• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    “Merkez sağda yeni bir yapılanma gündeme gelebilir”
    “Merkez sağda yeni bir yapılanma gündeme gelebilir”
    20 Nisan 2017 13:20
    Font1 Font2 Font3 Font4
    Bu Haberi Yazdır

    Hasip Kaplan uluslararası hukuk çevrelerinde de iyi tanınan bir avukat. Avukat olarak birçok kritik davada savunma sıralarında oturmanın yanı sıra yazarlık da yaptı. Beş kitap yayımladı. Hasip Kaplan sırasıyla DTP, BDP ve HDP milletvekili olarak iki dönem TBMM’de bulundu. Kürsüden hatiplik yeteneğini sergiledi.

    Hasip Kaplan ile buluştum ve kendisine referandum sonuçları hakkında sorular sordum…

    İshak Karakaş- Referandum başa baş sonuçlandı.  Ne düşünüyorsunuz?

    Hasip Kaplan-Şimdi referandumu şöyle değerlendirmek lazım; eşit koşullarda bir yarış oldu mu, olmadı mı? Öyle düşündüğümüz zaman, devletin bütün olanakları, uçakları, araçları, askeri, polisi, valisi, bürokratı; herkes orantısız ve dünyada görülmemiş bir şekildeevet için kullanıldı. Ve kaynağı sorgulanamayan korkunç bir masrafla bütün Türkiye’yi donattılar. Basın susturulmuştu.  Meclisin üçüncü partisinineş başkanları, milletvekilleri tutuklu. Belediye başkanlarının çoğu tutuklu. 86’nın üzerinde kayyum ataması yapıldı. OHAL koşullarında gidildi referanduma. OHAL, Doğu ve Güneydoğu’da savaş haline dönüşmüştü. Yani oradaki koşullar, batıdaki OHAL gibi değil. Şimdi bu koşullarda referanduma giderken evet cephesine baktığımız zaman MHP ile bir ittifak vardı, BBP daha sonra dâhil oldu. Doğu ve Güneydoğu’da da HÜDA PAR’la bir ittifak vardı.  Hayır cephesine baktığınız zaman; CHP, HDP, Haziran Hareketi, Saadet Partisi, MHP’li muhalifler… Böyle bir kesim vardı. Hayır cephesinin propagandasına baktığınız zaman, anamuhalefetpartisine medyada tek tük yer verildi. Bunun dışında TRT ve havuz medyasındadezenformasyon ve saptırma yoğunluklu bir propaganda dönemigeçirdik. Anketler yayınlandı; anketlerde de manipülasyon öne çıktı. Mesela genel seçimi bilen Adil Gür’ün “Yüzde 61 evet çıkacak!” demesi bir tesadüf değildi ve çıkmayacağı da biliniyordu. Çünkü anketlerin hiçbirinde bu rakam yoktu.  Doğrusu ‘anketler ne diyor’ diye biz de merak ediyorduk. Fakat bizim konuştuğumuz anketçiler bu açıklamaların dışında bilgiler veriyordu ve hayır’ın 53-56 bandında olduğunu söylüyorlardı. Şimdi bu koşullarda sandığa gidilirken yurtdışında kullanılan oylarda,iki ayrı yerde oy kullanmadan tutun, konsoloslukların olduğu yerlerde birtakım yolsuzluk haberleri gelmeye başladı. Sonra 16 Nisan günü Doğu ve Güneydoğu’da, özellikle kırsal kesimde korucuların, güvenlik güçlerinin baskısı altında yapılan bir seçime tanık olduk. Aynı yolsuzluklarıbatıda da müşahede ettik.  En son YSK (Yüksek Seçim Kurulu) başkanı “Mühürlü de olmasa oy geçerlidir,gibi bir karar aldık” diyerek seçimin meşruiyetine büyük bir gölge düşürdü. Yabancı gözlemciler vardı bölgede. Batıdan da vardı; AGİT’ten (’’) gelenler vardı. Onlar daeşit olmayan bir yarıştan, baskılardan söz ettiler. Örneğinhayır çalışması yapanlara, saldırıların envaı çeşidine tanık olduklarından, emsali görülmemiş bir seçim propagandası yarışından bahsettiler. Bir tarafta devlet vardı, devletin gücünü kullanan, parti devletiolmaya çalışan bir güç… Öteki tarafta da halk vardı. Farklı kesimler, farklı şekilde kendihayırpropagandasını kendi cephesinden yürüttü. Meclisin üçüncü partisinin eş başkanları tutuklu ve onlar seçim çalışmalarına katılamadılar. Bukoşullarda herkes şunu söylüyordu tabii; “Kürt oyları belirleyici olacak!”

    -Sizce Kürt oyları nasıl bir tablo ortaya çıkardı?

    Bütün baskı, operasyon ve tutuklamalara rağmen HDP’ninyüksek oy aldığı illerde hayır oyu yine yüksek çıktı. Tek tük bazı yerlerde çok az rakamlarla, baskı sonucu evet oylarının çıkması söz konusu. Sonra mühürsüzpusulaların ortaya çıkması, yaygın olarak Doğu ve Güneydoğu’da, Bitlis’te veMuş’ta uygulanması kafalarda çok ciddi soru işareti bırakıyor. Hem CHP hem de HDP, sandık sonuçlarına itiraz ettiler.

    Peki, bu itirazlardan ne çıkar?

    İtirazlar incelendikten sonra göreceğiz. YSK büyük bir itibar kaybına uğradı. Yargı nezdinde adil bir seçiminyapılması sakatlanmış oldu.

    HDP eş başkanlarının tutuklu olması referandum çalışmalarını etkiledi mi?

    Evet, etkiledi. Çünkü 7 Haziran seçimlerinde gördük; en dikkat çekici liderlerden birisi Selahattin Demirtaş’tı. Etkili bir söylemi vardı, kapsayıcı bir çalışması vardı ve özellikle de metropollerde etkili oluyordu, batıda etkili oluyordu. Şunu gördük; içerden gönderdiği kısa mesajlar bile referandumda etkisini gösterdi.

    DSC_2421

    YSK’nın mühürsüz oy pusulalarını geçerli kabul etmesinin hukuktaki yeri nedir?

    Bunun hukukta yeri yok. Kanun var, seçim kanunun var. Seçim kanunu “Mühürsüzse, oy pusulası geçersizdir,” diyor.  Böyle bir kanun varken YSK kalkıp “Ben bunu değiştiriyorum,” diye günün ortasında böyle bir karar alamaz. Yani oyunun ortasında kuralları değiştireceksin! Oylamalar yapılırken gün ortasında aldığı bir karar! Ve böyle bir karar alma yetkisi yoktur YSK’nın. Yüksek Seçim Kurulu seçimleri kanunlara uygun bir biçimde yapmakla mükellef olan bir denetleme kuruludur.

    Bu oylar yeniden sayılırsa, sonuçlar değişir mi?

    Bize ve sosyal medyaya yansıyan bilgilere göre 2-2,5 milyon oyla ilgili ciddi bir soru işareti var. Zaten 600-700 bin oy yer değiştirdiği zaman referandumun sonucu değişiyor. Yani onu 2 ile çarpın, 1 milyon 400 bin oy eder.  1 milyon 300 bin oy ile evet, önde çıkmıştı. 700-800 bin oy geçersiz sayıldığında hayır’lar öne geçecek. Bu kadar basit…

    Şırnak, Cizre, Nusaybin ve Sur’da yaşanan göçler sonuçları etkiledi mi?

    Etkiledi. Bakın, şunu söyleyeyim; şu anda hala Cizre’nin, Silopi’nin, İdil’in büyük bir kesimi harabe halinde, yıkılmış durumda ve bu insanlar farklı şehirlerde yaşıyorlar. Buna rağmen evlerinden edilen bu insanlar geldiler ve oylarını kullandılar.  Şırnak, Güneydoğu’da en yüksek hayıroyunun çıktığı ilimiz. Özellikle ben Şırnak merkez olarak baktım, – oradan iki dönem milletvekili seçildiğim için biliyorum- sadece kırsal kesimde asker, korucu ve güvenlikgüçlerinin baskısının olduğu yerlerde evet oyları çıkmış. Zaten şu an OHAL uygulanan Şırnak’ta çok sayıda güvenlik görevlisi, TSK mensubu bulunmaktadır. Bunların da oy kullandığını düşündüğünüz zaman, oradan çıkan evet oylarının büyük çoğunluğu memur ve güvenlikgüçlerine aittir.

    Kürtlerin yoğun olduğu illeri baz alırsak en fazla evet oyu, Bingöl ve Elazığ’da çıktı. Bunu neye bağlıyorsunuz? Şunu da sormadan edemeyeceğim, Bingöl’ün bazı ilçelerindeki mahallelerde sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Bu durum oylamayı etkiledi mi?

    Valla, Bingöl’de zaten daha önce de AKP yüksek oy alıyordu. Küçük bir ilimiz Bingöl.  Orada 1 milletvekilini HDP, iki milletvekilini AKP çıkartıyor. Yasak koyduğunuz zaman insanlar oyunu kullanma imkânlarına ulaşamıyor. Bir ikincisi,yasak ve baskı ortamındaevet kullananlar‘devlet yanlısı’, hayırkullananlar‘düşman’ gibi açıklamalar her gün yapılıyordu. Bu büyük bir baskı oluşturdu halkta.

    YSK’nın kararları iç hukukla değiştirilemediği için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM)  gidilebilir mi?

    YSK kararları kesindir. YSK kararları kesin olduğu için bireysel olarak da Anayasa Mahkemesi’ne gitseniz, yine ret kararı çıkar. Burada partiler AİHM’ne tüzel kişilik olarak başvurabilirler. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, ek 1 protokol, 3. Madde, hür seçimleri düzenleyen bir maddedir ve bu daha çok milletvekilleri seçimleri ile ilgili olan bir uygulama. Yerel yönetimlerle ilgili uygulanmıyordu. Fakat devletin yönetim tarzı için AİHM bu davaya bakabilir.

    Halkın yarısı tarafından kabul edilmeyen anayasa,toplumsal uzlaşmayı nasıl sağlar?

    Fazla ömrü olmaz. Bakın, çok açık söylüyorum, seçimlerde şunu öğrendik;  1 milyon 300 bin oyla evet önde idi. Yani demokrasi cephesi önümüzdeki seçimlerde eğer ortak bir demokrasi programında uzlaşırsa ve ortak bir cumhurbaşkanı adayıyla çıkarsa o 1 milyon 300 bin oyu çok rahatlıkla elde edebilir.  17 Nisan’dan sonra bugün itibariyle merkezsağda kıpırdanmalar var, biliyoruz. AKP’den kopanlar var. AKP’denayrılıp hayır oyu verenler var. Kimse bunun tahlilini yapmadı. Yani AKP’den ne kadar hayır oyu çıktı?Kürtler ne kadar oy verdi, hep bunun etrafında dönüp dolaşıyorlar ama AKP’nin içinden ne kadar hayır oyu çıktığı konusunda basında ve televizyonlardaciddi bir tartışma görmedik. Ama sosyal medyadan izlediğimiz kadarıyla eski bakanlardan birçoğununhayır verdiğini ve hayır için çalıştığını biliyoruz. Şimdi yüzde 49’a baktığınız zaman şöyle bir durum da ortaya çıkıyortabii… MHP ileAKP’nin oy toplamında yüzde 11’lik bir kayıp var. Bütün MHPmuhalifleri de hayır oyu verdiği için merkez sağda önümüzde önemli değişimler yaşanacak ve AKP’de de kopmalar yaşanacak. Merkez sağda yeni bir yapılanma gündeme gelebilir. Çünkü MHP’den ayrılan muhalifler var,  onlar arayış içindedir. AKP’de daha önce politika yapıp ayrılanlar var, onlar arayıştadır. Bir tek adam rejimi, baskıcı, totaliter bir rejim kuruluyor. Her ne kadar buna ‘cumhurbaşkanlığısistemi ‘dense de bu, başkanlık sistemi değil. ABD’deki başkanlık sisteminde bir fren-denge mekanizması var. Güçler aylığı keskindir. Burada tam tersi… Nebir fren var, ne bir denge… Güçler ayrılığı, güçler birliğine dönüşüyor. Yani tek kişiye bağlı yasama,  yargı ve yürütme olacak. Bakanlarını atayacak…  Seçime giderken başkan yardımcıları da ABD’de seçime giriyor. Burada giriyor mu? Girmiyor. Sayısı ne kadar,belli değil! İstediği gibi yönlendirecek cumhurbaşkanı. Bu koşullarda2019’da yerel seçimler, genel seçimler ve cumhurbaşkanlığı seçimleri aynı gün yapılacak gibi görünüyor. Yani gelişmeler bunu gösteriyor.

    DSC_2433

    Erken seçim söz konusu olabilir mi?

    Evet. Muhalefet derlenip toparlanmadan, ciddi bir alternatif güç oluşturmasını beklemeden bir erken seçim gündeme gelebilir. Bunu engellemek için her an bir erken seçime hazır olmak lazım. Önümüzdeki sonbahar olabilir, kasım ayı… 2018’in kasım ayı da olabilir. Ben bunun 2019’a kadar uzayacağını düşünmüyorum. Çünkü ekonomide ciddi bir istikrarsızlık var, Ortadoğu’da ve dış politikada ciddi değişimler var ve bunların getirdiği sıkıntılar var. Bunları dikkate aldığımız zaman en uygun koşullarda ve en kısa zamanda her anbir erken seçim kararı çıkartabilirler. Yeni anayasada belirtilen sistemi, mecliste anayasa değiştirmek için gereken milletvekili sayısına erişerek her alanda yapmak amacını öne çıkartacaklardır. Çünkü ihtirasın sonu yok, sadece başkan olmakla kalınmıyor; daha ötesi, daha ötesi istenecek. Onun için sürprizlere de hazır olmamız gerekiyor.  Bu durumdahayır cephesinde bence herkesinartık aklını başına toplaması gerekiyor. Bu büyük bir projedir. Bir yandan cumhurbaşkanı seçilecek, bir yandan büyükşehir belediye başkanları,  bir yanda milletvekilleri seçilecek, bir yandan cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar seçilecek aynı günde. Çok büyük bir proje olduğu için, bu proje CHP’yi, HDP’yi, Haziran Hareketi’ni de aşan bir projedir. Bu yüzden ortak bir program etrafında mutlaka buluşmaları ve ortak bir cumhurbaşkanı adayı çıkarmaları gerekir. Bu ortak cumhurbaşkanı adayının yardımcıları HDP’den olabilir, Haziran Hareketi’nden olabilir, başka güçler katılırsa onlardan da olabilir. Yeni hükümet biçimi bu ittifakla belirlenebilir ve ortak program öne koyarlar. Nedir? Çok basit… Yargının bağımsızlığını sağlamak,  basın özgürlüğünü sağlamak… Irkçılık,inkârcılık ve ayrımcılığa karşı eşit yurttaşlık hukukunu sağlamak…Emeği sömüren değil, emeğin hakkını gözeten yasal düzenlemeleri yapmak. Güvenlik güçleri şu an itibariyle ideolojik olarak demokrasinin önünde bir engel haline dönüşmeye başladı. Devletin herkese karşı bağımsız olacak bir yapı doğrultusunda değişimini sağlamak… Bunlar kaçınılmazdır; eğer demokrasi istiyorsanız, bunları yapmak zorundasınız. Bu yönleriyle baktığımız zaman bu çok zor bir olay değil. Bir tasarım olayı, bir siyasal-toplumsal mühendislik olayıdır. Türkiye’de o zaman Kürtler de, Aleviler de, azınlıklar da,  farklılıklar da öteki muamelesinden kurtulacaklar, sözde vatandaş olmaktan kurtulacaklar ve kendi aralarında eşit yurttaşlık hukukunu hayata geçirme bilinciyle kenetleneceklerdir.

    Referandum sonuçları üzerindeki bu şaibe, ABDve AB ile ilişkilerde sorun yaratır mı sizce?

    Cumhurbaşkanının ilk açıklaması belli oldu,“İdam var önümüzde. İdamı getireceğiz, halka soracağız,” dedi. Bunu tartışmaya açmak bile Avrupa Konseyi ile ilişkileri askıya almak demektir. İdam cezası Avrupa Konseyi’nde hiçbir ülkede kabul edilmemiştir, Türkiyede Avrupa Konseyi üyesidir ve AB’ye girmek için idam cezasını kaldırmıştır. Bunu gündeme getirmek, AB’nden kopmak anlamına geliyor; birincisi bu… Şu anda Avrupa ile ilişkiler iyi değil. Amerika’nın,  AGİT’inbugün ( 17 Nisan)  seçimlerle ilgili yaptığı açıklama var. Biliyorsunuz AGİT’in, seçim gözlemcisi olarak fonksiyonel bir görevi var. Çok ciddi hukuksuzluk ve ihlaller tespit edildi.  Bunun içinden “Ben seçildim, milletin iradesiyle geldim” diyerek çıkamazsınız. Sıkıntı yaşarsınız; dış ilişkiler sıkıntı yaşar, ekonomi sıkıntı yaşar, Ortadoğu politikaları sıkıntı yaşar. Yanlış politikalar yüzünden 3 milyon mülteci geldi; senin hatan yüzünden geldi, yanlış ata oynamamanın sonucunda geldi ve ABD-Rusya koalisyonu seni dışladı. Ortadoğu’da 40 milyon Kürt var. Şimdi stratejik olarak, siyaseten onlarla dostluk ilişkilerini geliştirmediğin zaman ciddi bir sıkıntı yaşanır.

    Referandum sonuçları kesinleşirse, parlamentoda muhalefet yapmanın koşulları kalır mı?

    Hayır. Parlamentoda en büyük muhalefet bütçe görüşmelerinde yapılır.Bu, vatandaşın vergisinin, kuruşunun hesabını sormakla, muhalefetin hükümeti denetlemesi ile olur. ‘Kesin hesap’ denen bir şey var. Bir de önümüzdeki yılın bütçesi mecliste görüşülür. Şimdi bu durumda iç tüzüğü de rafa kaldıracaklar. Tek kişi ne istiyorsa, istediği gibi harcayabilecek ve bu bütçe görüşmelerinde bile denetlenemeyecek. Sayıştay meclis adına denetim görevini yapıyordu.Sayıştay’ı da kendine bağladığı için Sayıştay da yürütmenin emrine girecek ve denetim kalkacak. Gensoru hükümete yönelik en önemli haktır. Gensoruyu kaldırıyorlar. Cumhurbaşkanına tanınan güvencelerin ve dokunulmazlıkların hepsini cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar için de getiriyorlar. Yani sadece cumhurbaşkanın değil, yardımcıları ve bakanlar da sorumsuz duruma gelecek. Kenan Evren anayasaya bir geçici 15. madde koymuştu. Demişti ki, “Generaller yargılanamazlar, icraatlarından sorumlu tutulamazlar!”Açık açık koydu bunu… Bu anayasa değişikliğinde de bu var. Mecliste soruşturma açılması için 500 imza gerekecek. Cumhurbaşkanı hakkında soruşturma açılması için şu an bile 414 imza gerekiyor. 600 milletvekili olunca 2/3’ten çok yüksek bir orana çıkacak istenen sayı ve bu da imkânsız olacak. Yani her türlü suçu işleyebilir,  yolsuzluk yapabilir ama sorumlu olmayacak! Bu dünyanın hiçbir yerinde yok.

    DSC_2437

    Son olarak benim unuttuğum, sizin eklemek istediğiniz bir şey var mı?
    Benim söylemek istediğim şu; oyların çalınmasına rağmen, maniple edilmesine rağmen, sahte oy kullanılmasına rağmen, zor oy kullanılmasına rağmen yüzde 49 oranında çıkan hayır, çok çok kıymetlidir. 23 milyon 500 bin seçmenin vicdani sorumluluğunu bütün siyasetçiler taşıyor. Umudu güçlendirmek zorundalar. Demokrasi için durmak değil, bugünden itibaren daha kapsamlı bir çalışma yapmak zorundalar. HDP olarak bizim daha geniş birliklere, demokratik mücadele yöntemlerine yönelik bir değişimden geçmemiz gerekiyor. CHP’nin bu klasik, hantal durumundan kurtulması gerekiyor, demokratik mücadeleyi önüne koyan bir tarzda değişmesi gerekiyor ve Kürt meselesinde artık herkesin aklını başına toplaması gerekiyor. Ya birlikte yürürsünüz ya da ayrışırsınız. Demokrasi; birlikte yürümeyi, çözümü getirir. Savaşa karşı barışı getirir, diktatörlüğe karşı demokrasiyi getirir. Ayrımcılığa karşı eşitliği getirir. Bizim bu durumda yapmamız gereken şey, çok açık ve nettir. O zaman demokrasi güçlerinin en geniş birlikteliği için çalışmamız gerekiyor.

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     


    Yorumlar



    İlgili Haberler