaş semtini belki de Beşiktaş takımını çocukluğumdan beri tuttuğum için seviyorsun da diyebilirsiniz. Tarlabaşı’ndan Taksim’e çıkıp oradan Gümüşsuyu, Dolmabahçe derken; o büyülü,  bana Sivas’ın ağaçlı fidanlık yolunu anımsatan koca çınarların gölgesinde upuzun bir yürüyüşün ardından denize bir selam çakıp Beşiktaş’a çıkıyorum. Deniz kokusu ne güzel! Ya memleket kokusu… Ya memlekete duyduğum hasretim…

    Ne güzel söylüyor… Yıl 1969. İstanbul’da ikinci yılım. Yatılı okulun artık bana zor geldiğini biliyorum. Memleket türkülerine sarmışım. Gençliğin yabancı müzikle haşır neşir olduğu yıllar… Bense türkü dinleyip arada kırık dökük dizeler karalıyorum.

    Çocukluğumda mahalleden geçen türkü, destan yapraklarını satanlar geçiyor usumdan. Harçlığımı onlara yatırıyorum. Okuyup ezberliyorum kimini… Birkaç yıl önce bir şiir programında bana sormuştular: Şiiri neden seviyorsun? Çünkü türküleri seviyorum demiştim. Sahi, türküleri ne çok seviyordum. Sivas yılları, Bengiler ’de oturduğumuz evde babamın şarapla hemhal olduğu akşamlarda annemin içli sesiyle söylediği memleket türkülerine cılız çocuk sesimizle eşlik ettiğimiz düşüyor usuma… Darbukamız yok. Babam kontrplak kaplı sandalyeyi tıngırdatıyor darbuka niyetine…

    Diyarbakır etrafında bağlar var… Bağlar Var,
    Fitil işler yüreğimde yara var aman.
    Sen gidersen benim başka kimim Var… Kimim Var,
    İsterem ki  bir gün evvel gelesen aman.

    İşte ses buradan geliyordu. Kalınca bir ses bana değişik ama hoş gelen bir şive ile söylüyordu. İçimi delip geçiyor o türkü sözleri…

    Ölmez sağ olursam bu yaz inşallah

    Sılayı bir daha görmek istiyom

    Kırşehir’e varsam ya ağşam zabah

    Topraklara yüzüm sürmek istiyom

    Minicik bir dükkân burası… Türkünün sözleri buradan dökülüyor sineme… Camında “Şemsi Yastıman Saz Evi” yazıyor. Dakikalarca, bazen saatlerce dinliyorum. Bir gün fark ediverdi beni. “İçeri gel evladım, diye sesledi.” Nasıl bir heyecan var içimde, kıpır kıpırım… “Çok mu seviyon saz çalmayı, türkü çığırmayı.” Başımı salladım. “Otur da dinle,” dedi. Oturdum. Dinledim.

    O yılın sonunda Diyarbakır’a döndüm. Ta ki amcamın hastalığı zamanı İstanbul’a gelene dek Beşiktaş’a bir daha gidemedim. Gerçi hemen ertesi yıl bir saz sahibi olup kendi kendime çalmayı öğrenmiştim ya; sazın tınısı hiç hoşuma gitmiyor. Sıkılıp duruyorum.

    Diran Amcamı merak ettiğimden 1976 yazı İstanbul’a geldim. Amcam o melun hastalıktan sonra bile iyi gözüktü gözüme… Ne çok severdim amcamı. Neşeli adamdı. Meşki, temaşayı, misafiri, sevdiklerini yanında görmeyi ne çok severdi. Cumartesi akşamları masa donatılır, şarap açılırdı. Gülüp eğlenirdik. Küçüklüğümde de böyle değil miydi amcam… Erivan radyosunu uzun dalgadan bulur, o kocaman lambalı radyodan dilimizin hasretini götüren Ermenice ezgileri dinlerdik. Dikran dayıya “Haydi Dikran söyle…” derdi. Agopcan Dayı da darbukanın gözüne vururdu. Hepimiz ezgilerle coşar giderdik memlekete, hasretle…

    Yine gittim Beşiktaş’a… Şemsi Yastıman yine söylüyor memleket hasretiyle…

    Üç arkadaş şöyle bir bahça bulsak

    Çalpıdan hatlayıp bir üzüm yolsak

    Sağbısı dutsa da bir rezil olsak

    O tatlı günlere ermek istiyom

    Girip kendimi tanıttım. Hatırladı. ”Sen şu beni gelip dinleyen çocuksun he mi…” “He,” dedim. Bağlamalara baktım. Kendi eliyle bir tane seçip, akordunu bir güzel yapıp verdi elime… Çaldım. Kendimden geçtim. Ne güzel sedası var bu sazın… “Gövdesi dut ağacı bir bağlama elbet güzel ses çıkarır, ama marifet çalanda…” deyiverdi koca ozan… Onun gibi usta olamadım elbet…

    Parası çok geldi bana. Epeyi de fiyat indirdi usta ama nafile yetişmedi param. Ertesi gün de gidiyorum. Amcam akşam sordu “Aldın mı?” diye. “Yok” dedim. Anladı paramın yetmediğini, çıkarıp verdi geri kalanı… Sarıldım. “Sazı al da bir gün bana çalarsın ödeşiriz,” dedi amcam.

    Ertesi yıl amcamı kaybettik. Ona saz çalmayı başaramadım.  Dinletemedim sazımı. O masayı türkülerle şenlendiremedim. Biliyorum, amcam ve Dikran Dayı bir yerlerden bana gülerek eşlik ediyordur, Şemsi Yastıman’la birlikte…

    Pınar Başından Bulanır Canım Oy

    İner Ovayı Dolanır Canım Oy

    Sende çok Haller Bulunur Canım Oy

    Dağlar Duman Olur

    Halim Yaman Olur

    Ben Yâri Görmesem

    Halim Yaman Olur Yar Yar

     


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları